Maltepe Savaşı

Bizans’ın Bitinya’yı kurtarma girişimini bitiren 1329 muharebesi
Marmara kıyısındaki kayalık yamaçlarda yüksek arazideki hafif atlı okçularla dar kıyı şeridindeki ağır zırhlı Bizans kolunu gösteren temsilî tarih kitabı çizimi

Maltepe Savaşı, Bizans İmparatoru III. Andronikos’un İznik ile İzmit’i Osmanlı ablukasından kurtarmak için 1329 Haziran’ında çıktığı seferin, Marmara’nın Anadolu kıyısındaki Pelekanon mevkiinde Orhan Bey’in kuvvetleri karşısında bozgunla bitmesidir. Muharebe bir kuşatmayı kaldırma harekâtının başarısızlığıdır; Bizans’ın Bitinya’ya kara yoluyla ordu gönderme denemesi bir daha tekrarlanmadı. İznik 1331’de, İzmit 1337’de teslim oldu. Türkçe literatürdeki “Maltepe” adı bugünkü İstanbul Maltepe ilçesini işaret etmez.

Maltepe Savaşı, Bizans İmparatoru III. Andronikos’un Bitinya’daki son büyük şehirlerini kurtarmak amacıyla 1329 Haziran’ında çıktığı seferin, Marmara’nın Anadolu kıyısındaki Pelekanon mevkiinde Orhan Gazi’nin kuvvetleri karşısında bozgunla sonuçlanmasıdır. Olay Türkçe literatürde çoğunlukla “Maltepe Savaşı”, Bizans ve Batı literatüründe ise “Pelekanon Muharebesi” diye anılır. Askerî ölçekte büyük bir meydan savaşı değildir; önemi, bir kuşatmayı kaldırma harekâtının başarısız olmasının Bitinya’daki güç dengesini kesin biçimde belirlemesinden gelir.

Ad ve yer sorunu: hangi Maltepe?

Bu sayfanın anlattığı muharebe, bugünkü İstanbul’un Anadolu yakasındaki Maltepe ilçesinde geçmemiştir. Çağdaş Bizans kaynaklarının verdiği ad Pelekanon’dur. Halil İnalcık, TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Orhan” maddesinde mevkiyi Gebze önünde, bugünkü Eskihisar Geçidi’nde gösterir; kimi çalışmalar ise kıyı şeridinin başka kesimlerini önerir. Yani mevki tümüyle meçhul değildir, fakat üzerinde tam bir birlik de yoktur. Türkçe literatürdeki “Maltepe” adının nereden ve ne zaman geldiği ise kaynaklarda açıklanmaz; bu ad, bugünkü Maltepe ilçesiyle özdeşleştirilecek bir dayanak taşımaz. Bu sayfada olay, kaynakların söylediği kadarıyla “denize inen yamaçlarla dar bir kıyı düzlüğü arasındaki arazide” geçmiş sayılmaktadır.

İkinci bir karışıklık kaynağı, muharebenin 1302’deki Koyunhisar Savaşı ile karıştırılmasıdır. İkisi ayrı olaylardır: Koyunhisar Osman Gazi dönemine, Pelekanon ise oğlu Orhan dönemine aittir; aralarında yaklaşık yirmi yedi yıl vardır. Ortak yanları, her ikisinin de Bizans’ın Bitinya’daki bir kuşatmayı kırma girişimine karşı kazanılmış olmasıdır.

Muharebeden önce: uzun abluka düzeni

Erken Osmanlı beyliği surlu şehirleri doğrudan hücumla alacak kuşatma teknolojisine sahip değildi. Bunun yerine, şehrin çevresindeki yolları, tarlaları ve yardım hatlarını kesen uzun süreli bir abluka düzeni kuruldu: hâkim tepelere küçük gözetleme kuleleri yapılıyor, hasat mevsimlerinde kır ekonomisi baskı altına alınıyor, şehir yıllar boyunca yavaş yavaş yalıtılıyordu. Bu yöntem İznik, İzmit ve Bursa için uzun yıllar uygulandı; Bursa’nın fethi de böyle bir yıpratmanın sonunda gerçekleşti.

