İznik, Bizans’ın Bitinya’daki en güçlü surlu şehriydi ve Osmanlı beyliğinin ilk otuz yılında alınamayan hedefti. Şehir 2 Mart 1331’de Orhan Gazi’ye teslim oldu. Bu bir hücum zaferi değil, uzun bir ablukanın ve dışarıdan kurtarılma ümidinin tükenmesinin sonucudur. İznik’in alınması, beyliğin bir uç örgütlenmesinden şehir yöneten bir yapıya geçişinde belirleyici basamaktır: ilk Osmanlı medresesi ve ilk büyük vakıf düzeni bu şehirde kuruldu.
Hangi İznik? Kimlik ve karıştırılan olaylar
Bu sayfanın konusu, bugün Bursa iline bağlı ilçe merkezi olan ve antik çağda Nikaia adıyla anılan İznik’tir. Şehir tarih boyunca birkaç kez el değiştirmiştir ve bu sayfada anlatılan olay, o el değiştirmelerin yalnızca birine aittir. Şehir 1075–1081 arasında Anadolu Selçukluları’nın eline geçmiş ve bir süre başşehir olmuş, 1097’de I. Haçlı Seferi sırasında Bizans’a geri verilmiş, 1204’ten sonra ise İstanbul’u kaybeden Bizans’ın sürgündeki imparatorluğuna merkez olmuştur. Bu sayfanın anlattığı 1331 fethi, bunlardan farklı ve sonuncusudur.
İkinci bir ayrım daha gereklidir: aynı şehirde 15.–17. yüzyıllarda üretilen ve İznik çinileri adıyla bilinen çini geleneği ayrı bir konudur; fetih olayıyla doğrudan ilgisi yoktur ve ayrı sayfada ele alınmıştır.
Neden alınamıyordu? Sur, göl ve kuşatma tekniği
İznik’in savunması iki unsura dayanıyordu. Birincisi geç Roma döneminden kalma, kuleli çift sıra sur sistemiydi; bu surlar dönemin kuşatma araçlarına uzun süre dayanabilecek nitelikteydi. İkincisi göldü: şehrin batı yanı İznik gölüne açıldığı için tam bir çevirme kolay değildi ve göl üzerinden sınırlı da olsa bağlantı kurulabiliyordu.
Buna karşılık erken Osmanlı beyliğinin elinde surlu şehir alacak kuşatma teknolojisi yoktu; ne büyük mancınık düzeni ne de düzenli lağım kazma örgütü vardı. Bu yüzden benimsenen yöntem, doğrudan hücum değil, yıllara yayılan bir yalıtma siyaseti oldu. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “İznik” maddesine göre Osman Gazi 1300 dolaylarında şehri kuşatmayı denemiş, surları aşamayınca bir havale kulesi (kaynaklarda Diraz Ali Kulesi adıyla geçer) yaptırarak şehri abluka altına almıştır. Havale kulesi, şehrin ekmek ve erzak hattını kesmeye yarayan, hâkim noktaya kurulmuş küçük bir tahkimattır; sonraki Osmanlı kuşatmalarında da kullanılan bilinen bir yöntemdir.
Bu yıpratma siyasetinin ilk büyük sınavı 1302’deki Koyunhisar Savaşı’ydı: Bizans’ın İznik ablukasını kaldırmak için gönderdiği kuvvet yenilgiye uğradı. Buna rağmen şehir teslim olmadı; abluka bir kuşak boyunca sürdü.
Ablukanın kırılma noktası: 1329
Şehrin kaderini belirleyen asıl gelişme, 1329 Haziran’ında Marmara kıyısında Pelekanon mevkiinde yapılan ve Türkçe kaynaklarda Maltepe Savaşı diye anılan çarpışmadır. Bizans İmparatoru III. Andronikos’un İznik ile İzmit’i kurtarmak için çıktığı sefer Pelekanon mevkiinde bozguna uğradı. Halil İnalcık, TDV “Orhan” maddesinde bu yenilginin ardından İznik halkının hiçbir ümidinin kalmadığını belirtir. Kuşatma bundan sonra da bir süre devam etti, ama artık kurtarma ihtimali yoktu; mesele teslimin şartlarının ne olacağıydı.
