Kıbrıs’ın Fethi

Lefkoşa ve Magosa Kuşatmalarıyla Bir Yılı Aşan Ada Harekâtı
Kuru ovada dairesel ve burçlu Venedik surlarıyla çevrili Lefkoşa şehrini ve önündeki Osmanlı siper hattı ile toplarını gösteren temsili tarih kitabı çizimi

Kıbrıs’ın Fethi, Sultan II. Selim döneminde 1570-1571 yıllarında yürütülen ve Venedik hâkimiyetindeki adayı Osmanlı idaresine katan kara ve deniz harekâtıdır. Kara ordusunun serdarı Lala Mustafa Paşa, donanma serdarı Piyale Paşa idi. Lefkoşa kırk beş gün süren bir kuşatmadan sonra 9 Eylül 1570’te düştü. Magosa ise kışı da içine alan çok daha uzun bir direnişin ardından 1 Ağustos 1571’de teslim oldu. Sefer, Papalık öncülüğünde kurulan Haçlı ittifakını doğurdu; ada 7 Mart 1573 tarihli Osmanlı-Venedik antlaşmasıyla hukuken Osmanlı hâkimiyetinde kabul edildi.

Kıbrıs’ın Fethi neden ve nasıl gerçekleşti?

Kıbrıs’ın Fethi, II. Selim döneminde 1570-1571 yıllarında yürütülen ve 1489’dan beri Venedik Cumhuriyeti’nin elinde bulunan adayı Osmanlı idaresine katan bir kara ve deniz harekâtıdır. Harekât iki büyük kuşatmadan oluşur: kırk beş günde sonuçlanan Lefkoşa kuşatması ve kışı da içine alarak yaklaşık on bir ay süren Magosa kuşatması.

Sefer, bir yılı aşan süresi ve iki farklı kuşatma tekniği gerektirmesiyle on altıncı yüzyıl Osmanlı harp tarihinin en kapsamlı ada operasyonudur. Aynı zamanda sonucu bakımından çift yönlüdür: ada alınmıştır; fakat sefer, Papalık öncülüğünde kurulan Haçlı ittifakını ve onun tek büyük başarısı olan İnebahtı Deniz Muharebesi’ni doğurmuştur.

Kısa cevaplarla Kıbrıs’ın Fethi

  • Tarih: Lefkoşa önüne varış 25 Temmuz 1570; Lefkoşa’nın düşüşü 9 Eylül 1570; Magosa’nın teslimi 1 Ağustos 1571.
  • Yer: Kıbrıs adası; ana hedefler ortadaki başkent Lefkoşa ile doğu kıyısındaki liman şehri Magosa.
  • Osmanlı komutanları: Kara ordusunun serdarı altıncı vezir Lala Mustafa Paşa; donanma serdarı Piyale Paşa; kaptan-ı derya Müezzinzâde Ali Paşa. 1571 yazında donanma serdarlığına Pertev Paşa tayin edildi.
  • Karşı taraf: Venedik Cumhuriyeti; Lefkoşa’da vali Dandolo, Magosa’da kumandan Marcantonio Bragadin.
  • Kuvvet: Kaynaklar farklıdır. TDV’nin “Kıbrıs” maddesi donanma için Selânikî’nin 208, Âlî’nin yüz levent gemisinin katılımıyla 300 gemi verdiğini, başka kaynaklarda 360 sayısının geçtiğini aktarır; kara ordusu için 60.000 ile 100.000 arasında tahminler yapılır.
  • Hukukî sonuç: 3 Zilkade 980 (7 Mart 1573) tarihli Osmanlı-Venedik antlaşmasıyla adanın Osmanlı hâkimiyeti kabul edildi.
  • Sık yapılan hata: İnebahtı yenilgisinin Kıbrıs’ı geri kazandırdığını sanmak. Magosa, İnebahtı’dan iki ay önce teslim olmuştu ve ada Osmanlı’da kaldı.

