Bitinya'da İki Dünya
XIII. yüzyılın sonlarında Kuzeybatı Anadolu, Bizans İmparatorluğu'nun en savunmasız bölgelerinden biriydi. Konstantinopolis'i Anadolu'ya bağlayan bu topraklar, Türkmen akınlarına karşı giderek zayıflıyordu. Bizans, 1261'de Konstantinopolis'i geri aldıktan sonra enerjisini Balkanlara yoğunlaştırmış, Anadolu sınırları ihmal edilmişti. Bu durum, Osman Gazi ve diğer uç beyleri için büyük bir fırsat yaratıyordu.
Tekfurlarla İlişkiler
Osmanlı Beyliği'nin erken döneminde Bizans tekfurlarıyla ilişkiler karmaşık bir yapı sergiliyordu. Bazı tekfurlar Osmanlılarla ticaret yapıyor, bazıları ise ittifak kuruyordu. Köse Mihal, Bizanslı bir tekfur iken Müslüman olarak Osman Gazi'nin en yakın silah arkadaşlarından birine dönüşmüştür. Bu durum, sınır bölgesindeki kültürel geçişkenliğin önemli bir göstergesidir.
Koyunhisar ve Kırılma Noktası
1302 yılındaki Koyunhisar Muharebesi, Osmanlı-Bizans ilişkilerinde bir dönüm noktasıdır. Bizans İmparatorluğu'nun gönderdiği düzenli ordu, Osman Gazi'nin kuvvetleri karşısında ağır bir yenilgiye uğradı. Bu zafer, Osmanlı Beyliği'nin bölgedeki en güçlü Türkmen beyliği olduğunu kanıtladı ve Anadolu'nun dört bir yanından gazilerin Osman Gazi'nin sancağı altında toplanmasını hızlandırdı.
Bursa'ya Giden Yol
Koyunhisar zaferinin ardından Osmanlı fetihleri hız kazandı. Osman Gazi ve ardından oğlu Orhan Gazi, Bizans kalelerini sistematik olarak ele geçirdi. 1326'da Bursa'nın fethi, Osmanlı-Bizans mücadelesinde yeni bir sayfa açtı. Artık Osmanlılar küçük bir uç beyliği değil, Bizans'ın Anadolu'daki varlığını tehdit eden güçlü bir devletti. İznik ve İzmit'in fethi ile Bizans, Anadolu'daki son topraklarını da kaybedecekti.