Ablukanın işlemesi için şehrin dışarıdan beslenememesi gerekiyordu. Bitinya şehirlerinin can damarı denizdi; Bizans donanması sahil kalelerine erzak taşıyabildiği sürece şehirler dayanabiliyordu. Bu yüzden Osmanlı tarafı için asıl mesele, imparatorluğun kara yoluyla bir kurtarma ordusu göndermesini caydırmaktı. 1329 seferi tam da bu denemedir.

Bizans’ın durumu ve seferin gerekçesi

III. Andronikos, dedesi II. Andronikos’a karşı yürüttüğü uzun iç savaşı 1328’de kazanarak tek başına tahta oturmuştu. İç savaş yıllarında Anadolu’daki Bizans şehirleri kendi başlarına bırakılmış, uç beylerinin baskısı artmıştı. Yeni imparator, iktidarını meşrulaştıracak bir başarı ve Bitinya’daki şehirleri kurtaracak bir hamle arıyordu. Seferin kararında, imparatorun en yakın adamı ve sonradan kendisi de imparator olacak olan Ioannes Kantakuzenos’un rolü büyüktü.

Ordu, dönemin Bizans ölçüleriyle bile büyük değildi. Kaynaklar kesin sayı vermez; modern araştırmalarda birkaç bin kişilik bir kuvvet tahmin edilir. Bu tahminler kesin sayım değildir ve ihtiyatla kullanılmalıdır. Kuvvetin çekirdeğini imparatorun maiyeti, ücretli askerler ve Trakya’dan toplanan birlikler oluşturuyordu.

Muharebenin seyri

Bizans ordusu İstanbul’dan hareket ederek İzmit körfezinin kuzey kıyısını takip etti. Orhan Bey’in kuvvetleri, ordunun geçeceği güzergâhı önceden tutmuş ve denize inen yamaçlarda yüksek araziye yerleşmişti. Böylece klasik uç savaşı düzeni kuruldu: hafif ve hareketli atlı okçular hâkim arazide durur, ağır zırhlı düşman kolunu dar ve elverişsiz alanda ok yağmuruna tutar, doğrudan göğüs göğüse çarpışmadan kaçınırdı.

Kaynaklara göre çarpışma iki aşamada gelişti. İlk gün, Osmanlı tarafından gönderilen küçük süvari grupları Bizans hattını taciz etti ve yamaçtan aşağı çekilir gibi yaparak imparatorluk birliklerini elverişsiz zemine çekmeye çalıştı. Bizans kuvvetleri bu oyalamaya kısmen kapıldı ve düzenini bozdu. Halil İnalcık, TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Orhan” maddesinde bu manevrayı, uç savaşının bilinen sahte ricat tekniğinin uygulanışı olarak tarif eder.

Dönüm noktası, imparatorun bacağından ok yarası almasıdır. Andronikos’un savaş alanından çekilmesi, geceleyin de ordu içinde “imparator öldü” söylentisinin yayılmasına yol açtı. Ertesi gün başlayan geri çekilme kısa sürede düzensiz bir kaçışa döndü; kayıpların büyük kısmı çarpışmada değil, geri çekilme sırasında verildi. Bizans birliklerinin bir bölümü kıyıdaki kalelere — İnalcık’ın özellikle andığı Filokren’e — sığınmaya çalıştı, bir bölümü gemilerle tahliye edildi.

Muharebenin günü konusunda kaynaklar birleşmez ve bu ayrılık açıkça yazılmalıdır. Halil İnalcık, TDV “Orhan” maddesinde savaşın ilk gününü 1 Haziran 1329 olarak verir. Buna karşılık Bizans anlatılarına dayanan Batı literatürünün büyük bölümü olayı 10–11 Haziran 1329’a koyar. İki tarihlendirme arasında yaklaşık on günlük bir fark vardır; bu sayfada 1329 Haziran’ı kesin sayılmakta, gün ise iki anlatı da verilerek aktarılmaktadır. Sitenin olay takvimi alanında Batı literatüründeki yaygın tarih (10 Haziran) esas alınmıştır; bu bir tercihtir, kaynakların uzlaştığı bir gün değildir.

