Ridâniye Savaşı

Memlük Devleti’nin Sonu ve Hilâfetin Devri Tartışması
Kahire kuzeyindeki çöl düzlüğünde toprak siper arkasına yerleştirilmiş sabit Memlük toplarını ve yandaki taşlık tepeyi dolaşan Osmanlı kollarını gösteren temsili çizim

Ridâniye Savaşı, 22 Ocak 1517’de Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı ordusu ile son Memlük sultanı Tomanbay’ın kuvvetlerini Kahire’nin kuzeyindeki Ridâniye düzlüğünde karşı karşıya getiren meydan muharebesidir. Memlük tarafının kurduğu sabit top mevzii, Osmanlı ordusunun Cebelülahmer’i dolaşarak yandan gelmesiyle işlevsiz kaldı. Muharebede veziriazam Hadım Sinan Paşa öldü; Kahire birkaç gün içinde denetim altına alındı ve iki buçuk asırlık Memlük Devleti sona erdi. Savaşın ardından Haremeyn’in himayesi Osmanlı hânedanına geçti; buna karşılık hilâfetin resmî bir törenle devredildiği yolundaki anlatı çağdaş kaynaklarda yer almaz.

Ridâniye Savaşı neden önemliydi?

Ridâniye Savaşı, Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı ordusu ile son Memlük sultanı Tomanbay’ın kuvvetlerini 22 Ocak 1517’de Kahire’nin kuzeyindeki Ridâniye düzlüğünde karşı karşıya getirdi. Muharebe, 1250’den beri Mısır ve Suriye’yi yöneten Memlük Devleti’nin fiilen sona ermesiyle sonuçlandı. Osmanlı Devleti bu zaferle Mısır’ı, Kızıldeniz kıyısını ve Hicaz’daki kutsal şehirlerin himayesini üstlendi.

Ridâniye, beş ay önceki Mercidâbık Savaşı’nın devamıdır; ikisi tek bir seferin iki aşamasıdır. Mercidâbık Suriye’yi, Ridâniye Mısır’ı belirledi. Zincirin başlangıcı ise 1514’teki Çaldıran Savaşı’dır: bu zaferin ardından Dulkadır Beyliği ortadan kalkmış ve Osmanlı ile Memlük toprakları arasındaki tampon alan kapanmıştı. Bu yüzden Ridâniye’yi bağımsız bir “fetih” gibi değil, Memlük Devleti’nin askerî direncinin tükendiği son aşama olarak okumak daha doğrudur.

Sayfanın ikinci konusu, savaşın en çok tartışılan siyasî sonucudur: hilâfetin Osmanlı hânedanına geçişi. Popüler anlatıda 1517, halifeliğin Kahire’deki Abbâsî halifesinden Yavuz Sultan Selim’e resmî bir törenle devredildiği yıl olarak anlatılır. Bu anlatının çağdaş kaynaklarda karşılığı yoktur ve akademik literatürde ciddi biçimde sorgulanmaktadır. Aşağıda hem olayın seyri hem de bu tartışma kaynaklarıyla birlikte ele alınmaktadır.

Kısa cevaplarla Ridâniye

  • Tarih: 22 Ocak 1517; hicrî 28 Zilhicce 922. Kaynaklar farklıdır: TDV’nin “Memlükler” maddesi 29 Zilhicce 922 / 23 Ocak 1517 tarihini verir ve muharebenin iki gün sürdüğünü söyler.
  • Yer: Ridâniye; Kahire’nin kuzeyinde, Matariye ile Cebelülahmer (Mukattam’ın kuzey ucu) arasındaki düzlük.
  • Taraflar: Osmanlı Devleti ile Memlük Devleti.
  • Komutanlar: Osmanlı tarafında padişah Yavuz Sultan Selim ve veziriazam Hadım Sinan Paşa; Memlük tarafında sultan Tomanbay.
  • Kuvvetler: TDV maddesi Osmanlı ordusunu yaklaşık 20.000 olarak verir; bu, aylar süren yürüyüş ve çöl geçişinden sonra sahada kalan mevcuttur. Memlük kuvvetleri için güvenilir bir sayı yoktur.
  • Belirleyici etken: Memlük tarafının kurduğu sabit ve tek yöne bakan top mevziinin, Osmanlı ordusunun yandan dolaşmasıyla işlevsiz kalması.
  • Osmanlı kaybı: Veziriazam Hadım Sinan Paşa muharebede öldü.
  • Sonuç: Memlük ordusunun dağılması, Kahire’nin denetim altına alınması ve Memlük Devleti’nin sona ermesi.
  • Sık yapılan hata: Hilâfetin 1517’de resmî bir törenle devredildiğini kesin bilgi saymak.

