Tahta Geçiş ve Selimname Geleneği
Sultan II. Selim, 28 Mayıs 1524'te İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Kanuni Sultan Süleyman, annesi ise dönüştürücü nüfuzu ile tanınan Hürrem Sultan'dı. Kardeşleri arasındaki şehzade mücadelesi son derece kanlı geçti; ağabeyi Şehzade Mustafa, 1553'te babası tarafından siyasi entrika sonucu idam ettirildi. Diğer kardeşi Şehzade Bayezid ise Selim ile açık silahlı çatışmaya girerek mağlup oldu ve İran'a sığındı; orada Safevi Şahı'nın iznine dayanılarak öldürüldü. Bu kanlı taht mücadelesinin galibi olan Selim, 1566'da Kanuni Sultan Süleyman'ın Zigetvar önlerinde ölümünün ardından Osmanlı tahtına çıktı.
Sokollu Mehmed Paşa ile İktidar Ortaklığı
Sultan II. Selim, saltanatının büyük bölümünde devlet işlerini tecrübeli sadrazamı Sokollu Mehmed Paşa'ya devretti. Sokollu, Kanuni döneminden devralınan idari geleneği büyük bir ustalıkla sürdürdü; Selim'in daha pasif yönetim anlayışına karşın imparatorluk yönetimi sarsılmadan işledi. Bu dönem, hanedan ile bürokratik elit arasındaki güç dengesinin sadrazam lehine belirginleştiği bir eşiği temsil eder. Sokollu Mehmed Paşa'nın Don-Volga kanalı projesi gibi devasa girişimleri bu dönemde gündeme geldi; ancak projenin hayata geçirilmesi mümkün olmadı.
Kıbrıs'ın Fethi
Sultan II. Selim döneminin en önemli askeri harekâtı, 1570–1571 yılları arasında gerçekleştirilen Kıbrıs'ın Fethi'dir. Venedik'in elindeki bu stratejik ada, Doğu Akdeniz ticareti ve Osmanlı deniz yolları açısından hayati öneme sahipti. Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri Kıbrıs'a çıkartma yaptı; uzun ve zorlu bir kuşatmanın ardından Lefkoşa ve Magosa düştü. Magosa'nın Venedikli komutanı Marcantonio Bragadin'in teslimden sonra derisi yüzülerek öldürülmesi, Avrupa kamuoyunda büyük tepkiye yol açtı. Kıbrıs, Osmanlı yönetimine girdi ve adanın önemi sonraki yüzyıllarda da devam etti.
İnebahtı Deniz Yenilgisi
Kıbrıs'ın fethinin hemen ardından, Ekim 1571'de Yunanistan'ın batı kıyısındaki İnebahtı körfezinde tarihin en büyük deniz çarpışmalarından biri yaşandı. Papalık, İspanya ve Venedik'ten oluşan Kutsal İttifak donanması, Osmanlı filosunu ağır bir yenilgiye uğrattı; yaklaşık iki yüz Osmanlı gemisi batırıldı veya ele geçirildi ve onlarca bin asker hayatını kaybetti. Bu yenilgi, on altıncı yüzyılda Osmanlı deniz gücünün ilk büyük kırılmasını simgeliyor olmakla birlikte, sonuçları kalıcı olmadı. Osmanlı tersaneleri kısa sürede yeniden inşa edildi ve Sokollu Mehmed Paşa'nın meşhur deyişiyle "Siz bir dala dokunarak sakalımızı kestiniz, biz bir kolu keserek sizin kolunuzu kestik."
Selimiye Camii'nin İnşası
Sultan II. Selim'in saltanatının en kalıcı eseri, Edirne'de Mimar Sinan'a yaptırılan Selimiye Camii'dir. Mimar Sinan bu yapıyı kendi şaheseri olarak kabul etmiş; Ayasofya'nın kubbesini geçen büyüklükteki merkezi kubbesiyle mimarlık tarihinde özgün bir yer edinmiştir. 1568'de başlanan inşaat 1574'te, Sultan Selim'in vefat ettiği yıl tamamlandı. Selimiye Külliyesi cami, medrese, arasta, darülhadis ve türbeden oluşan bütünleşik yapısıyla Osmanlı mimarlığının zirvesini temsil eder. Nurbanu Sultan adına İstanbul'da yapılan Atik Valide Külliyesi de bu dönemin anıtsal eserleri arasında sayılır.
Nurbanu Sultan'ın Artan Nüfuzu
Sultan II. Selim'in en güzide eşi ve sonraki dönemin güçlü ismi Nurbanu Sultan, bu saltanat döneminde giderek artan bir siyasi etki alanı oluşturdu. Venedikli ya da Yunan asıllı olduğu düşünülen Nurbanu, padişahın hasekisi sıfatıyla saray içinde belirleyici bir konuma yükseldi. Oğlu Şehzade Murad'ın tahta çıkmasından sonra Valide Sultan unvanını alacak ve Osmanlı tarihinde "Kadınlar Saltanatı" olarak bilinen dönemin ilk güçlü figürü olacaktı. Nurbanu'nun Venedik ile sürdürdüğü gizli yazışmalar, Osmanlı dış politikasının ne denli çok katmanlı olduğunu gözler önüne serer.
Son Yılları ve Vefatı
Sultan II. Selim, sağlığı giderek bozulurken de saltanatı Sokollu Mehmed Paşa aracılığıyla sürdürdü. Kıbrıs'ın fethinden duyduğu memnuniyeti bizzat dile getirmiş, bu adayı Osmanlı coğrafyasına katan padişah olarak tarihte yer almak istediğini belirtmişti. 12 Aralık 1574'te İstanbul'da hayatını kaybetti; cenazesi Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptırdığı Süleymaniye Camii'nin yakınındaki türbeye değil, bizzat inşa ettirdiği Selimiye Camii'ne götürülemedi; İstanbul'daki Ayasofya Camii'nin avlusunda babası Kanuni'nin yanına defnedildi. Sekiz yıllık saltanat, babası Kanuni'nin devasa gölgesi altında kalmış olsa da Kıbrıs'ın kazanılması ve Selimiye'nin tamamlanması II. Selim'e kendine özgü bir tarihsel miras bıraktı.