Pertev Paşa

Kanuni ve II. Selim’in veziri; Gyula’nın fâtihi, 1571 İnebahtı’da donanma serdarı, İzmit külliyesinin bânisi
Koyu yeşil zemin önünde, kırmızı kavuk üzerine sarılmış beyaz vezir sarığı ve kürk yakalı koyu kaftanla, kır sakallı yaşlı bir Osmanlı vezirini canlandıran temsilî portre.

Pertev Mehmed Paşa (ö. 9 Ekim 1572), Enderun’dan yetişip 1544’te yeniçeri ağası, 1554’te Rumeli beylerbeyi ve 1555’te vezir olan Arnavut asıllı Osmanlı devlet adamıdır. Kanuni’nin 1566 Sigetvar seferinde ayrı bir kolla Gyula kalesini fethetti; II. Selim devrinde ikinci vezir olarak 1571 Kıbrıs seferini tamamlamak üzere donanma serdarı tayin edildi ve İnebahtı yenilgisinden sağ kurtuldu, fakat sorumluluk kendisine yüklenerek azledildi. Eyüp’teki türbesi ile İzmit’teki Pertev Paşa Külliyesi Mimar Sinan eseridir.

Kısa kimlik ve önemi

Pertev Mehmed Paşa, 16. yüzyılın ortasında Enderun’dan yetişerek yeniçeri ağalığı, Rumeli beylerbeyliği ve vezirlik makamlarına yükselen, Kanuni Sultan Süleyman’ın son ve Sultan II. Selim’in ilk yıllarında Dîvân-ı Hümâyun’un ikinci veziri olarak görev yapan Osmanlı devlet adamıdır. Adı iki askerî olayla anılır: 1566 seferinde ayrı bir kolun serdarı olarak Macaristan’daki Gyula kalesini fethetmesi ve 1571’de Kıbrıs’ın fethini tamamlamak üzere donanma serdarı tayin edilip İnebahtı yenilgisini yaşaması. İnebahtı’dan sağ kurtulan, fakat sorumluluk kendisine yüklenerek azledilen paşa, bir yıl sonra öldü. Eyüp’teki türbesi ile vasiyeti üzerine İzmit’te yaptırılan külliyesi Mimar Sinan’ın eserleri arasındadır. Hayatı, bir kara kuvvetleri komutanının donanma başına getirilmesinin sonuçlarını göstermesi bakımından Osmanlı askerî tarihinde ayrıca tartışılmıştır.

Adları, lakapları ve unvanları

Kaynaklarda çoğunlukla yalnız “Pertev Paşa” olarak geçer; adı Mehmed’dir ve bu yüzden “Pertev Mehmed Paşa” biçimi de kullanılır. “Pertev” (ışık, parıltı) devşirme kökenli saray görevlilerine verilen mahlas türünden bir addır. Taşıdığı unvanlar sırasıyla rikâb-ı hümâyun ağalığı, kapıcıbaşılık, yeniçeri ağalığı, Rumeli beylerbeyliği, dördüncü, üçüncü ve ikinci vezirlik ile 1566 ve 1571 seferlerindeki serdarlıktır. Sadrazam olmamıştır.

Adaş uyarısı: Bu sayfadaki kişi, 19. yüzyılın devlet adamı Mehmed Said Pertev Paşa (1785–1837) ile aynı kişi değildir. O Pertev Paşa, II. Mahmud devrinde reîsülküttâb ve dahiliye nâzırı olmuş, 1837’de Edirne’ye sürülüp orada ölmüştür; Tanzimat kadrosunun yetişmesinde rol oynayan bu kişiyle 16. yüzyıl veziri arasında akrabalık yoktur. Yine ad benzerliği taşıyan Pertevniyal Vâlide Sultan da (Sultan Abdülaziz’in annesi) bu sayfanın konusuyla ilgisizdir.

