Simavnalı Şeyh Bedreddin Olayı

Osmanlı Devleti'ni Sarsan Büyük İsyan

Simavnalı Şeyh Bedreddin, Çelebi Mehmed döneminin en büyük iç tehditini temsil eden alim ve isyan önderidir. Dini, sınıfsal ve siyasi bir hareket olarak ortaya çıkan bu isyan, yardımcıları Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal aracılığıyla hem Anadolu hem Rumeli'yi yangın yerine çevirmeyi amaçlamıştır. 1420'de Serez'de idam edilen Şeyh Bedreddin, sonraki yüzyıllarda farklı çevrelerce farklı biçimlerde yorumlanmış tartışmalı bir tarihsel figür olmaya devam etmiştir.

Şeyh Bedreddin, Kütahya'ya bağlı Simav'da doğmuş; Bursa, Konya, Suriye ve Kahire'de ünlü hocalardan ders almış, olağanüstü yetişmiş bir alimdi. Semerkant'a giderek Timur'la da görüşmüş, oradan Anadolu'ya ve Edirne'ye gelmişti. Musa Çelebi döneminde Rumeli Kazaskeri yapılan Şeyh, hem din hem fıkıh hem de askeri işlere bakan yüksek dereceli bir yöneticiydi. "Camiü'l-Fusûleyn" adlı fıkıh kitabı ve "Varidat" adlı tasavvuf eseriyle döneminin en saygın alimlerinden biri olarak tanındı. Musa Çelebi'nin saltanatına son veren Çelebi Mehmed, Şeyh Bedreddin'i kazaskerlik görevinden alarak İznik'e sürdü. Bu karar, Şeyh'in Osmanlı hanedanına karşı siyasi bir cephe açmasına yol açtı. Osmanlı topraklarında hâlâ süren Fetret Devri'nin yaralarının taze olduğu, yoksulluğun ve hoşnutsuzluğun geniş kitleleri sardığı bu ortamda, Şeyh Bedreddin iktidarı ele geçirmek için dini ve toplumsal mesajları özenle şekillendirdi. Şeyh Bedreddin'in temel iddiaları son derece sarsıcıydı: Müslümanlık, Hristiyanlık ve Yahudilik arasında hiçbir fark olmadığını, bu dinlerin eşit tutulması gerektiğini öne sürdü. Mülkiyet hakkının ortadan kaldırılması, mal ve mülkün herkesin ortak olması gerektiğini savundu. Cennet ve cehennemin yalnız vicdanlarda var olduğunu, İslam'ın haram kıldığı pek çok şeyin serbestçe yapılabileceğini iddia etti. Bu fikirler, fetret yıllarında yoksullaşmış köylüler, marjinalleşmiş dervişler ve statüsünü kaybetmiş ulema için büyük çekicilik taşıyordu. Şeyh Bedreddin yalnızca vaaz vermekle kalmadı; isyanı örgütlemek için özel yardımcılar yetiştirdi. Bunların ilki, onun eski kethüdası olan Börklüce Mustafa'ydı. "Dede Sultan" adıyla da bilinen bu kişi, İzmir yakınındaki Karaburun'da karargâh kurarak beş bin kişilik bir kuvvet topladı. İzmir sancakbeyi İskender Bey'i öldüren Börklüce, ardından Saruhan sancakbeyini de geri çekilmek zorunda bıraktı. İkinci yardımcı, Yahudi dönmesi olduğu söylenen Torlak Kemal'di; bu kişi Manisa civarında üç bin kişilik bir kuvveti çevresinde topladı. Çelebi Mehmed, Amasya sancakbeyi olan büyük oğlu Şehzade Murad ile Veziriazam Bayezid Paşa'yı isyanın üzerine gönderdi. Şehzade Murad'ın kuvvetleri Börklüce Mustafa'nın asilerini yenilgiye uğratarak lideri esir aldı; Torlak Kemal de Manisa bölgesinde imha edildi. Ardından aynı kuvvetler Rumeli'ye geçerek Şeyh Bedreddin'i yakaladı. Şeyh Bedreddin, Çelebi Mehmed'in huzuruna çıkarıldığında solgun ve güçsüzdü. "Benzin neden bu kadar sarardı?" diye soran sultana, yavaş bir sesle "Güneş batarken sararır" diye cevap verdi. Sultan Mehmed, yargılamayı Heratlı Mevlana Haydar başkanlığındaki alimlere bıraktı. Uzun süren yargılamada suçlu olduğunu bizzat Şeyh Bedreddin de kabul etti. "Kanı helal, malı haram" hükmüyle Serez pazarında bir dükkânın önünde asıldı (1420). Böylece tüm memleketi karıştırabilecek ve belki de Osmanlı Devleti'ni parçalayacak büyük bir tehdit önlenmiş oldu.