Küçük Kaynarca'dan İlhaka Giden Süreç
1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım Hanlığı Osmanlı'dan koparılarak "bağımsız" ilan edilmişti. Ancak bu bağımsızlık kâğıt üzerinde kaldı; Rusya, Kırım'a sürekli müdahale ederek kendi yanlısı hanları iktidara taşıdı. Osmanlı'nın müdahale gücü ise Küçük Kaynarca'nın koşullarıyla sınırlanmıştı.
İlhak Kararı ve Uygulanması
19 Nisan 1783'te Çariçe II. Katerina, Kırım'ı resmen Rusya'ya ilhak eden manifesto yayımladı. Osmanlı bu ilhaka karşı çıktı ancak askerî müdahale gücünden yoksundu. Kırım Hanlığı'nın son hanı Şahin Giray, Rusya'nın baskısıyla tahtını bıraktı ve sonradan Osmanlı topraklarına sığındı. Sultan I. Abdülhamid, bu kaybı büyük bir acıyla karşıladı.
Stratejik Sonuçlar
Kırım'ın kaybı, Osmanlı'nın Karadeniz'deki hâkimiyetinin fiilen sona ermesi anlamına geliyordu. Rusya artık Karadeniz'de güçlü bir donanma üssüne sahipti. Sivastopol'un kurulması, Rus Karadeniz donanmasının gücünü hızla artırdı. Bu durum, 1787-1792 Savaşı'nın ve sonraki Osmanlı-Rus çatışmalarının temel nedenlerinden birini oluşturdu.
Osmanlı Tepkisi ve 1787 Savaşı
Kırım'ın kaybı, Osmanlı yönetici sınıfında derin bir intikam duygusu yarattı. Sultan I. Abdülhamid, 1787'de Rusya'ya savaş ilan ederek Kırım'ı geri almayı amaçladı. Ancak bu savaş da Osmanlı aleyhine sonuçlanacak ve 1792 Yaş Antlaşması ile Kırım'ın Rusya'da kalması tescillenecektir.
Tarihî Perspektif
Kırım'ın ilhakı, Osmanlı tarihinin en ağır toprak kayıplarından biridir. Üç yüz yılı aşkın Osmanlı-Kırım Hanlığı ilişkisi sona erdi. Bu kayıp, Osmanlı reformcuları için varoluşsal bir uyarıydı: ya modernleşme ya da yok olma. Sultan III. Selim'in Nizam-ı Cedid'i, bu varoluşsal krizin doğrudan ürünüdür.