Sefer kararı: gerekçeler ve itiraz

TDV’nin “Kıbrıs” maddesine göre II. Selim 1568’de fetih hazırlıklarına başlanmasını emretti. Maddede seferin gerekçeleri arasında ada üzerinden yürütülen korsanlık faaliyetleri, adanın daha önce İslâm hâkimiyetinde bulunduğu iddiası ve Nakşa dukası Yasef Nasi’nin teşvikleri sayılır. Bu gerekçelerin ağırlığı kaynaklarda farklıdır ve hiçbiri tek başına belirleyici sayılamaz.

Stratejik çekirdek bellidir. Kıbrıs, 1517’den beri Osmanlı olan Mısır ve Suriye ile İstanbul arasındaki deniz yolunun tam üzerindeydi. Ada üzerinden yürütülen korsan faaliyeti hem ticaret hem hac kafileleri için tekrar eden bir tehditti. Buna karşılık ada, Venedik için şeker, pamuk ve tuz gelirleri sağlayan bir sömürge idi; adaya saldırı, otuz yıllık Osmanlı-Venedik barışını sona erdirecek anlamına geliyordu.

Kaynaklar, sadrazam Sokollu Mehmed Paşa’nın sefere karşı çıktığını kaydeder. İtirazı kişisel bir çekişmeye indirgenemez: sadrazam, Venedik’e saldırının Papalık’ın yıllardır aradığı ittifak vesilesini yaratacağını ve Osmanlı üzerine bir Haçlı donanması çekeceğini görüyordu. Kararı padişah verdi ve sonraki gelişmeler Sokollu’nun endişesinde haklı olduğunu gösterdi; buna karşılık ittifak adayı geri alamadı. Mevcut barış antlaşmasına rağmen savaşın meşrulaştırılması için Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi’nin verdiği fetvaya başvurulduğu kaynaklarda aktarılır.

Kuvvetler: rakamlar neden farklıdır?

Osmanlı kaynakları donanma büyüklüğü için birbirinden farklı sayılar verir. TDV maddesinin aktardığına göre Selânikî 208, Gelibolulu Mustafa Âlî ise yüz levent gemisinin katılımıyla 300 gemi kaydeder; başka kaynaklarda 360 sayısı geçer. Kara ordusunun mevcudu için yapılan tahminler 60.000 ile 100.000 arasında değişir.

Bu farkların sebebi yalnız abartı değildir. Bir kürek donanmasında kadırga, kalyata, mavna ve nakliye gemisi ayrı ayrı sayılabildiği gibi, sefer boyunca katılan Cezayir ve Trablusgarp filoları da bazı kayıtlara girmiş bazılarına girmemiştir. Kara ordusunda ise kapıkulu, eyalet askeri, azap, lağımcı ve geri hizmet personeli birlikte veya ayrı sayılmıştır. Bu maddede tek bir rakam kesinmiş gibi verilmez.

Lefkoşa Kuşatması: Temmuz–Eylül 1570

Donanma 1570 Mayıs’ında İstanbul’dan ayrıldı ve orduyu temmuz başında adaya çıkardı. TDV’nin “Kıbrıs” maddesine göre Lefkoşa kuşatması 21 Safer 978’de (25 Temmuz 1570) başladı, kırk beş gün sürdü ve şehir 8 Rebîülâhir 978’de (9 Eylül 1570) teslim alındı. Kemal Çiçek’in “Lefkoşe” maddesi de ordunun şehir önüne 25 Temmuz dolaylarında geldiğini ve uzun, şiddetli bir kuşatmanın ardından 9 Eylül’de şehrin ele geçirildiğini kaydeder.

