Nizam-ı Cedid: III. Selim'in Yeni Ordu Reformu
Nizam-ı Cedid, Sultan III. Selim'in 1793 yılında başlattığı kapsamlı ıslahat hareketinin askeri ayağını oluşturan ve "Yeni Düzen" anlamına gelen reformdur. Yeniçeri ocağına dokunmadan kurulan bu modern ordu, Avrupa usulü eğitim ve teçhizatla donatılmış; Akkâ kuşatmasında Napolyon'a karşı başarıyla savaşarak ilk önemli sınavını vermiştir. Ancak iç muhalefet ve siyasi baskılar sonucunda Nizam-ı Cedid hem ordu hem de genel reform programı olarak 1807'de çökertilmiştir.
Osmanlı Devleti, 18. yüzyıl boyunca Rusya ve Avusturya ile girdiği savaşlardan büyük yenilgilerle çıkmıştı. Bu yenilgilerin temel nedenlerinden biri, ordunun modern teknik ve taktiklere ayak uyduramayışıydı. Yeniçeri ocağı zaman içinde askerlik disiplininden uzaklaşmış; İstanbul'dakilerin büyük çoğunluğu esnaflıkla, Anadolu'dakilerin büyük çoğunluğu ise çiftçilikle geçimini sağlar hale gelmişti. Bu koşullarda yenileşmenin kaçınılmaz olduğunu gören Sultan III. Selim, 24 Şubat 1793'te Nizam-ı Cedid adını verdiği reformlar bütününü ilan etti.
Reform programı yalnızca askeri alanla sınırlı değildi; idari, mali, eğitim ve dışişleri alanlarını da kapsıyordu. Ancak en somut ve çarpıcı adım yeni bir ordu kurmaktı. III. Selim, yeniçerilere doğrudan dokunmanın tehlikeli olduğunu iyi bildiğinden önce onları yerli yerinde bıraktı; yeniçeri ocağının yanında tamamen ayrı bir yapı olarak Nizam-ı Cedid askeri birliklerini oluşturdu. Niyet açıktı: yeni ordu iyice güçlenince yeniçeri kurumu lağvedilecekti.
İlk Nizam-ı Cedid birliği 12 bin kişiden oluşuyordu ve büyük bölümü gönüllülerden oluşan bu kuvvete farklı bir üniforma giydirildi. İstanbul'un bugünkü Levend semtinde büyük kışlalar inşa edildi. Modern piyade, topçu, humbaracı, istihkâm (lağımcı) ve arabacı (nakliye) birlikleri düzenlendi. Tersaneler genişletildi ve modern gemilerin yapımına başlandı. Eğitim Avrupa standartlarına göre yürütüldü; bu amaçla yabancı askeri uzmanlardan da yararlanıldı.
Nizam-ı Cedid ordusu ilk gerçek sınavını 1799 yılında Akkâ kuşatmasında verdi. Mısır'ı fetheden Napolyon Bonapart, Suriye ve Filistin üzerinden doğuya doğru ilerlemeye çalışırken Akkâ kalesine takıldı. Cezzar Ahmed Paşa komutasındaki Nizam-ı Cedid askerleri, 64 gün boyunca Napolyon'un tüm saldırılarını geri püskürttü. Dünya tarihinin en büyük komutanlarından birini defalarca başarısız kılan bu savunma, Nizam-ı Cedid'in ilk büyük zaferi oldu ve ordunun değerini tüm dünyaya kanıtladı.
Nizam-ı Cedid'in giderleri karşılamak amacıyla ayrı bir hazine oluşturuldu. İrad-ı Cedid adıyla kurulan bu yeni bütçe birimi, çeşitli vergi kaynaklarına bağlandı. Böylece yeniçeri ocağından bağımsız bir mali altyapı da kurulmuş oldu. Bu yaklaşım, reformun yalnızca askeri değil aynı zamanda mali bir dönüşüm de hedeflediğini göstermektedir.
Rumeli cephesinde Abdurrahman Paşa komutasındaki 24 bin Nizam-ı Cedid askeri âyanların ve eşkıyanın üzerine gönderildi; kısa sürede önemli başarılar elde edildi. Mısır'da ise Kavalalı Mehmed Ali Paşa komutasındaki birlikler İngiliz çıkarmasını geri püskürttü. Bu başarılar, yeni ordunun klasik yeniçeri düzeninden çok daha etkili olduğunu açıkça ortaya koydu.
Buna karşın yeniçerilerin direnişi, ulema çevrelerindeki hoşnutsuzluk ve siyasi entrikalar Nizam-ı Cedid'in büyümesini engelledi. Reformlara karşı çıkanlar halk arasında bu yenilikleri "gâvur icadı" diye nitelendirerek kamuoyu oluşturdu. Sadaret Kaymakamı Köse Musa Paşa'nın ihaneti sonucunda 1807 isyanında Nizam-ı Cedid askerleri kışlalarından çıkamadı; reform hem askeri hem de siyasi zeminde ezildi. III. Selim'in tahttan indirilmesiyle birlikte Nizam-ı Cedid programı da fiilen sona erdi. Bu deneyim, Osmanlı modernleşmesinin önündeki engellerin ne kadar derin kökler saldığını çarpıcı biçimde gözler önüne serdi.