Bu ara dönemde Bursa’nın 1326’da alınmış olması da belirleyicidir. Beylik, bir büyük şehri yönetme deneyimini zaten kazanmıştı; İznik halkı, teslim olan bir şehirde ne olacağını uzaktan gözleyebiliyordu. Kaynaklara göre Bursa’nın teslim şartlarına uyulmuş olması, İznik’teki pazarlığı kolaylaştıran etkenlerden biridir.
2 Mart 1331: teslim ve şartları
Şehir 2 Mart 1331’de teslim oldu. TDV “İznik” maddesinin kaydettiği şart şudur: kalmak isteyenler şehirde kalacak, gitmek isteyenler serbestçe ayrılabilecekti. Anlaşma gereği yerli halka dokunulmadı; şehir yağmalanmadı. Bu, dönemin uç siyasetinin bilinen bir aracı olan istimâlet uygulamasıdır: direnmeden teslim olan yerleşimin can, mal ve din güvenliğinin tanınması, hem fethi ucuzlatır hem sonraki hedefler için örnek oluşturur.
Teslimin gününe dair kaynaklar birleşir; ancak teslim töreninin nasıl geçtiği, kimlerin pazarlığı yürüttüğü ve nüfusun ne kadarının şehri terk ettiği bilinmemektedir. Bu ayrıntıları kesin biçimde anlatan metinler, kaynakların söylemediğini söylemektedir. Şehrin nüfusunun bir bölümünün İstanbul’a gittiği genel kabuldür, fakat oran verilemez.
Fetihten sonra: bir uç beyliği şehir yönetmeyi öğreniyor
İznik’in asıl önemi fetihten sonra başlar. TDV maddesine göre Orhan Bey ilk iş olarak Çandarlı Kara Halil’i şehre kadı tayin etti; bir bazilikayı camiye çevirdi; bir imaret ve bir medrese yaptırarak şehrin imarını başlattı. Bu üç adım, beyliğin idarî dönüşümünün özetidir.
Kadı tayini, kırsal uç düzeninden yazılı hukuk ve kayıt tutan bir idareye geçişin işaretidir: mahkeme sicili, vakıf tescili, miras ve alım-satım kaydı bundan sonra kurumsallaşır. Çandarlı ailesinin Osmanlı bürokrasisindeki uzun etkisi de bu tayinle başlar.
İmaret, yalnız aşevi değil; vakıf gelirleriyle işleyen, yolcuyu barındıran, çevresinde çarşı ve mahalle oluşturan bir şehir çekirdeğidir. Vakıf düzeni, fethedilen şehrin ekonomisini merkezî hazineye yük bindirmeden yeniden kurmanın aracıydı.
Medrese ise en kalıcı sonuçtur. İznik medresesi Osmanlı ilim hayatının ilk kurumsal merkezi kabul edilir. İmar işleri fethin hemen ertesinde bitmedi; TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Dâvûd-i Kayserî” maddesine göre medresenin inşaatı 1336’da tamamlandı ve Orhan Bey ilk müderrisliğe, dönemin tanınmış âlimlerinden Dâvûd-i Kayserî’yi otuz akçe maaşla tayin etti. Bu, beyliğin yalnız toprak değil, ilmî meşruiyet de aradığını gösterir. Şehirdeki erken Osmanlı yapılarından Hacı Özbek Camii, kitâbesine göre 734 (1333) tarihlidir ve tarihlenebilen en erken Osmanlı camilerinden biri sayılır — yani fetihten yalnız iki yıl sonra şehirde inşa faaliyeti başlamıştır.
Şehirli üretim ve dayanışma düzeninin taşıyıcısı olan Ahîlik çevreleri de bu geçişin içindedir; esnaf örgütlenmesi, yeni alınan şehirlerde pazarın ve zanaatın hızla yeniden kurulmasını sağlamıştır.