Lefkoşa, adanın ortasında ve denizden uzakta bir başkentti. Venedik yönetimi 1560’lı yıllarda şehrin surlarını yeniden inşa ederek, top ateşine dayanacak biçimde alçaltılmış, kalınlaştırılmış ve burçlarla desteklenmiş dairesel bir hat kurmuştu. Bu tür bir tahkimata karşı klasik yöntem, siper hatlarını sura doğru ilerletmek, hendeği doldurmak ve burç yüzlerini top ateşiyle çökertmekti. Kuşatmanın kırk beş gün sürmesi, savunmanın bu yeni surlara güvenmesiyle; sonunda düşmesi ise kuşatanın sayıca ve topçu bakımından üstünlüğüyle açıklanır. Şehrin valisi Dandolo teslim olduktan sonra idam edildi.

Lefkoşa’nın düşüşü adanın geri kalanı üzerinde belirleyici oldu. Çiçek’in maddesi, Venedik idaresinden hoşnut olmayan yerli halkın Osmanlı ilerleyişini kolaylaştırdığını, bu tabakanın ağır vergi ve statü baskısından kurtulmak istediğini kaydeder. Bu, fethin yalnız askerî değil, aynı zamanda toplumsal bir boyutu bulunduğunu gösterir.

Magosa’nın yüksek taş surlarını, önündeki kuru hendeği ve kuşatanların sura doğru yükselen toprak tabya ile siperlerini gösteren temsili tarih kitabı çizimi
Temsilî görsel. Görsel politikamızı inceleyin.

Magosa Kuşatması: Eylül 1570 – Ağustos 1571

Magosa, Lefkoşa’dan çok farklı bir hedefti. Doğu kıyısındaki bu liman şehri, denizden takviye alabildiği için kuşatmanın hem karadan hem denizden kapatılmasını gerektiriyordu. Kemal Çiçek’in “Magosa” maddesi, Osmanlıların şehri ancak Lefkoşe’nin fethinden on bir ay sonra, 9 Rebîülevvel 979’da (1 Ağustos 1571) çetin bir kuşatmanın ardından ele geçirebildiklerini yazar.

Kuşatma kışa girilince yavaşlatıldı; yoğun hücumlar TDV’nin “Kıbrıs” maddesine göre Nisan 1571’den itibaren başladı. Bu aylarda kuşatmanın karakteri lağım ve tabya savaşına dönüştü: surlara doğru yükseltilen toprak tabyalar, sur altına kazılan lağımlar ve açılan gediklere yapılan hücumlar. Son büyük saldırı 8 Rebîülevvel 979’da yapıldı ve şehir ertesi gün teslim oldu. Aynı ansiklopedinin iki maddesi arasında hicrî gün bakımından bir günlük fark bulunması, bu tür kayıtlarda teslim görüşmesi ile fiilî teslim arasındaki ayrımdan kaynaklanır; miladî karşılık olarak her iki madde de 1 Ağustos 1571’i verir.

Kuşatma sırasında donanma boş durmadı. Kış yaklaşınca Piyale Paşa, Magosa kuşatması ve adaların korunması için bir bölüm gemi bırakarak kaptan-ı derya Müezzinzâde Ali Paşa ile birlikte İstanbul’a döndü. 1571 baharında fethi tamamlamak ve Venedik’e yardım gelmesini önlemek üzere donanma yeniden denize açıldı; Pertev Paşa donanma serdarı olarak sefere katıldı. Böylece Magosa’nın düşüşü ile İnebahtı’ya giden deniz harekâtı iç içe yürüdü.

Bragadin’in âkıbeti: iki anlatı

Magosa’nın Venedikli kumandanı Marcantonio Bragadin’in teslimden sonra öldürülmesi, bu seferin en tartışmalı olayıdır ve iki taraf onu birbirinden çok farklı anlatır.

TDV’nin “Kıbrıs” maddesi olayı, teslim şartlarına aykırı biçimde Türk esirlerinin katledilmesinin ardından Bragadin’in idam edilmesi olarak kaydeder. Venedik kaynakları ise onun işkenceyle ve derisi yüzülerek öldürüldüğünü aktarır; bu anlatı Venedik’te bir şehitlik kültü hâline gelmiş ve Avrupa’da geniş biçimde yayılmıştır.

