Sultan III. Selim: Hayatı ve Saltanatı
Sultan III. Selim, 1761 yılında dünyaya gelmiş ve 1789-1807 yılları arasında Osmanlı tahtında oturmuştur. Onsekizinci yüzyılın en aydın ve reformcu padişahı olarak tarihe geçen III. Selim, hem Nizam-ı Cedid hareketi hem de Batı ile kurulan yeni diplomatik ilişkilerle devleti canlandırmaya çalışmıştır. Ne var ki reformlara karşı çıkan yeniçeri ve gerici çevreler tarafından 1807 yılında tahttan indirilmiş, akabinde de hayatını kaybetmiştir.
Sultan III. Selim, 24 Aralık 1761 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Sultan III. Mustafa, annesi ise Mihrişah Sultan'dır. Şehzadeliği boyunca zamanının önemli bir bölümünü ilim ve sanata ayırdı; şiir, müzik ve hat sanatında derin bir birikim edindi. Selim, Osmanlı padişahları arasında besteciliğiyle öne çıkan nadir şahsiyetlerden biridir; pek çok eser bırakmıştır. Bu entelektüel yönü, ileride gerçekleştireceği reformların fikrî zeminini de hazırlamıştır.
III. Selim 1789 yılında tahta çıktığında Osmanlı Devleti ağır bir savaş yükü altındaydı. Rusya ve Avusturya ile aynı anda sürdürülen savaşlar yıllardır devam etmekte, cephelerden kötü haberler gelmekteydi. Bu dönemde III. Selim hem savaşı yönetmek hem de devleti köklü biçimde dönüştürmek durumundaydı. Avusturya ile 1791 yılında imzalanan Ziştovi Antlaşması, iki devlet arasındaki son barış anlaşması oldu; bununla her iki taraf önceki sınırlarına çekildi. Rusya ile ise 1792 yılında Yaş Antlaşması imzalandı; buna göre Ruslar bazı kaleleri terk edecek, ancak Bug ile Dniester nehirleri arasındaki Karadeniz kıyı şeridini ellerinde tutacaklardı.
Savaşlardan çıkılmasının ardından III. Selim ıslahat çalışmalarına ağırlık verdi. Ordunun modern teknik ve taktiklere ayak uyduramadığını gözlemleyen padişah, Avrupa devletleriyle girilen her savaşta yaşanan yenilgilerin kökeninde askeri modernleşmedeki gecikmeler olduğunu görüyordu. Yeniçeri ocağını doğrudan hedef almak yerine yeni, disiplinli bir ordu kurmayı tercih etti; bu orduya Nizam-ı Cedid, yani Yeni Düzen adı verildi.
Dışişleri alanında da önemli düzenlemeler yapıldı. O güne kadar Avrupa'daki gelişmeler büyük ölçüde Rum tercümanlar aracılığıyla takip edilir, yabancı devletlerle ilişkiler bu sınırlı kanallar üzerinden yürütülürdü. III. Selim bu anlayışı değiştirerek İngiltere, Fransa, Avusturya ve Prusya'ya sürekli mukim Osmanlı elçileri gönderdi; Türk tercümanların yetiştirilmesine önem verildi. Böylece Osmanlı dış politikası ilk kez sistematik bir diplomatik temsil ağına kavuştu.
Eyaletlerde düzen büyük ölçüde bozulmuştu. Filistin ve Lübnan'da Cezzar Ahmed Paşa, Arabistan'da Vehabiler, Mısır'da Memlükler kendi başlarına bağımsız beyler gibi davranıyordu. Anadolu'da Yozgat'taki Çapanoğulları, Adana'daki Kozanoğulları ve Manisa'daki Karaosmanoğulları merkezi otoriteyi tanımaktan uzaklaşmıştı. Bu koşullarda III. Selim hem içeride düzeni yeniden kurmaya hem de dış tehditlere karşı koymaya çalıştı.
III. Selim güzel sanatlara derin ilgi duyan bir padişahtı. Talik ve nesih hattında ustalaşmış, Hamparsum notasıyla bestelediği eserler Osmanlı müziğinin en değerli örnekleri arasına girmiştir. Bu özellikleri onu döneminin en kültürlü hükümdarları arasına sokmakla birlikte, muhafazakâr çevreler bu yanını zaman zaman saltanatı için bir eksiklik olarak gösterdi.
Reformlara karşı biriken hoşnutsuzluk nihayetinde 1807 yılında patladı. Kabakçı Mustafa önderliğinde yeniçeriler isyan etti. Sadaret Kaymakamı Köse Musa Paşa, Nizam-ı Cedid askerlerini kışlalarına hapsetmeyi başardı; kardeş kanı dökülmesini istemeyen III. Selim direnemedi ve 29 Mayıs 1807'de tahttan indirilerek yeğeni IV. Mustafa tahta çıkarıldı. Bir yıl kadar sarayda tutuklu kalan III. Selim, Alemdar Mustafa Paşa'nın İstanbul'a yaklaştığı sırada 28 Temmuz 1808'de katledildi. Onsekizinci yüzyılın en değerli padişahı olarak anılan III. Selim'in trajik sonu, reformların önündeki engellerin ne denli derin olduğunu gözler önüne serdi.