Piyale Paşa

Cerbe’nin galibi, Sakız’ın fâtihi; kaptan-ı deryalıktan vezirliğe yükselen ilk Osmanlı denizcisi
Koyu yeşil zemin önünde, kırmızı kavuk üzerine sarılmış büyük beyaz vezir sarığı ve kürk yakalı kaftanla, kır sakallı olgun bir Osmanlı kaptan-ı deryasını canlandıran temsilî portre.

Piyale Paşa (ö. 1578), Macaristan’ın Tolna kasabasından devşirilip Enderun’da yetişen, 1555’te kaptan-ı derya olan ve 1560 Cerbe zaferi ile 1566 Sakız’ın fethiyle tanınan Osmanlı denizcisi ve devlet adamıdır. Şehzade Selim’in kızı Gevherhan Sultan’la evlenerek hanedana damat oldu; kaptan-ı derya iken kubbe vezirliğine yükseldi, Kıbrıs seferinde donanmayı taşıdı ve ikinci vezir olarak öldü. Kasımpaşa’daki Piyale Paşa Külliyesi’nin bânisidir.

Kısa kimlik ve önemi

Piyale Paşa, 16. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı donanmasına yaklaşık on üç yıl komuta eden, 1560 Cerbe Deniz Muharebesi’ni kazanan ve 1566’da Sakız Adası’nı Ceneviz idaresinden alan kaptan-ı derya ve vezirdir. Kanuni Sultan Süleyman’ın son yıllarında Osmanlı deniz gücünün Batı Akdeniz’deki en etkili komutanı oldu; Şehzade Selim’in kızıyla evlenerek hanedana damat girdi ve kaptan-ı derya iken kubbe vezirliğine yükseldi. Onun kariyeri, Barbaros Hayreddin Paşa’nın kurduğu donanma düzeninin bir sonraki kuşakta nasıl saray eğitimli, devşirme kökenli bir yönetici sınıfına devredildiğini gösterir: Piyale, korsan reisliğinden gelen selefinin aksine, Enderun’dan çıkıp deniz komutanlığına atanan bir devlet adamıdır.

Adları ve unvanları

Kaynaklarda adı Piyâle biçiminde yazılır; bazı kayıtlarda Piyale Mehmed Paşa olarak da geçer. Batı kaynaklarında Piali Pasha adıyla anılır. Resmî unvanları sırasıyla kapıcıbaşılık, Gelibolu sancakbeyliğiyle birlikte taşınan kaptan-ı deryalık, kubbe vezirliği ve ikinci vezirliktir. Kendisine verilen “Paşa” unvanı kaptan-ı deryalık makamıyla birlikte gelmiştir; kaynaklarda daha önceki dönem için “Piyale Bey” ifadesine rastlanır.

Kökeni, doğumu ve yetişmesi

Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’ndeki madde, onu Macaristan’ın Tolna kasabasından Hırvat asıllı bir ayakkabıcının oğlu olarak tanıtır. Doğum tarihi kaynaklarda kayıtlı değildir; bazı modern çalışmalar yaklaşık 1515 yılını önerir, fakat bu bir tahmindir ve burada kesin bilgi olarak sunulmamaktadır. 1526 Mohaç Muharebesi’nin ardından Osmanlı eline geçtiği ve devşirme olarak Enderun’a alındığı kabul edilir. Saray eğitiminin ardından 1547’de kapıcıbaşı oldu. Bu görev, Osmanlı saray teşkilâtında padişahın yakın çevresine erişim sağlayan ve taşra yönetimine ya da askerî komutaya geçişin basamağı sayılan bir makamdı. Piyale’nin denizcilik tecrübesi olmadan doğrudan kaptan-ı deryalığa getirilmesi, dönemin Osmanlı yönetim anlayışının deniz komutanlığını da bir saray görevlisine emanet edebildiğini gösterir; bu tercih, deniz işlerinin fiilî yürütülmesinde Turgut Reis gibi tecrübeli reislerle iş birliğini zorunlu kılmıştır.