Bu iki anlatı arasındaki fark, olayın kendisinden çok kaynakların konumuyla ilgilidir: her iki taraf da kendi davranışını meşrulaştıran, karşı tarafınkini ağırlaştıran bir anlatı üretmiştir. Sitedeki Lala Mustafa Paşa künyesinde de belirtildiği gibi, kaynaklar bu konuda farklı anlatılar sunar ve Bragadin’in âkıbetine ilişkin rivayetler kısmen tartışmalıdır. Burada tek bir versiyon kesin gerçek gibi sunulmaz; hangi ayrıntının hangi kaynaktan geldiği belirtilir.

Fetihten sonra: eyalet düzeni ve iskân

Fetihten sonra ada bir beylerbeyilik olarak örgütlendi ve Lefkoşa eyaletin idare merkezi oldu. TDV’nin “Kıbrıs” maddesine göre fetih sırasında yapılan tahririn ardından adaya tahminen 5.720 hânenin nakledilmesi planlanmış, ilk yılda ancak 1.689 hâne yerleştirilebilmiştir. Bu rakam çifti, Osmanlı iskân siyasetinin nasıl işlediğini iyi gösterir: merkez bir hedef koyar, uygulama yerel şartlara göre çok daha yavaş ilerler.

Çiçek’in “Lefkoşe” maddesi, fetihten sonraki on beş yıl içinde şehrin görünümünün değiştiğini, batılı seyyahların şehri camileri, türbeleri, çarşıları ve mahalleleriyle herhangi bir Anadolu kasabasına benzeterek anlattığını kaydeder. Venedik döneminde gerilemiş olan şehir ekonomisi, Anadolu ve Suriye’den getirilen nüfusla yeniden canlandırılmaya çalışıldı.

Kıbrıs, İnebahtı ve 1573 barışı

Sokollu Mehmed Paşa’nın öngördüğü ittifak gerçekleşti: Papalık öncülüğünde Venedik ve İspanya’nın katıldığı Kutsal Lig kuruldu ve 7 Ekim 1571’de İnebahtı’da Osmanlı donanmasına ağır bir yenilgi verdi. Müezzinzâde Ali Paşa bu muharebede öldü.

Ancak bu yenilgi seferin sonucunu değiştirmedi. Magosa iki ay önce teslim olmuş, adanın fethi fiilen tamamlanmıştı. Donanma bir yıl içinde yeniden kuruldu, ittifak kısa sürede dağıldı ve Venedik 7 Mart 1573’te barış imzalayarak Kıbrıs’ı resmen Osmanlı’ya bıraktı. Ada, 1878’e kadar Osmanlı idaresinde kaldı.

Kaynaklar neyi kesin, neyi belirsiz bırakıyor?

Yüksek güven düzeyindeki bilgiler: sefer hazırlığının 1568’de emredilmesi; Lefkoşa kuşatmasının 25 Temmuz 1570’te başlaması, kırk beş gün sürmesi ve şehrin 9 Eylül 1570’te düşmesi; Magosa’nın 1 Ağustos 1571’de teslim olması; komutanların kimliği; Dandolo ve Bragadin’in öldürülmesi; adanın eyalet olarak örgütlenmesi; 7 Mart 1573 barışı.

Düşük güven düzeyindeki bilgiler: donanma ve kara ordusunun büyüklüğü; iki tarafın kayıpları; sefer kararında hangi gerekçenin ağır bastığı; Sokollu’nun itirazının kapsamı; Bragadin’in öldürülme biçimi. Ayrıca Müezzinzâde Ali Paşa’nın seferdeki resmî sıfatı konusunda kaynaklar tam olarak birleşmez; TDV’nin “Kıbrıs” maddesi onu Cezayir beylerbeyi olarak anarken, diğer kayıtlar 1568’den beri kaptan-ı derya olduğunu gösterir.

Sık sorulan sorular

Kıbrıs ne zaman fethedildi?