Kaynak sorunu: Kantakuzenos kendi savunmasını yazıyor

Muharebenin ayrıntılı anlatısı iki çağdaş Bizans tarihçisinden gelir: Ioannes Kantakuzenos ve Nikephoros Gregoras. Bu iki metnin durumu birbirinden farklıdır ve bu fark, olayı okurken hesaba katılmalıdır.

Kantakuzenos seferde bizzat bulunmuş, sonradan imparator olmuş ve hatıratını tahttan indirildikten sonra, kendi siyasetini savunmak üzere kaleme almıştır. Yani en ayrıntılı kaynağımız, aynı zamanda olayın sorumlularından birinin öz savunmasıdır; yenilginin sebeplerini anlatırken kendi payını hafifletme eğilimi taşıması beklenir. Gregoras ise seferde bulunmamıştır; onun anlatısı daha kısadır ve bazı ayrıntılarda Kantakuzenos’tan ayrılır. Bu iki metin arasındaki farklar, muharebenin “kesin bir askerî fotoğrafı”nın çıkarılamayacağını gösterir.

Osmanlı kroniklerinde ise Pelekanon, çağdaş bir kayıt olarak değil, 15. yüzyılda yazıya geçirilmiş anlatılar içinde geçer. Bu metinler olayın hatırasını taşır; ancak muharebenin ayrıntısı için birinci elden kaynak sayılmazlar. Bu sayfada askerî seyir ağırlıklı olarak Bizans kaynaklarına, olayın Osmanlı tarafındaki anlamı ise modern akademik değerlendirmelere dayandırılmıştır.

Sonuçları

Muharebenin ilk sonucu kırsal alanda görülür. İnalcık’ın kaydına göre 1329 zaferinin ardından Kocaeli’de Hereke ve sahil kasabaları Üsküdar’a kadar Orhan Bey’in hükmü altına girdi. Yani sanılanın aksine hemen bir toprak değişimi de yaşandı; el değiştirmeyen şey büyük surlu şehirlerdi.

İkinci ve daha ağır sonuç umut kaybıdır. Bizans, Bitinya’ya kara yoluyla bir ordu daha göndermeyi denemedi. İznik’in dışarıdan kurtarılma ihtimali fiilen ortadan kalktı ve şehir 2 Mart 1331’de teslim oldu; ayrıntısı için bk. İznik’in Fethi. İzmit ise 1337’ye kadar dayandı. Böylece Osmanlı beyliği, Marmara’nın güney ve doğu kıyısındaki büyük şehirleri bir kuşak içinde denetimine aldı.

İkinci sonuç idarîdir. Şehirlerin alınmasıyla beylik, kırsal bir uç örgütlenmesinden şehir yöneten bir yapıya geçmek zorunda kaldı: kadı tayini, vakıf kurulması, pazar ve gümrük düzeni, sikke kesimi gibi işler bu dönemde belirginleşti. Bursa’da Orhan Gazi Külliyesi çevresinde oluşan yapı, bu geçişin somut örneğidir. Ahîlik çevreleri de şehirli üretim ve dayanışma düzenini taşıyan halka olarak bu sürecin içindedir.

Üçüncü sonuç, Osmanlı beyliğinin bölgedeki rakip uç güçleri karşısındaki konumudur. Bitinya’da Akça Koca ve Konur Alp gibi kumandanların adıyla anılan ayrı hareket alanları vardı; Bizans savunmasının çökmesi bu alanların Orhan Bey’in siyasî önderliği altında birleşmesini kolaylaştırdı.

Bu muharebe ne kadar “dönüm noktası”dır?

Popüler anlatıda Pelekanon, Osmanlı yükselişinin sembolik başlangıçlarından biri gibi sunulur. Bu abartılı bir okumadır. Muharebe küçük ölçeklidir, taraflardan biri savaş alanında imha edilmemiştir ve hemen ertesinde büyük surlu şehirler el değiştirmemiştir. Öte yandan onu önemsiz saymak da yanlış olur: Bizans’ın Anadolu’da bir kuşatmayı kaldırma iradesini gösterdiği son ciddi denemedir ve bu denemenin başarısızlığı, ablukaya alınmış şehirlerin pazarlıkla teslim olmasının önünü açmıştır.