Kaptan-ı deryalığa tayini

Piyale, 13 Safer 962’de (7 Ocak 1555) Sinan Paşa’nın yerine kaptan-ı derya tayin edildi; kaptan-ı deryalığa bağlı Gelibolu sancağı da kendisine verildi. Bazı modern kaynaklar bu atamayı 1553 veya 1554 yılına yerleştirir; burada TDV maddesinin verdiği hicrî tarih esas alınmıştır. Görevi Mayıs 1568’e (Zilkade 975) kadar sürdü; yerine Müezzinzâde Ali Paşa geçti. Bu yaklaşık on üç yıllık süre, Barbaros’tan sonra 16. yüzyılın en uzun kaptan-ı deryalık dönemlerinden biridir ve Osmanlı donanmasının her yıl düzenli olarak Akdeniz’e açıldığı, Habsburg İspanyası ile deniz mücadelesinin en yoğun olduğu evreye denk gelir.

1555–1559 yılları arasında donanma her bahar Batı Akdeniz’e sefere çıktı. Bu seferlerde Osmanlı filosu, Fransa ile Habsburglar arasındaki savaştan yararlanarak İtalya ve İspanya kıyılarına baskınlar düzenledi ve Kuzey Afrika’daki Osmanlı üslerini destekledi. Trablusgarp beylerbeyi Turgut Reis’in yerel bilgisi ve gemileri bu seferlerin ayrılmaz parçasıydı. Kaptan-ı deryanın merkez donanması ile eyalet beylerinin kendi filoları arasındaki bu iş bölümü, Osmanlı deniz gücünün tek bir komuta altında değil, birbirini tamamlayan birimler hâlinde çalıştığını gösterir.

Cerbe Deniz Muharebesi

1560 baharında İspanya öncülüğündeki müttefik donanma Cerbe Adası’na asker çıkarıp kaleyi işgal etti. Amaç, Turgut Reis’in üssü Trablusgarp’a karşı bir ileri üs kurmaktı. Piyale Paşa komutasındaki Osmanlı donanması beklenenden hızlı bir yolculukla adaya ulaştı. Muharebenin tarihi kaynaklarda küçük bir farkla verilir: TDV’deki Piyale Paşa maddesi 15 Şâban 967’yi (11 Mayıs 1560), aynı ansiklopedinin Cerbe maddesi ise 14 Mayıs 1560’ı esas alır; çatışmanın birkaç güne yayılmış olması bu farkı açıklar. Osmanlı filosunun karşılıklı top atışlarından sonra ikiye ayrılarak yaptığı manevra müttefik donanmayı dağıttı; müttefik gemilerinin bir bölümü batırıldı, bir bölümü ele geçirildi. Ele geçirilen gemi sayısı için kaynaklar farklı rakamlar verir: TDV’nin Piyale maddesi on dokuz kadırgaya el konulduğunu kaydederken Cerbe maddesi yetmişe yakın geminin batırıldığını ve yirmi kadarının alındığını rivayet olarak aktarır. Bu rakamlar arasında seçim yapmak yerine, kesin sayının bilinmediğini belirtmek daha doğrudur.

Deniz zaferinin ardından kaleye sığınan müttefik garnizonu, Turgut Reis’in kara kuvvetleri ve donanma tarafından yaklaşık iki ay kuşatıldı; kale 30 Temmuz 1560’ta teslim oldu. Piyale Paşa, ele geçirilen gemiler ve esirlerle İstanbul’a döndüğünde büyük bir törenle karşılandı. Cerbe, Preveze’den sonra Osmanlı deniz üstünlüğünün Batı Akdeniz’de sürdüğünü gösteren en önemli zaferdir; fakat bu üstünlük mutlak değildi ve İspanya, Malta, Napoli ve Sicilya hattında güçlü kalmaya devam etti. Kaynaklarda Cerbe’ye katılan Osmanlı reisleri arasında sonradan Kılıç Ali Paşa adıyla tanınacak Uluç Ali de anılır.