Kökeni, doğumu ve ailesi

Pertev Paşa Arnavut asıllıdır ve devşirme yoluyla saraya alınmıştır. Doğum tarihi ve yeri bilinmemektedir. Vakfiyesinde babasının adı Abdurrahman olarak geçerken başka bir belgede Abdüssamed diye kaydedilmiştir; bu tür sembolik baba adları devşirme kökenine işaret eden bir uygulamadır, dolayısıyla gerçek baba adı bilinmiyor sayılmalıdır. Hanımı Fütûha’dan Ahmed, Mahmud, Mustafa ve Mehmed adlı oğulları ile Safiye ve Hatice adlı kızları olduğu vakfiye kaydından anlaşılmaktadır. TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki madde, 1553’te öldürülen Şehzade Mustafa’nın dul eşinin Pertev Paşa ile nikâhlandığını kaydeder; fakat bu hanımın vakfiyedeki Fütûha ile aynı kişi olup olmadığı belirsizdir ve kaynaklar bu noktada açık değildir, bu nedenle burada kesin bir hüküm kurulmamaktadır. Oğlu Mahmud Bey, 1571’de İnebahtı’da bir gemiyle savaşa katılmış ve güçlükle kurtulmuştur.

Enderun’dan yeniçeri ağalığına

Saray okulu Enderun’da yetişen Pertev, padişahın atının üzengisini tutmakla görevli rikâb-ı hümâyun ağalığına ve ardından kapıcıbaşılığa getirildi. Şevval 951’de (Aralık 1544) yeniçeri ağası oldu ve bu görevde yaklaşık on yıl kaldı. Ağalığı sırasında ocak nizamını sıkı biçimde uygulamaya ve usulsüz devşirme toplanmasını önlemeye çalıştığı kaydedilir; buna karşılık aynı dönemde kendi oğullarını ve akrabalarını ocağa kaydettirmesi, kul sisteminin 16. yüzyıl ortasında kişisel himaye ağlarıyla nasıl iç içe geçtiğini gösteren bir ayrıntıdır. On yıllık bir yeniçeri ağalığı dönemin ölçülerine göre uzundur ve paşanın ocak üzerindeki nüfuzunun kaynağı olarak görülebilir; II. Selim’in cülûsunda yeniçerileri yatıştırmakla görevlendirilmesi de bu nüfuzla ilgilidir.

Rumeli beylerbeyliği ve vezirlik

25 Şevval 961’de (23 Eylül 1554) Rumeli beylerbeyi tayin edildi; Rumeli beylerbeyliği, Osmanlı taşra idaresinin en yüksek makamı ve vezirliğe geçişin olağan basamağıydı. Nitekim bir yıl sonra, Zilkade 962’de (Eylül–Ekim 1555) dördüncü vezir olarak kubbe altına girdi; 965’te (1558) üçüncü vezirliğe yükseldi. İkinci vezirliğe hangi tarihte geçtiği kayıtlarda açık değildir; TDV maddesi 1566 seferine ikinci vezir sıfatıyla çıktığını yazar ve 976 (1568) tarihli belgelerde de bu sıfatla anılır, dolayısıyla terfi 1558 ile 1566 arasında bir tarihe yerleştirilir.

Vezirliğinin ilk yıllarındaki en hassas görevi, Kanuni’nin oğulları Selim ile Bayezid arasındaki taht mücadelesinde arabuluculuktu. Muharrem 966’da (Ekim–Kasım 1558) padişah tarafından Şehzade Bayezid’e gönderildi ve şehzadeyi yeni sancağı Amasya’ya gitmeye ikna etti. Bayezid 1559’da Konya’da yenilip İran’a sığınınca Pertev Paşa, şehzadenin teslimi karşılığında Kanuni adına 400.000 ve Selim adına 100.000 filori ile hediyeleri Safevî tarafına ulaştırmakla görevlendirildi; şehzadenin 1561 sonunda Kazvin’de boğdurulmasının ardından bu para ve hediye işi Ramazan 969’a (Haziran 1562) kadar onun elinde kaldı. TDV maddesi bu safhayı kısaca aktarır; hediyelerin âkıbetine ilişkin ayrıntılar kaynaklarda tek biçimli değildir. Bu görev, ikinci derecedeki bir vezirin hanedan içi krizlerde padişahın güvenilir aracısı olarak kullanıldığını gösterir.