Sonuç: Bitinya’nın kapanışı
İznik’in alınmasıyla Bizans’ın Bitinya’daki savunma hattı fiilen çöktü. Geriye kalan büyük şehir İzmit (Nikomedia) 1337’de teslim oldu; böylece Marmara’nın güney ve doğu kıyısı bütünüyle Osmanlı denetimine girdi. Beylik artık Anadolu’daki uç beyliklerinden biri değil, iki büyük şehri (Bursa ve İznik) yöneten, kadısı, vakfı, medresesi ve pazarı olan bir siyasî yapıydı.
Bunu tek bir sebebe bağlamak yanlış olur. Şehrin düşüşünde Bizans’ın iç savaşla zayıflaması, deniz üstünlüğünü sürdürememesi, kır nüfusunun uç beyleriyle uzlaşması, ablukanın ekonomiyi yıllar boyunca kurutması ve istimâlet siyasetinin teslimi cazip kılması birlikte rol oynadı. Askerî üstünlük bu etkenlerden yalnız biridir ve tek başına belirleyici değildir.
Sıkça sorulan sorular
İznik ne zaman fethedildi?
2 Mart 1331’de. Şehir Orhan Gazi’ye anlaşmayla teslim oldu.
İznik’i Osman Gazi mi, Orhan Gazi mi fethetti?
Ablukayı Osman Gazi 1300 dolaylarında başlattı; şehir onun ölümünden sonra, 1331’de Orhan Gazi döneminde teslim oldu. 1302 tarihi İznik’in fethi değil, Koyunhisar Savaşı’yla ilgilidir.
İznik neden bu kadar geç alındı?
Şehrin kuleli çift sıra surları vardı ve batı yanı göle açıldığı için tam çevirme zordu. Erken Osmanlı beyliğinin surlu şehir alacak kuşatma teknolojisi bulunmadığından yıllara yayılan bir abluka uygulandı.
Fetihten sonra halka ne oldu?
Anlaşma gereği kalmak isteyenler şehirde kaldı, gitmek isteyenler serbestçe ayrıldı; şehir yağmalanmadı. Ayrılanların oranı bilinmemektedir.
İznik medresesi neden önemlidir?
Osmanlı ilim hayatının ilk kurumsal merkezi kabul edilir. Medresenin inşaatı 1336’da tamamlandı; ilk müderrisliğine Dâvûd-i Kayserî otuz akçe maaşla tayin edildi.
İznik’in fethi ile İznik çinileri arasında bağlantı var mı?
Doğrudan bir bağlantı yoktur. Çini üretimi şehirde çok daha sonra, 15.–17. yüzyıllarda öne çıkmıştır ve ayrı bir konudur.
Kaynakça
- Semavi Eyice – Ahmet Güneş – Ahmet Vefa Çobanoğlu, “İznik” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 23, İstanbul 2001, s. 543–549 (Osmanlı dönemi bölümü Ahmet Güneş’e aittir).
- Halil İnalcık, “Orhan” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 33, İstanbul 2007, s. 375–386.
- Mehmet Bayrakdar, “Dâvûd-i Kayserî” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 9, İstanbul 1994 (İznik medresesinin 1336’da tamamlanması ve ilk müderris tayini için).
- Ioannes Kantakuzenos, Historiae, I–II. kitaplar (çağdaş Bizans kaynağı; kaynak düzeyi A).
- Nikephoros Gregoras, Rhomaike Historia, IX. kitap (çağdaş Bizans kroniği).
- Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klâsik Çağ 1300–1600, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul (istimâlet ve şehirleşme bölümleri).
- Feridun M. Emecen, İlk Osmanlılar ve Batı Anadolu Beylikler Dünyası, Kitabevi, İstanbul.
- Colin Imber, The Ottoman Empire, 1300–1650: The Structure of Power, Palgrave Macmillan, Basingstoke 2002.
- Cemal Kafadar, Between Two Worlds: The Construction of the Ottoman State, University of California Press, Berkeley 1995.
- İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. I, Türk Tarih Kurumu, Ankara (Orhan Bey devri).
- Ekrem Hakkı Ayverdi, Osmanlı Mi‘mârîsinin İlk Devri, İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul (İznik’teki erken Osmanlı yapıları ve kitâbeleri için).