Çuhacı Han
Kapalıçarşı çevresinde bir esnaf hanı
Çuhacı Han, İstanbul’da Kapalıçarşı’nın yakınında, Mahmutpaşa Yokuşu ile Kılıççılar çevresindeki ticaret dokusunun bir parçasıdır. Adı, ilk kullanıcıları olan çuha tüccarlarından gelir. Çuha, yünlü kumaş ticaretiyle bağlantılı bir üründür; hanın geçmişini anlamak için bugünkü kuyumculuk işlevinin arkasındaki bu eski uzmanlaşmayı da görmek gerekir.
Yapı, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın yaptırdığı gelir getirici eserlerdendir. Paşanın İstanbul ve Nevşehir’deki cami, medrese, çeşme ve başka hayratı, vakıf mülklerinden elde edilen gelirlerle birlikte düşünülmelidir. Bu nedenle Çuhacı Han yalnız bir ticaret binası değil, hayır kurumlarının ekonomik devamlılığına bağlanan bir yapıdır.
Yapım tarihi ve ticaret işlevi
Semavi Eyice, hanın yapımını İbrahim Paşa’nın 1718–1730 arasındaki sadaret dönemine yerleştirir. Sezgi Giray Küçük’ün 2020 tarihli araştırması ise çuhacıların düzenine ilişkin 1728 tarihli arşiv kaydını ele alarak bu yılı öne çıkarır. Kitabesiz bir yapı için kullanılan tarih, hangi belgeye dayandığı açıklanarak verilmelidir. Bu kayıt kesin bir inşa günü bildirmediği için hanın yapımı belirli bir gün ve aya bağlanamaz.
Çuhacılar loncasının kethüdâsının da burada bulunması, hana tek bir meslek çevresinin kimliğini kazandırmıştı. 19. yüzyılda çuha esnafının yerini kuyumcu ve kakmacıların alması ise adın değişmesinden daha kapsamlı bir işlev dönüşümüdür. Yapıyı yalnız Lâle Devri’ne ait dondurulmuş bir anıt gibi değil, farklı zanaatların kullandığı bir çalışma ortamı olarak ele almak gerekir.
Avlu, revaklar ve dükkânlar
Ortasındaki avlu ve onu çevreleyen revaklar, hanın iç düzenini belirler. Taş ile tuğlanın birlikte kullanılması, sokak cephesindeki dükkânlar ve içerideki çalışma hacimleri yapının ticaretle ilişkisini gösterir. Girişin uzun bir geçit halinde düzenlenmesi, hanı çevresindeki sokak dokusuna bağlar. Kapı üzerinde yer alan mescit ise çalışma mekânıyla ibadetin aynı yapı içinde buluştuğu bir başka bölümdür.
Kat sayıları yayınlarda farklı anlatılabilir. Eyice yapıyı iki katlı olarak tarif eder; Giray Küçük, sokak kotundaki birimleri de içeren üç katlı bir düzen tanımlar. Bu fark, tek başına sonradan bir kat eklendiğinin kanıtı sayılmaz. Farklı kotların, sokaktan kullanılan hacimlerin ve avlu çevresindeki esas katların nasıl sayıldığına bakılmalıdır.
Yangın, değişiklikler ve koruma
Eyice, Vâsıf Tarihi’ne dayanarak hanın 22 Kasım 1750’deki Hocapaşa yangınında zarar gördüğünü aktarır. Sonraki kullanımlar boyunca oluşan ekler de yapının görünüşünü değiştirmiştir. Bu tarihsel süreç nedeniyle görülen her bölümü ilk inşa evresine ait kabul etmek doğru değildir; onarım ve kullanım izleri birbirinden ayrılmalıdır.
Giray Küçük’ün araştırması, koruma sorunlarını somut yapı öğeleri üzerinden inceler. Ağır betonarme merdiven ve kapatılan revaklar ile suyun malzemeler üzerindeki etkisi başlıca sorunlar arasındadır. Çalışma, her çağdaş ekin aynı derecede zararlı olmadığını da belirtir. Dolayısıyla koruma, bütün kullanım izlerini ayrım yapmadan silmek yerine özgün yapıya zarar veren müdahaleleri tanımayı gerektirir. Hanın tarihini değerli kılan, ticaretin sürekliliğiyle mimari değişimin birlikte izlenebilmesidir.
Kaynakça
- Semavi Eyice, “Çuhacı Hanı” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi,c.8,1993,s.380–381. Kaynağı incele.
- Sezgi Giray Küçük, “Eminönü Çuhacı Han’ın Tarihsel ve Mimari İrdelemesi, Koruma Sorunları ve Çözüm Önerileri”, Sanat Tarihi Dergisi 29/2,2020,s.861–893,doi:10.29135/std.748274. Kaynağı incele.
- M. Münir Aktepe, “Damad İbrâhim Paşa, Nevşehirli” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi,c.8,1993,s.441–443. Kaynağı incele.