Harekât 1570 yazında başladı. Lefkoşa 9 Eylül 1570’te, Magosa 1 Ağustos 1571’de alındı. Adanın Osmanlı hâkimiyeti 7 Mart 1573 tarihli Osmanlı-Venedik antlaşmasıyla hukuken tanındı.

Kıbrıs’ı kim fethetti?

Kara ordusunun serdarı altıncı vezir Lala Mustafa Paşa, donanma serdarı Piyale Paşa, kaptan-ı derya ise Müezzinzâde Ali Paşa idi. Sefer kararını Sultan II. Selim verdi.

Magosa kuşatması neden bu kadar uzun sürdü?

Magosa denize açılan bir liman şehriydi ve kuşatmanın hem karadan hem denizden kapatılmasını gerektiriyordu. Yüksek ve kalın surları vardı; kuşatma kışa girilince yavaşladı ve yoğun hücumlar ancak Nisan 1571’den itibaren başladı. Şehir Lefkoşa’dan yaklaşık on bir ay sonra teslim oldu.

Bragadin’e ne oldu?

Kaynaklar farklıdır. TDV’nin “Kıbrıs” maddesi, teslim şartlarına aykırı biçimde Türk esirlerinin katledilmesinin ardından idam edildiğini kaydeder. Venedik kaynakları ise işkenceyle ve derisi yüzülerek öldürüldüğünü aktarır. İki anlatı arasındaki fark kaynakların taraflılığıyla ilgilidir.

İnebahtı yenilgisi Kıbrıs’ı geri kazandırdı mı?

Hayır. Magosa, İnebahtı’dan iki ay önce, 1 Ağustos 1571’de teslim olmuştu. Kutsal Lig 7 Ekim 1571’de deniz muharebesini kazandı; fakat adayı geri alamadı ve kısa sürede dağıldı. Venedik 1573’te Kıbrıs’ı resmen bıraktı.

Kıbrıs seferine neden karşı çıkılmıştı?

Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa’nın, Venedik’e saldırının bir Haçlı ittifakını harekete geçireceği gerekçesiyle sefere karşı çıktığı kaynaklarda kaydedilir. İttifak gerçekten kuruldu ve İnebahtı’da Osmanlı donanmasını yendi; ancak adayı geri alamadı.

Kaynakça

  1. Cevat Rüştü Gürsoy – Işın Demirkent – Kemal Çiçek – Halil Fikret Alasya – Ebru Karakaya, “Kıbrıs” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 25, 2002, s. 369–383 (Osmanlı fethi bölümü: Kemal Çiçek).
  2. Kemal Çiçek, “Magosa” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 27, İstanbul 2003, s. 311–313.
  3. Kemal Çiçek, “Lefkoşe” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 27, İstanbul 2003, s. 124–126.
  4. Selânikî Mustafa Efendi, Tarih-i Selânikî, haz. Mehmet İpşirli, 2 cilt, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1999 (çağdaş kronik).
  5. Gelibolulu Mustafa Âlî, Künhü’l-ahbâr (16. yüzyıl sonu; Kıbrıs seferi bölümü).
  6. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. III/1, Türk Tarih Kurumu, Ankara (Kıbrıs seferi ve İnebahtı bölümleri).
  7. Kenneth M. Setton, The Papacy and the Levant, 1204-1571, c. IV: The Sixteenth Century from Julius III to Pius V, American Philosophical Society, Philadelphia 1984 (Kıbrıs seferi ve Kutsal Lig).
  8. Rhoads Murphey, Ottoman Warfare, 1500-1700, UCL Press, Londra 1999 (kuşatma lojistiği ve ordu mevcutlarının tenkidi için).
  9. Fernand Braudel, Akdeniz ve Akdeniz Dünyası, çev. Mehmet Ali Kılıçbay, Eren Yayıncılık, İstanbul 1989–1990.
Diğer isimleri: Kıbrıs Seferi, Kıbrıs Fethi, Lefkoşa Kuşatması, Magosa Kuşatması