Evliliği ve hanedanla bağı

Cerbe zaferinin ardından Piyale Paşa, Şehzade Selim’in kızı Gevherhan Sultan ile evlendirildi. TDV maddesi evliliği Muharrem 969’a (Eylül 1561) tarihlendirir; M. Çağatay Uluçay’ın hanedan kadınları üzerine çalışması ise düğün tarihini 17 Ağustos 1562 olarak verir. İki tarih arasındaki fark, nişan ile düğün gibi ayrı aşamalardan ya da kaynakların farklı belgelere dayanmasından kaynaklanmış olabilir; burada ikisi de kaydedilmiştir. Gevherhan Sultan, Şehzade Selim ile Nurbânû Sultan’ın kızı, dolayısıyla Kanuni Sultan Süleyman’ın torunuydu. Bu nedenle Piyale Paşa için sıkça kullanılan “Kanuni’nin damadı” ifadesi yanlıştır; o, Kanuni’nin torununun eşi ve tahta çıkışından sonra Sultan II. Selim’in damadıdır. Şehzade Selim’in kızlarının aynı yıllarda Sokollu Mehmed Paşa gibi yükselen devlet adamlarıyla evlendirilmesi, veliaht çevresinin saray ve ordu içindeki ittifaklarını damatlık bağıyla pekiştirdiği bir siyasetin parçasıdır.

Çocuk sayısı konusunda kaynaklar birbirinden ayrılır. TDV maddesi türbesindeki kayıtlara dayanarak yedi oğlu ve dört kızı olduğunu belirtir; Gevherhan Sultan’dan doğan çocuklar için Uluçay iki oğul ve üç kız sayar. İki rakam arasındaki fark, türbedeki sayının paşanın diğer eşlerinden veya cariyelerinden olan çocukları da kapsamasıyla açıklanabilir; ancak bu bir yorumdur ve kaynaklar konuyu açıkça çözmez. Gevherhan Sultan, Piyale Paşa’nın ölümünden sonra Cerrah Mehmed Paşa ile evlenmiştir.

Malta Kuşatması

1565’te Kanuni, Akdeniz’de Osmanlı gemilerine karşı sürekli tehdit olan Malta şövalyelerinin adasına büyük bir sefer düzenlenmesine karar verdi. Kara kuvvetlerinin serdarı Mustafa Paşa, donanmanın komutanı ise Piyale Paşa idi; TDV maddesi donanmanın 240 gemiden oluştuğunu kaydeder, fakat bu tür sayılar dönemin kaynaklarında şişirilmeye açık olduğundan yaklaşık kabul edilmelidir. Kara ve deniz komutanlarının ayrı olması, kuşatma boyunca komuta birliği sorununa yol açtı; hangi kalenin önce kuşatılacağı konusundaki anlaşmazlık, Turgut Reis gelmeden önce verilen kararlar ve St. Elmo’nun ağır kayıplarla alınması kuşatmanın seyrini belirledi. Turgut Reis’in Haziran 1565’te kuşatma sırasında aldığı yara sonucu ölmesi, Osmanlı tarafını en tecrübeli Akdeniz denizcisinden yoksun bıraktı. Sicilya’dan gelen yardım kuvvetleri karşısında ordu Eylül 1565’te adayı terk etti. Malta, Piyale Paşa’nın kariyerindeki tek büyük başarısızlıktır; fakat sorumluluğun paylaşımı kaynaklara göre değişir ve TDV maddesi başarısızlığı tek bir komutana yüklemez.

Sakız’ın fethi

Malta’dan bir yıl sonra Piyale Paşa, Ceneviz Mahona şirketinin idaresindeki Sakız Adası’na yöneldi. 24 Ramazan 973’te (14 Nisan 1566) adadaki Ceneviz idaresine çatışma olmaksızın son verildi. TDV’nin Sakız Adası maddesi bu adımın gerekçelerini sıralar: adanın hac yolu üzerinde bulunması, Mahona idaresinin zayıflaması ve halkın memnuniyetsizliği, adanın korsan sığınağı hâline gelmesi, Mahona’nın Osmanlı donanması hakkında Malta şövalyelerine bilgi sızdırdığına dair haberler ve düzenli ödenmesi gereken haracın aksaması. Fetihten sonra Sakız, kaptan-ı deryanın yönetimine bağlı bağımsız bir sancak yapıldı; kadı, imam, hatip ve müezzin tayin edilerek Osmanlı idaresi kuruldu. Sakız’ın alınması bir deniz zaferinden çok, Ege’deki son Latin yönetim adalarından birinin diplomatik ve idarî baskıyla Osmanlı sistemine katılmasıdır.