1566 seferi: Gyula ve Sigetvar

Kanuni’nin son seferi olan 1566 Macaristan seferinde ordunun ana hedefi Sigetvar kalesiydi; Pertev Paşa ise ayrı bir kolun serdarı olarak Tımışvar eyaletindeki Gyula (Osmanlı kaynaklarında Göle veya Gölle) kalesini almakla görevlendirildi. Şevval 973’te (Mayıs 1566) İstanbul’dan hareket etti; maiyetinde 3.000 yeniçeri, 600 silâhdar, 1.500 sipahizâde ve 63 çavuş bulunduğu kaydedilir. Bir aydan uzun süren kuşatmanın ardından Gyula ve çevresindeki birkaç kale 15 Safer 974’te (1 Eylül 1566) ele geçirildi. Aynı günlerde Sigetvar önünde Kanuni Sultan Süleyman öldü ve kale 7 Eylül 1566’da düştü; Pertev Paşa Sigetvar kuşatmasının kendisinde bulunmamış, ordunun ikinci cephesini yönetmiştir. Gyula’nın alınması, Tımışvar eyaletinin kuzey sınırını Erdel yönünde güvence altına almış ve Osmanlı Macaristanı’nın idarî coğrafyasını tamamlayan son büyük kazanımlardan biri olmuştur.

Kıbrıs seferi ve İnebahtı

II. Selim devrinde Osmanlı Devleti 1570’te Venedik elindeki Kıbrıs’a yöneldi. Kara ordusuna Lala Mustafa Paşa, donanmaya üçüncü vezir Piyale Paşa serdar tayin edilmiş; Lefkoşa Eylül 1570’te düşmüş, Magosa kuşatması kışa kalmıştı. 1571 baharında fethi tamamlamak ve Venedik’e yardım gelmesini önlemek üzere donanma serdarlığı ikinci vezir Pertev Paşa’ya verildi. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin İnebahtı maddesi tayini Şevval 978’e (Mart 1571) yerleştirir; aynı ansiklopedinin Pertev Paşa maddesi ise 9 Zilhicce 978’de (4 Mayıs 1571) İstanbul’dan ayrıldığını kaydeder. Pertev Paşa, kaptan-ı derya Müezzinzâde Ali Paşa ile Kıbrıs sularında birleşti; Cezayir beylerbeyi Uluç Ali ve Barbaros’un oğlu Hasan Paşa’nın filolarının katılmasıyla büyüyen donanma yaz boyunca Adriyatik’i vurdu. Magosa Ağustos 1571’de teslim olduğunda Osmanlı donanması aylarca süren harekâtla yıpranmış durumdaydı.

Eylül sonunda İnebahtı limanına çekilen donanmada, Papalık, İspanya ve Venedik’in Kutsal Liga filosunun yaklaştığı haberi üzerine toplanan harp meclisinde iki görüş çatıştı. Uluç Ali, müttefik donanmasının tahkim edilmiş boğazı geçemeyeceğini ileri sürerek körfezden çıkılmamasını önerdi; Pertev Paşa, tımarlı sipahilerin mevsim sonunda ayrılmasıyla asker açığının büyüdüğüne dikkat çekerek bu görüşü destekledi. Müezzinzâde Ali Paşa ise İstanbul’dan aldığı emir gereği düşmanla savaşmak zorunda olduğunu söyleyerek açık denizde muharebede ısrar etti; Pertev Paşa görüşünde diretmedi. Kaynaklar bu tartışmayı, Osmanlı komuta kademesinde deniz tecrübesi olan ve olmayan komutanlar arasındaki görüş ayrılığı olarak aktarır.

Muharebe 17 Cemâziyelevvel 979’da (7 Ekim 1571) İnebahtı açıklarında gerçekleşti; savaşın bütün safhaları ve kaynak tartışması İnebahtı Deniz Muharebesi sayfasında ele alınmaktadır. Pertev Paşa merkez hatta, Ali Paşa’nın baştardasının yanındaydı. Çatışma sırasında gemisi bir gülleyle vurularak battı; yaralı hâlde denizden güçlükle kurtarıldı. TDV maddesi onu kurtaran kişinin Barbaros Hayreddin Paşa’nın torunu Mahmud Bey olduğunu kaydeder. Müezzinzâde Ali Paşa öldü, donanmanın büyük kısmı kaybedildi; sol kanatta Uluç Ali bir bölüm gemiyi kurtarıp çekilmeyi başardı. İki tarafın gemi, asker ve kayıp sayıları Osmanlı ve Batı kaynaklarında birbirinden çok farklı verildiğinden burada tek bir rakam verilmemektedir. Pertev Paşa kurtarıldıktan sonra kara yoluyla İnebahtı’ya geldi; 8 Cemâziyelâhir’de (28 Ekim 1571) aldığı emirle karadan Eğriboz’a geçti (8 Kasım), buradaki savunma tedbirlerini aldıktan on beş gün sonra donanmayla İstanbul’a ulaştı.

