Sultan II. Murad kimdir?
Sultan II. Murad, Osmanlı Devleti’nin altıncı padişahıdır. Babası Sultan I. Mehmed’in 1421’de ölümü üzerine tahta çıktı ve 1451’deki ölümüne kadar, arada bir kesintiyle, otuz yıla yakın hüküm sürdü. Bu kesinti onu Osmanlı tarihinde ayrı bir yere koyar: tahtı hayattayken oğluna bırakıp sonra geri dönen ender padişahtır.
Not: Bu sayfa II. Murad’ı anlatır. Osmanlı hanedanında beş Murad vardır ve kendisi, 1389’da I. Kosova Savaşı’nda öldürülen Sultan I. Murad ile aynı kişi değildir. İkisinin de Kosova ile bağlantılı olması karışıklığı kolaylaştırır: I. Murad orada öldü, II. Murad 1448’de aynı ovada kazanılan II. Kosova Savaşı’nı yönetti.
Tahta çıkışı ve ilk yılları
Halil İnalcık’ın TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki “Murad II” maddesine göre Haziran 1404’te Amasya’da doğdu ve 25 Haziran 1421’de tahta çıktı. Saltanatının ilk yılları, babasının döneminden devralınan taht rekabetinin sürmesiyle geçti; amcası olduğunu ileri süren ve kaynaklarda çoğunlukla “Düzmece” lakabıyla anılan Mustafa Çelebi’nin iddiası bastırıldı. Bu meselenin kaynaklardaki tartışmalı durumu Sultan I. Mehmed sayfasında ayrıca ele alınmıştır.
İzleyen yıllarda Selânik alındı, Balkanlar’da Osmanlı hâkimiyeti pekiştirildi ve Anadolu’da Karamanoğulları ile mücadele sürdürüldü. Devşirme uygulamasının kurumsallaşmasında da bu dönem belirleyici sayılır; ocak ve devşirme düzeninin tek bir kuruluş tarihine bağlanamayacak biçimde tedricen geliştiği, Sultan I. Murad sayfasında ayrıca açıklanmıştır.
1444’te tahtı neden bıraktı?
II. Murad, 1444’te henüz kırk yaşındayken tahtı on iki yaşındaki oğlu Mehmed’e bıraktı. Popüler anlatı bu kararı çoğunlukla dindarlıkla, dünyadan el çekme arzusuyla açıklar. Kaynaklar daha somut bir tablo verir.
İnalcık’ın maddesi çekilmenin sebepleri arasında şunları sıralar: oğlu Alâeddin Ali Çelebi’nin Amasya’da ölümü, Macar saldırılarının artması, doğuda Karamanoğulları’nın baskısı ve uç beylerinden gördüğü muhalefet. Yani karar, bir iç huzur arayışından çok, aynı anda üç cephede sıkışmış bir hükümdarın içinde bulunduğu siyasî durumla ilgilidir. Kişisel yasın bu kararda payı olması, kararın siyasî olmadığı anlamına gelmez; tarihsel açıklamada bu ikisini birbirinin alternatifi saymak gerekmez.
Varna: tahtı bırakan padişahın orduya dönüşü
Çekilme kararının hemen ardından Balkanlar’da yeni bir Haçlı seferi düzenlendi. Çocuk yaştaki bir padişahın başında bulunduğu devlete karşı açılan bu sefer üzerine II. Murad ordunun başına çağrıldı. 10 Kasım 1444’te Varna’da kazanılan zafer, Balkanlar’daki Osmanlı hâkimiyetini kesinleştirdi.
Varna’dan sonra II. Murad yeniden geri çekildi. Devletin başında yine genç Mehmed vardı; bu durum, iki yıl sonra patlak verecek olayın zeminini hazırladı.