Vezirlik ve Kıbrıs seferi

TDV maddesine göre Piyale Paşa, Cemâziyelevvel 974’te (Kasım–Aralık 1566) kaptan-ı deryalığı üzerinde kalmak üzere kubbe vezirliğine getirildi; bazı modern kaynaklar vezirliği 1568’e yerleştirir. Kaynaklarda kaptan-ı deryalık ile kubbe vezirliğini bir arada taşıyan ilk kişi olarak anılır. Bu atama, deniz komutanlığının Divan-ı Hümâyun’da doğrudan temsil edilmeye başladığını gösterir; sonraki yüzyılda kaptan paşaların vezir rütbesi taşıması olağan hâle gelecektir. Mayıs 1568’de kaptanlıktan ayrıldı; yerine Müezzinzâde Ali Paşa geçti.

1570’te açılan Kıbrıs seferinde Piyale Paşa üçüncü vezir sıfatıyla görev aldı. Sefer serdarı Lala Mustafa Paşa’nın kara ordusunu adaya taşıyan donanmayı yönetti; adaya çıkarmanın ardından kaptan-ı derya Müezzinzâde Ali Paşa ile birlikte donanmanın hareketlerini düzenledi. Lefkoşa 1570’te, Magosa Ağustos 1571’de alındı. Aynı yılın Ekim ayında Müezzinzâde Ali Paşa komutasındaki donanmanın İnebahtı’da ağır bir yenilgiye uğraması Piyale Paşa’yı doğrudan ilgilendirmez; o sırada donanma komutasında değildi. İnebahtı’dan sonra ikinci vezirliğe yükseldi ve sadrazam Sokollu Mehmed Paşa’nın yürüttüğü donanmanın yeniden inşası sürecinde Divan’ın en kıdemli üyelerinden biri olarak bulundu.

Külliyesi ve türbesi

Piyale Paşa, kaptan-ı deryalık gelirleriyle İstanbul’da Kasımpaşa’nın kuzeyinde, dönemin tersane bölgesinin arkasındaki vadide bir külliye yaptırdı. TDV’deki külliye maddesine göre yapı topluluğu 981’de (1573) tamamlanmış ve cami, dârülhadis medresesi, tekke, türbe, hazire, sıbyan mektebi, çeşme, çarşı ve hamamdan oluşmuştur. Piyale Paşa Camii, altı eşit kubbesi ve iki granit sütuna oturan planıyla 16. yüzyıl Osmanlı mimarisinde olağan dışı bir örnektir; minaresinin köşede değil mihrap ekseninde yükselmesi ve iki katlı yan galerileri araştırmacıları bu tasarımın bânisinin denizci kimliğiyle ilişkisini tartışmaya yöneltmiştir. Cami, Mimar Sinan’ın eserlerini sayan tezkire listelerinde yer alır; fakat plan şeması Sinan’ın bilinen çizgisinden ayrıldığı için mimar sorunu mimarlık tarihinde tartışılmış, TDV maddesi caminin mimarını kesin bir isme bağlamamıştır. Bu nedenle sayfa, yapıyı Mimar Sinan’a “tezkire kayıtlarına göre” atfeder ve kesin hüküm kurmaz. Külliyenin çarşı, çeşme, mektep, medrese ve tekke gibi bölümleri 19. yüzyıla gelmeden yok olmuş; hamamın kalıntıları barut imalâthanesine dönüştürülmüştür. Bugün ayakta kalan cami ve türbedir.

Piyale Paşa 12 Zilkade 985’te (21 Ocak 1578) idrar yolları hastalığından öldü ve camisinin yanındaki türbesine defnedildi. Türbede mermer ve ahşap sandukalar bulunur; TDV maddesi burada paşayla birlikte çocuklarının da yattığını kaydeder. Bazı popüler kaynaklarda ölüm yeri olarak Kıbrıs gösterilirse de TDV maddesi bunu desteklemez; paşa ikinci vezir olarak İstanbul’da Divan üyesiydi ve kaynakların sınırları içinde ölüm yeri İstanbul kabul edilmelidir. Kasımpaşa dışında Sakız, Kilitbahir ve Üsküdar’da da hayır eserleri yaptırdığı kaydedilir.

