Küçük Kaynarca Antlaşması'nın mürekkebi kurumadan Rusya, Kırım üzerindeki nüfuzunu pekiştirmeye girişti. "Bağımsız" Kırım hanlarını Rus çıkarlarına hizmet eden figürler hâline getirdi. Direnen hanlar sürgün edildi ya da öldürüldü.
1783'te Katerina resmi ilhakı ilân ettiğinde Osmanlı Devleti kendi içindeki siyasi bölünmüşlük ve kaynak yetersizliği nedeniyle somut bir askeri tepki veremeddi. Ayanlı Kavak Antlaşması'yla (1779) Kırım hanını atama hakkından da vazgeçilmişti; dolayısıyla her türlü hukuki bağ fiilen kopmuş bulunuyordu. İlhakın ardından gerçekleştirilen katliam ve sürgünler, Kırım Türkleri için tarihin en büyük trajedilerinden birini oluşturdu.