Doğru okuma, tek bir sebebe indirgememektir. Bitinya şehirlerinin düşüşü ne yalnız bir muharebe sonucudur ne de yalnız gazâ ruhuyla açıklanabilir. Uzun abluka, Bizans’ın iç savaş yüzünden zayıflaması, kır nüfusunun uç beyleriyle uzlaşması, vergi ve güvenlik düzeninin el değiştirmesi ve deniz üstünlüğünün sınırlı kalması aynı anda işleyen etkenlerdi. Pelekanon bu etkenler dizisinin görünür hale geldiği andır.

Sıkça sorulan sorular

Maltepe Savaşı nerede yapıldı? İstanbul’un Maltepe ilçesinde mi?

Hayır. Muharebe Bizans kaynaklarında Pelekanon diye geçen mevkide, İzmit körfezinin kuzey kıyısında yapıldı. Türkçe literatürdeki “Maltepe” adı bugünkü İstanbul Maltepe ilçesini işaret etmez. Mevkinin kesin noktası tespit edilememiştir.

Maltepe Savaşı ne zaman oldu?

1329 Haziran’ında. Bizans kaynaklarına dayanan modern çalışmalar çoğunlukla 10–11 Haziran 1329 tarihini verir; Halil İnalcık TDV “Orhan” maddesinde yalnız yılı belirtir.

Savaşta kimler karşı karşıya geldi?

Bir yanda Orhan Bey’in kuvvetleri, diğer yanda Bizans İmparatoru III. Andronikos ve maiyetindeki Ioannes Kantakuzenos komutasındaki imparatorluk ordusu.

Muharebede kaç asker vardı?

Kaynaklar kesin sayı vermez. Modern tahminler her iki taraf için de birkaç bin kişilik kuvvetlerden söz eder; bunlar sayım değil, tahmindir.

Maltepe Savaşı ile Koyunhisar Savaşı aynı olay mı?

Hayır. Koyunhisar 1302’de Osman Gazi döneminde, Pelekanon ise 1329’da Orhan Bey döneminde yapıldı. İkisi de Bizans’ın bir kuşatmayı kırma girişimine karşı kazanılmıştır, ama ayrı olaylardır.

Savaştan sonra İznik hemen alındı mı?

Hayır. İznik yaklaşık iki yıl daha dayandı ve 2 Mart 1331’de anlaşmayla teslim oldu. İzmit ise 1337’de Osmanlı’ya geçti.

Kaynakça

  1. Halil İnalcık, “Orhan” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 33, İstanbul 2007, s. 375–386.
  2. Semavi Eyice – Ahmet Güneş – Ahmet Vefa Çobanoğlu, “İznik” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 23, İstanbul 2001, s. 543–549.
  3. Ioannes Kantakuzenos, Historiae, II. kitap (III. Andronikos’un tek başına saltanatını anlatan kitap; sefere bizzat katılan yazarın hatıratı; kaynak düzeyi A, fakat yazarın kendi siyasetini savunduğu göz önünde tutulmalıdır).
  4. Nikephoros Gregoras, Rhomaike Historia, IX. kitap (çağdaş Bizans kroniği; kaynak düzeyi A).
  5. Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klâsik Çağ 1300–1600, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul (kuruluş devri uç örgütlenmesi ve istimâlet bölümleri).
  6. Feridun M. Emecen, İlk Osmanlılar ve Batı Anadolu Beylikler Dünyası, Kitabevi, İstanbul (erken Osmanlı kaynak tenkidi için).
  7. Colin Imber, The Ottoman Empire, 1300–1650: The Structure of Power, Palgrave Macmillan, Basingstoke 2002.
  8. Cemal Kafadar, Between Two Worlds: The Construction of the Ottoman State, University of California Press, Berkeley 1995 (kroniklerin geç tarihlenmesi ve gazâ tartışması için).
  9. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. I, Türk Tarih Kurumu, Ankara (Orhan Bey devri bölümleri).
Diğer isimleri: Pelekanon Muharebesi, Palekanon Savaşı, Pelekanon–Philokrene çarpışmaları