Etkisi ve mirası

Piyale Paşa’nın tarihî önemi üç noktada toplanabilir. Birincisi, Cerbe zaferiyle Barbaros’un kurduğu deniz üstünlüğünün Preveze’den yirmi iki yıl sonra hâlâ geçerli olduğunu göstermesi ve Habsburg İspanyası’nın Kuzey Afrika’daki ilerleyişini durdurmasıdır. İkincisi, Sakız’ın alınmasıyla Ege’deki Latin yönetimlerinin tasfiyesini ileri bir aşamaya taşıması ve adayı kaptan paşa eyaletine bağlı bir sancak olarak Osmanlı idarî düzenine katmasıdır. Üçüncüsü, kaptan-ı deryalık makamının kurumsal konumundaki değişimdir: Enderun’dan yetişip bu makama getirilen, hanedana damat olan ve kaptan-ı derya iken vezirliğe yükselen Piyale, deniz komutanlığının bir reis mesleği olmaktan çıkıp merkez bürokrasisinin bir parçası hâline gelişini temsil eder. Bu dönüşümün bedeli de vardı: Malta’da görüldüğü gibi saray kökenli komutanlar, Turgut Reis gibi tecrübeli denizcilere bağımlı kaldı ve komuta birliği sorunları yaşandı. Kariyerini onun yanında sürdüren Uluç Ali’nin sonradan Kılıç Ali Paşa olarak İnebahtı sonrası donanmayı yeniden kurması, bu kuşaklar arası devamlılığın bir örneğidir.

Tartışmalı anlatılar ve kaynakların sınırı

Piyale Paşa hakkındaki temel bilgiler Osmanlı arşiv kayıtlarına, Selânikî Mustafa Efendi ile Lokmân b. Hüseyin gibi dönem tarihçilerine ve Habsburg elçisi Busbecq’in mektupları gibi çağdaş Batı kaynaklarına dayanır. Cerbe seferi için Zekeriyyâzâde’nin Ferah adlı fetihnâmesi çağdaş bir anlatıdır; fakat bir fetihnâme olarak zaferi yüceltme amacı taşıdığından sayısal ayrıntıları ihtiyatla okunmalıdır. Doğum tarihi bilinmez; etnik kökeni için Hırvat ve Macar nitelemeleri birlikte kullanılır, çünkü Tolna o dönemde Macaristan Krallığı’na bağlı olmakla birlikte Hırvat nüfus barındıran bir bölgedeydi. Kaptan-ı deryalığa atanma yılı (1553, 1554 veya 1555), evlilik tarihi (1561 veya 1562), vezirlik tarihi (1566 veya 1568), Cerbe muharebesinin günü (11 veya 14 Mayıs 1560) ve çocuk sayısı kaynaklarda farklıdır; bu sayfa her durumda TDV maddesinin verdiği hicrî tarihi esas almış ve alternatif tarihi yanında kaydetmiştir. “Kanuni’nin damadı” ifadesi popüler metinlerde yaygındır fakat yanlıştır. Dizi ve romanlardaki tasvirler kaynak değeri taşımaz; paşanın bilinen çağdaş bir portresi yoktur ve bu sayfadaki görsel temsilîdir.

Kaynakça

  • İdris Bostan, “Piyâle Paşa” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 34, İstanbul 2007, s. 296–297. islamansiklopedisi.org.tr/piyale-pasa
  • M. Baha Tanman, “Piyâle Paşa Külliyesi” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 34, İstanbul 2007. islamansiklopedisi.org.tr/piyale-pasa-kulliyesi
  • Abdülkadir Özcan, “Cerbe” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 7, İstanbul 1993, s. 391–392. islamansiklopedisi.org.tr/cerbe
  • Selânikî Mustafa Efendi, Tarih-i Selânikî (çağdaş kronik, 16. yüzyıl); neşir: Mehmet İpşirli (haz.), 2 cilt, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1999.
  • Zekeriyyâzâde, Ferah: Cerbe Fetihnâmesi (çağdaş fetihnâme, 16. yüzyıl); haz. Orhan Şaik Gökyay, İstanbul 1975.
  • M. Çağatay Uluçay, Padişahların Kadınları ve Kızları, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1980 (Gevherhan Sultan ve evlilik tarihi için).
Diğer isimleri: Piyâle Paşa, Piyale Mehmed Paşa, Piali Pasha, Kaptan Piyale