Ayasofya Medresesi
Ayasofya çevresinde bir eğitim kurumu
Ayasofya Medresesi, İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından kurulan eğitim yapılarından biridir. Ayasofya’nın kuzeybatısında yer alması, kurumun tarihini cami çevresindeki vakıf düzeniyle birleştirir. Medreseyi yalnız bugünkü binası üzerinden okumak yanıltıcıdır: eğitim kurumu yüzyıllarca devam etmiş, kullandığı yapı ise onarılmış, yenilenmiş ve yeniden yapılmıştır.
Fetih sonrasında ilk dersler için yakındaki papaz odalarından yararlanıldığı, daha sonra Fatih’in vakfı olan ayrı bir medrese kurulduğu Semavi Eyice tarafından belirtilir. Böylece geçici kullanım ile müstakil kurumun inşasını ayırmak gerekir. Ayasofya’nın bütünü için hazırlanan Osmanlı dönemi anlatısı içinde medrese, ibadet yapısının yanındaki eğitim işlevini temsil eder.
Müderrisler ve yüksek dereceli öğretim
Eyice, medresede ders verenler arasında Molla Hüsrev’i ve Ali Kuşçu’yu sayar. Fatih Külliyesi’nin kurulması sonrasında yaşanan kesintiyi II. Bayezid dönemindeki yeniden açılış izler. Hüseyin Ayvansarâyî’nin hücreler üzerine bir kat daha yapıldığını bildirmesi, binanın gelişimini anlamak için kullanılan kayıtlardandır. Bu anlatı, yapının bütün ayrıntılarının 15. yüzyıldan değişmeden kaldığı anlamına gelmez.
Said Nohut’un araştırmasını aktaran 2026 tarihli üniversite yayını, kurumun önemini yalnız bir ilk olma iddiasıyla açıklamaz. Müderrislerin görev basamakları ve medrese dereceleri üzerinden, Ayasofya’yı Süleymaniye medreselerine uzanan yüksek öğretim kariyerinin önemli duraklarından biri olarak değerlendirir. Böyle bir yaklaşım, tanınmış birkaç isim dışında kalan öğretim kadrolarını da görünür kılar.
Birbirini izleyen bina evreleri
Medresenin mimari tarihindeki bütün aşamalar aynı kesinlikte bilinmez. Eyice, 19. yüzyıldaki yapının Fossati onarımları sırasında yeniden yapılmış olabileceğini fotoğraflara dayanarak düşünmüştü. Nohut’un arşiv araştırmasını anlatan yeni yayında ise 1869’daki yıkım ve 1873’teki yeniden yapım öne çıkarılır. Bu nedenle son dönem fotoğraflarındaki binayı doğrudan Fatih’in 15. yüzyılda yaptırdığı yapı diye tanıtmak doğru değildir.
Kurumun büyüklüğünü gösteren kayıtlar da bağlamlarıyla okunmalıdır. Eyice’nin kullandığı 1869 medrese listesinde 198 öğrenci, 1915 tarihli başka bir tespitte ise 103 öğrenci görünür; ikinci kayıt 32 odadan söz eder. Bu rakamlar, tek bir tarihte yapılmış eşzamanlı bir sayım değildir. Farklı tarihlerdeki kapasite ve kullanım bilgilerini birbirine ekleyerek değişmez bir öğrenci sayısı üretilemez.
Yıkım ve yeniden yapım
Öğretim işlevinin sona ermesinden sonra bina bir süre öksüzler yurdu olarak kullanıldı. Yıkım tarihi, eski literatürde 1935, 2026 tarihli kurumsal araştırma haberinde ise 1936 olarak verilir. Ayasofya’nın müzeye dönüştürülme kararıyla medresenin fiilen ortadan kaldırılmasını aynı gün veya aynı işlem saymak yerine, 1930’ların ortasında birbirini izleyen gelişmeler olarak değerlendirmek gerekir.
Günümüzde yalnız temelleri kalmış bir medreseden söz etmiyoruz. Üniversitenin 2022 açıklamasına göre rekonstrüksiyon 2017’de başladı ve yapı araştırma merkezleri ile lisansüstü programlar için üniversiteye tahsis edildi. Aynı yıl düzenlenen seminer duyurusu, yerleşkenin tamamlanarak kullanılmaya başladığını belgeler. Bugünkü yapı, eski binanın kesintisiz ayakta kalmış özgün malzemesiyle karıştırılmamalı; belgelere dayalı bir yeniden yapım olarak tanımlanmalıdır.
Kaynakça
- Semavi Eyice, “Ayasofya Medresesi” bölümü, “Ayasofya” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi,c.4,1991,s.214–215. Kaynağı incele.
- FSMVÜ, “Ayasofya Medresesi’nin Tarihi ve İlmi Rolü Dr.Said Nohut’un Sunumunda Ele Alındı”,4 Mayıs 2026. Kaynağı incele.
- FSMVÜ, “Ayasofya Medresesi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ile yeniden ilim hayatına kavuşuyor”,18 Şubat 2022. Kaynağı incele.
- FSMVÜ, “Ayasofya Medresesi ve Osmanlı Eğitim Sistemi”,26 Ekim 2022 seminerduyurusu. Kaynağı incele.