Azli, ölümü ve türbesi

Yenilgi haberi Edirne’de bulunan II. Selim’e ulaştığında sadrazam Sokollu Mehmed Paşa yeni bir donanmanın inşasına girişti; 28 Ekim 1571’de Uluç Ali, Kılıç Ali Paşa adıyla kaptan-ı derya tayin edildi. Yenilginin sorumluluğu ise kamuoyunda büyük ölçüde Pertev Paşa’ya yüklendi ve paşa Şâban 979’da (Ocak 1572) vezirlikten azledilerek emekliye ayrıldı. Bu azil, İnebahtı’nın ardından yapılan tek üst düzey görevden almadır; Osmanlı tarihçiliği yenilgiyi kişisel bir kusurdan çok komuta yapısı ve harekât temposundaki yapısal sorunlarla açıklamakla birlikte, dönemin siyasî mantığı sorumluluğun bir ada bağlanmasını gerektirmiştir.

Pertev Paşa azlinden yaklaşık dokuz ay sonra, 1 Cemâziyelâhir 980’de (9 Ekim 1572) İstanbul’da öldü. Ölüm tarihi, türbe kitâbesindeki şair Nihâdî’nin tarih manzumesinden bilinmektedir. Eyüp’te, Eyüp Sultan Külliyesi’nin yakınında Mimar Sinan tarafından yapılan türbesine defnedildi; türbe, Sinan’ın eser listelerinde (Tezkiretü’l-ebniye ve Tezkiretü’l-bünyân) adıyla kayıtlıdır.

Vakıfları ve İzmit Pertev Paşa Külliyesi

Pertev Paşa’nın hayattayken Mimar Sinan’a yaptırdığı başlıca eserler İstanbul Vefa’daki sarayı (sonradan sadrazam konağı olarak kullanılmıştır) ile yine Vefa’daki kervansarayı ve Eyüp’teki türbesidir. En kalıcı eseri ise vasiyeti üzerine, ölümünden sonra kethüdâsı Sinan Ağa’nın Mimar Sinan’a yaptırdığı ve 987’de (1579) tamamlanan İzmit’teki Pertev Paşa Külliyesi’dir. Halk arasında Yenicuma veya Mahkeme Camii adıyla bilinen bu külliye cami, sıbyan mektebi, imaret, kervansaray, hamam, dükkânlar ve çeşmeden oluşuyordu; İstanbul–Şam–Bağdat kervan yolu üzerindeki İzmit’te bir menzil işlevi görmesi hedeflenmişti. Bugün cami ve çeşme özgün hâliyle ayaktadır; mektep, kervansaray, imaret ve hamam kısmen harabe veya temel düzeyinde kalmıştır. Yapı 1719, 1764 ve 1858’de onarılmış, 1952–1961 arasında kapsamlı bir restorasyon geçirmiştir. Vakfiyesine göre külliyenin gelirleri Drama, Keşan, Malkara, Ergene, Edirne, Sofya ve Pravadi’deki köy ve çiftliklerden, ayrıca Rusçuk, İzmit, İstanbul, Malkara ve Gelibolu’daki mülklerden sağlanıyordu; bu dağılım, Rumeli beylerbeyliği ve vezirlik yıllarında biriktirilen servetin vakıf yoluyla kamu hizmetine dönüştürüldüğü klasik Osmanlı modelini örnekler.

Etkisi ve mirası

Pertev Paşa’nın tarihî yeri üç düzeyde değerlendirilebilir. Birincisi, kul sisteminin tipik bir ürünü olarak kariyer çizgisidir: Enderun, rikâbdarlık, kapıcıbaşılık, yeniçeri ağalığı, Rumeli beylerbeyliği ve vezirlik basamakları, 16. yüzyıl ortasında devşirme kökenli bir görevlinin izleyebileceği en düzenli yükseliş yolunu gösterir; on yıllık yeniçeri ağalığı ona ocak üzerinde hanedan içi krizlerde işe yarayan bir nüfuz kazandırmıştır. İkincisi, 1566’da Gyula’nın fethidir; bu kazanım Sigetvar’ın ve Kanuni’nin ölümünün gölgesinde kalmakla birlikte Osmanlı Macaristanı’nın sınırlarını tamamlayan somut bir sonuçtur. Üçüncüsü ve tarihçilikte en çok tartışılanı, İnebahtı’daki rolüdür. Deniz tecrübesi bulunmayan bir vezirin donanma serdarlığına getirilmesi, kaptan-ı deryanın da aynı şekilde kara kökenli olması ve tecrübeli denizci Uluç Ali’nin görüşünün belirleyici olamaması, Kâtib Çelebi’den Uzunçarşılı’ya kadar Osmanlı ve Türk tarihçiliğinde yenilginin yapısal nedenleri arasında sayılmıştır. Pertev Paşa bu tartışmada, doğru görüşü savunup savunduğu görüşte ısrar etmeyen komutan olarak yer alır. Azlinin ardından bir yıl içinde ölmesi, İnebahtı’nın Osmanlı yönetici sınıfı üzerindeki etkisinin kişisel bir örneğidir.

