Sırbistan İsyanı (1804) ve Kara Yorgi
Fransız İhtilali'nin milliyetçilik fikirlerinden beslenen Sırp halkı, 1804 yılında Kara Yorgi liderliğinde Osmanlı yönetimine karşı ayaklandı. Rusların desteğiyle büyüyen isyan, 1806'da Belgrad'ın ele geçirilmesiyle zirveye ulaştı; bu gelişme Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki hâkimiyetine yönelik en ciddi meydan okumalardan birini oluşturdu.
On sekizinci yüzyılın sonlarında Sırbistan'da toplumsal ve siyasi gerilim giderek yükseldi. Fransız İhtilali'nin yaydığı özgürlük ve milliyetçilik fikirleri bu coğrafyada hızla yayılıyor, Ortodoks Sırplar arasında bağımsızlık özlemi güçleniyordu. Öte yandan Osmanlı merkezi otoritesinin zayıflaması, bölgede yöneticilerin keyfi uygulamalarını artırmasına zemin hazırlamıştı. Sırp köylüsü hem ağır vergi yükü hem de yerel beylerin ve askerlerin baskısı altında eziliyordu.
İsyanın fitilini ateşleyen önemli bir unsur, Osmanlı yönetimi altındaki yerel idarecilerin oluşturduğu zulüm ortamıydı. Yeniçeri ağaları ve yerel beyler merkezi otoritenin zayıflamasından yararlanarak bölgede tam anlamıyla bir terör rejimi kurmuşlardı. Bu ortamda halkın sabrı taştı; önderlerin çevresinde silahlı gruplar toparlanmaya başladı.
Ayaklanmanın başına geçen kişi, domuz tüccarı ve çobanı olarak yaşamına devam eden Đorđe Petrović'ti. Türkler ona Kara Yorgi, yani Kara Yorgi derdi; bu lakap sonradan ona ve kurduğu hanedana adını verecekti. Kara Yorgi, başlangıçta Avusturya'nın desteğine yaslandı; ancak zamanla Slav milliyetçiliğinin doğal çekimine kapılarak Rusya'ya yöneldi. Ruslar, hem dini hem etnik dayanışma gerekçesiyle Kara Yorgi'yi her bakımdan desteklediler.
Ocak 1804'te başlayan isyan kısa sürede yayıldı. Osmanlı kuvvetleri ilk müdahalelerinde başarı sağlayamadı. Sırp militanlar köyden köye, şehirden şehre geçerek Osmanlı güçlerini geri çektiler. Belgrad'a doğru ilerleyen isyancılar, 13 Aralık 1806 tarihinde Belgrad'ı ele geçirdiler. Bu tarihin Osmanlı tarihi açısından önemli bir dönüm noktasını temsil ettiği unutulmamalıdır: Belgrad asırlardır Osmanlı yönetiminde olan stratejik bir şehirdi ve bu kaybın sembolik değeri pek büyüktü.
Rusların Kara Yorgi'yi desteklemesinin ardındaki asıl hedef, Romanya prensliklerini, Podolya ve Basarabya'yı Osmanlılardan almak ve Balkanlar'da kalıcı bir Rus nüfuz alanı oluşturmaktı. Osmanlı eyaletlerindeki kargaşa onlara bu fırsatı sunuyordu. Belgrad'ın düşmesinin hemen ardından Ruslar Osmanlı topraklarına saldırdılar; Bender, Hotin ve Kili gibi önemli kaleleri ele geçirdiler.
Bu baskıya yanıt olarak Silistra Valisi Alemdar Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri İsmail şehri önünde Rusları ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu başarı, Osmanlı ordusunun hâlâ etkin bir direnç gücüne sahip olduğunu gösterdi. Ne var ki Sırbistan üzerindeki kontrol giderek gevşedi; Rusya ile uzun ve meşakkatli müzakereler sürdü. Sırp isyanı, Osmanlı toprak bütünlüğüne yönelik modern milliyetçi hareketlerin öncüsü olarak tarihe geçti.