Buçuktepe Vak’ası ve ikinci dönüş
1446’da Edirne’de, Osmanlı tarihinin ilk yeniçeri ayaklanması olarak kabul edilen olay yaşandı. Abdülkadir Özcan’ın TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki “Buçuktepe Vak’ası” maddesine göre ayaklanmanın açık sebebi, Osmanlı para birimi olan akçenin ayarının düşürülmesiydi. Maaşlarının değer kaybetmesine tepki gösteren askerler Hadım Şehâbeddin Paşa’nın evini yağmaladı. Ayaklanma, yeniçeri maaşlarına yarım akçe zam yapılarak yatıştırıldı; olayın geçtiği tepe bu sebeple “Buçuktepe” adıyla anıldı.
Askerler ardından padişahın babasının tahta dönmesini istedi. Aynı maddeye göre Çandarlı Halil Paşa’nın gizlice gönderdiği haber üzerine II. Murad 1446’da Edirne’ye gelerek yeniden tahta oturdu; madde, olayın Halil Paşa tarafından tertiplenmiş olabileceğine dair güçlü deliller bulunduğunu da kaydeder. Genç Mehmed tahttan indirilerek Manisa’ya gönderildi.
Bu olayın iki dersi vardır. Birincisi, bir hanedan değişikliğinin arkasında para politikası gibi son derece somut bir sebep bulunabilir; “ikinci kez tahta çıktı” cümlesi tek başına bunu görünmez kılar. İkincisi, tahttan indirilen genç şehzade bu deneyimi unutmadı; ikinci kez tahta çıktığında iktidarını kimseyle paylaşmayacağı bir düzen kurma yoluna gitti.
II. Kosova ve son yıllar
17-20 Ekim 1448’de Kosova ovasında yapılan ikinci büyük savaşta Macar kuvvetleri yenildi. Bu sonuç, Balkanlar’dan Osmanlı’yı çıkarmaya yönelik Haçlı girişimlerinin fiilen sonu oldu ve İstanbul’un fethinin önündeki dış müdahale ihtimalini büyük ölçüde ortadan kaldırdı.
II. Murad 3 Şubat 1451’de öldü; Bursa’daki Muradiye Külliyesi’ne defnedildi. Yerine, beş yıl önce tahttan indirilmiş olan oğlu II. Mehmed geçti.
Ailesi
Babası Sultan I. Mehmed, dedesi Sultan I. Bayezid’dir. Eşlerinden biri, Candaroğlu hanedanından gelen ve bu evliliği Osmanlı-Candaroğlu uzlaşmasının parçası olan Hatice Halime Hatun’dur. Oğullarından Alâeddin Ali Çelebi 1443’te Amasya’da öldü; kendisinden sonra tahta çıkan oğlu ise İstanbul’u fetheden II. Mehmed’dir.
Mirası
II. Murad’ın bıraktığı devlet, savaş kazanan bir ordudan ibaret değildi. Balkanlar’da dış müdahale ihtimali kırılmış, Anadolu’daki rekabet yönetilebilir hâle gelmiş, merkezî askerî yapı ise hem gücünü hem de tehlikesini göstermişti. Buçuktepe, kapıkulu ordusunun siyasî bir aktöre dönüşebileceğinin ilk işaretidir ve sonraki yüzyıllarda tekrar tekrar karşılaşılacak bir sorunun başlangıcı sayılır.
İstanbul’un 1453’teki fethi, çoğu zaman tek bir padişahın başarısı olarak anlatılır. Fethi mümkün kılan dış güvenlik ortamının ve ordunun büyük ölçüde bu saltanatta hazırlandığını görmek, olayı daha doğru bir yere oturtur.
Kaynakça
- Halil İnalcık, “Murad II” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 31, 2006, s. 164–172.
- Abdülkadir Özcan, “Buçuktepe Vak‘ası” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 6, 1992, s. 343–344.
- Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu: Klasik Çağ, 1300-1600, çev. Ruşen Sezer, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2003.
- Basilike D. Papoulia, Ursprung und Wesen der “Knabenlese” im Osmanischen Reich, R. Oldenbourg, Münih, 1963.