Tartışmalı anlatılar ve kaynakların sınırı

Pertev Paşa hakkındaki bilgi büyük ölçüde vakfiyesine, türbe kitâbesine, Selânikî ve Âlî gibi çağdaş veya yakın dönem kroniklere ve mühimme kayıtlarına dayanır; bu kaynaklar görev tarihleri ve vakıfları konusunda güvenilir, kişiliği ve karar süreçleri konusunda ise sınırlıdır. Doğum tarihi ve gerçek baba adı bilinmemektedir. İkinci vezirliğe geçiş tarihi kayıtlarda açık değildir; 1558’deki üçüncü vezirlik ile 1566 seferi arasında bir tarihe yerleştirilir. Şehzade Mustafa’nın dul eşiyle nikâhlanma kaydı vardır, fakat bu hanımın kimliği ve Fütûha ile ilişkisi belirsizdir. Yeniçeri ağalığına tayin yılı TDV maddesinde 1544, bazı çevrimiçi derlemelerde 1554 olarak verilir; burada Bostan’ın belge tarihli (Şevval 951) kaydı esas alınmıştır. 1571 donanma serdarlığı tayin tarihi TDV’nin iki maddesinde Mart ve Mayıs 1571 olarak farklı verilir. İnebahtı’daki gemi ve kayıp sayıları kaynaklara göre değişir. Harp meclisindeki tutumu, sonraki kroniklerin yenilgiden sonra oluşan bilgisiyle yeniden kurgulanmış olabileceğinden, “doğru görüşü savunan komutan” tasviri de ihtiyatla okunmalıdır. Popüler anlatılarda ve bazı çevrimiçi metinlerde 16. yüzyıl veziri ile 19. yüzyılın Mehmed Said Pertev Paşa’sının bilgilerinin birbirine karıştığı görülür; iki kişi ayrıdır. Dizi ve roman tasvirleri kaynak değeri taşımaz.

Kaynakça

  • İdris Bostan, “Pertev Paşa” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 34, İstanbul 2007, s. 235–236. islamansiklopedisi.org.tr/pertev-pasa
  • Zeynep Hatice Kurtbil, “Pertev Paşa Külliyesi” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 34, İstanbul 2007, s. 236–238. islamansiklopedisi.org.tr/pertev-pasa-kulliyesi
  • İdris Bostan, “İnebahtı Deniz Savaşı” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 22, İstanbul 2000, s. 287–289. islamansiklopedisi.org.tr/inebahti-deniz-savasi
  • Pertev Paşa Vakfiyesi, Beyazıt Devlet Kütüphanesi, nr. 5157 (aile ve vakıf kayıtları için birincil belge).
  • Selânikî Mustafa Efendi, Târih-i Selânikî, haz. Mehmet İpşirli, c. I, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1999 (çağdaş kronik; 1566–1572 kayıtları).
  • Abdülkadir Erdoğan, “Kanunî Süleyman Devri Vezirlerinden Pertev Paşa’nın Hayatı ve Eserleri”, Vakıflar Dergisi, sy. 2 (1942), s. 233–240.
  • Franz Babinger, “Pertew Pasha” maddesi, The Encyclopaedia of Islam, 2. baskı, c. VIII, Leiden: Brill, s. 295–296.
  • İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. II ve III/1, Türk Tarih Kurumu, Ankara (1566 seferi, Kıbrıs ve İnebahtı bölümleri).
Diğer isimleri: Pertev Mehmed Paşa, Pertev Paşa, Pertew Pasha, Mehmed Pertev Paşa