Üryanizade Camii
Kuzguncuk kıyısındaki ahşap cami
Üryanizade Camii, İstanbul Boğazı’nın Anadolu kıyısında, Kuzguncuk ile Beylerbeyi arasındaki Abdullah Ağa Caddesi üzerinde bulunan küçük bir Osmanlı ibadet yapısıdır. Adını yaptıran Üryanizade Ahmed Esad Efendi’den alır. Büyük kubbeli selâtin camilerinden farklı olarak, kıyıdaki ahşap konut mimarisini hatırlatan ölçüsü ve kısa minaresiyle tanınır. Yapının tarihsel değeri, deniz ulaşımı ile mahalle ibadetinin bir arada düşünülmesinde de yatar.
Kıyıdaki konumu, mescidi yalnızca karadan ulaşılan bir mahalle yapısı olmaktan çıkarır. Üsküdar üzerine yayımlanan tarih çalışmalarında burun, Nakkaş Baba çevresi ve yakındaki yalılarla birlikte ele alınır. Bu çevre ilişkisi önemlidir: camiyi Boğaziçi’nden bağımsız bir anıt gibi anlatmak, alt katı ile kıyı arasındaki kullanım bağını görünmez kılar.
Banisi ve yapım tarihi tartışması
Ahmed Esad Efendi, kadılık ve kazaskerlik görevlerinden sonra II. Abdülhamid döneminde şeyhülislâmlığa getirildi. Ş. Tufan Buzpınar’ın biyografisine göre bu göreve 4 Aralık 1878’de başladı ve 17 Ocak 1889’da görev başında öldü. Dolayısıyla bir yayında geçen 1889 yılı, baninin ölüm tarihiyle yapının inşa tarihini karıştırmadan değerlendirilmelidir.
İnşa yılı konusunda yayınlar aynı bilgiyi vermez. Mehmet Nermi Haskan, camiyi 1860’ta yaptırılmış bir yapı olarak kaydeder. Mimarlık tarihçisi M. Sinan Genim ise Esad Efendi’ye Nakkaşburnu’ndaki yalının 1884’te verilmesinden hareketle 1884–1885 yıllarını önerir. Bu ikinci tarihleme bir araştırmacı yorumudur. İki görüşü tek bir kesin yılmış gibi birleştirmek yerine, yapının 19. yüzyılın ikinci yarısına ait olduğu ve tarihlemesinin tartışıldığı belirtilmelidir. Kırk günde tamamlandığı anlatısı da inşaat kaydıyla kanıtlanmış bir süre olarak alınamaz.
Ahşap yapı ve kısa minare
Caminin üstteki ibadet mekânı ahşap, alt bölümü ise taştır. Yükseltilmiş harime merdivenle ulaşılır; girişin önündeki sundurma, küçük yapı ile avlu arasındaki geçişi kurar. Kurumsal envanterler dikdörtgen planı, kıyıya dönük pencereleri ve içteki ahşap işçiliğini vurgular. Mihrabın, minberin ve bezemelerin değerlendirilmesinde bu mütevazı ölçek, büyük bir külliyenin ölçütleriyle karıştırılmamalıdır.
En ayırt edici öğe, ahşap minaredir. Uzun ve ince bir taş gövde yerine kısa bir gövde ve köşk biçimli şerefe görülür. Genim’in incelemesinde baklava desenli korkuluklar, kemerler ve sekiz kenarlı külah üzerinde durulur. Bu ayrıntılar, doğrama ustalığının küçük bir mimari parçayı nasıl belirginleştirdiğini gösterir; caminin tanınmasını sağlayan yalnız boyutu değildir.
Kayıkhane ve kıyı kültürü
Yapının altında bir kayıkhane bulunması, kayıkla gelenlerin ibadethaneye ulaşımını mümkün kılan bir düzenlemeydi. Genim, yakın dönem onarımları sırasında kıyı düzeninin değişmesini ve kayıkhane girişinin kapanmasını eleştirir. Bu değerlendirme, yapının bütünüyle yok olduğu anlamına gelmez; tartışılan, denizle kurduğu eski ilişkinin korunup korunmadığıdır.
Üryanizade Camii bu nedenle hem ahşap Osmanlı mimarisi hem de gündelik Boğaziçi hayatı bakımından okunabilir. Tarihsel bir yapıyı korumak, yalnız minaresinin veya cephesinin görünüşünü sürdürmekle sınırlı değildir. Girişlerin, kıyının ve kullanılan katların zaman içindeki değişimini belgelemek, yapının ne işe yaradığını anlamayı da sağlar.
Kaynakça
- Ş. Tufan Buzpınar, “Esad Efendi, Uryânîzâde” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c.11, 1995, s.346. Kaynağı incele.
- M. Sinan Genim, “Kuzguncuk Üryanizâde Ahmed Esad Efendi Mescidi”, Şehir ve Kültür, sy.68, Mart 2020, s.10–13. Kaynağı incele.
- Mehmet Nermi Haskan, Yüzyıllar Boyunca Üsküdar, c.2, Üsküdar Belediyesi yayını, s.594. Kaynağı incele.
- Abdullah Kılıç, haz., Tarihi Eserleriyle Üsküdar, Üsküdar Belediyesi,2017, “Uryânîzâde Camii”, s.222. Kaynağı incele.