Mercidâbık’tan Ridâniye’ye: Mısır yolunda beş ay

Mercidâbık’tan sonra Suriye’nin tamamı kısa sürede Osmanlı idaresine girdi. Kahire’de ise Kansu Gavri’nin ölümüyle boşalan tahta, Memlük emîrleri arasından Tomanbay seçildi. Yeni sultan, Osmanlı padişahının hâkimiyetini tanıma çağrısını reddetti ve savunmaya hazırlandı. Bu tercih, elindeki kaynaklar düşünüldüğünde umutsuz görünse de Memlük siyasî geleneğinin doğal sonucuydu: sultanlık, emîrler arasındaki güç dengesine dayanıyordu ve teslim olan bir sultanın meşruiyeti kalmazdı.

Osmanlı ordusu Aralık 1516’da Gazze üzerinden Sina çölüne yöneldi. Çöl geçişi seferin en zor aşamasıydı; su, yem ve erzağın develerle taşınması gerekti. Ordu Ocak 1517’nin ikinci yarısında Mısır’a ulaştı. Bu yürüyüş, muharebeye giren Osmanlı kuvvetinin neden Mercidâbık’takinden belirgin biçimde küçük olduğunu da açıklar; geride garnizonlar bırakılmış, ikmal kolları uzamıştı.

Tomanbay bu süre içinde Kahire’nin kuzeyinde bir savunma hattı hazırlattı. Memlük tarafı Mercidâbık’ta ateşli silahın etkisini görmüştü; bu defa toplar temin edildi ve toprak siperlerin arkasına yerleştirildi. Ancak bu toplar tekerlekli sahra topu değil, sabit mevzide kullanılan ağır parçalardı ve yalnız bekledikleri yöne ateş edebiliyordu. Memlük savunması, düşmanın önceden belirlenmiş bir hat üzerinden geleceği varsayımına dayanıyordu.

22 Ocak 1517: muharebenin seyri

Osmanlı ordusu bu varsayımı boşa çıkardı. Kuvvetler, Memlük mevziinin baktığı yönden ilerlemek yerine doğudaki taşlık yükselti hattını dolaşarak savunmanın yanına ve gerisine ulaştı. Sabit toplar yönlerini değiştiremediği için savunmanın ateş gücü büyük ölçüde devre dışı kaldı. Muharebe bu noktadan sonra, Memlük ağır süvarisinin açık arazide Osmanlı ateşli silah hattına yüklenmesine dönüştü ve Mercidâbık’taki sonucun benzeri ortaya çıktı.

Çarpışma Osmanlı tarafı için de ağır oldu. Veziriazam Hadım Sinan Paşa muharebede hayatını kaybetti; onun ölümü, seferin en yüksek rütbeli Osmanlı kaybıdır. Yerine 3 Şubat 1517’de Yunus Paşa veziriazamlığa getirildi. Memlük tarafındaki kayıplar için TDV maddesi yaklaşık dört bin rakamını verir; bu tür rakamlar kroniklerden gelir ve doğrulanabilir değildir.

Tomanbay savaş alanından çekildi ve direnişi sürdürdü. Kahire’ye giren Osmanlı kuvvetleri, şehir içinde sokak sokak süren çarpışmalarla karşılaştı; kaynaklar bu çatışmaların birkaç gün sürdüğünü ve sivil halkın da zarar gördüğünü kaydeder. Şehrin denetimi ancak bu çatışmalardan sonra sağlandı. Emecen, padişahın Kahire’ye resmî girişini 15 Şubat 1517 olarak verir.

Nil kıyısında yelkenli nehir kayıkları, hurma korulukları ve arkada taş kubbelerle minarelerden oluşan Kahire silüetini gösteren temsili çizim
Temsilî görsel. Görsel politikamızı inceleyin.

Tomanbay bir süre daha Nil deltasında direndi. Kaynaklara göre 30 Mart’ta yakalandı ve 13 Nisan 1517’de Kahire’nin Bâbüzüveyle kapısında halkın gözü önünde idam edildi. TDV’nin “Memlükler” maddesi bu tarihi 21 Rebîülevvel 923 olarak kaydeder ve “böylece Memlükler Devleti tarihe karıştı” der. Son sultanın şehrin ana kapılarından birinde idamı, yeni hâkimiyetin kamuya gösterilmesi anlamı taşıyordu; aynı zamanda direnişin siyasî olarak kapatıldığının ilanıydı.

Memlük Devleti’nin sonu ve Mısır’ın yeni düzeni

Memlük Devleti, 1250’de Eyyûbî hânedanının yerini alan askerî köle kökenli bir yönetimdi. Moğol ilerleyişini durdurmuş, Haçlı devletlerini tasfiye etmiş ve Kahire’yi İslâm dünyasının en önemli ilim ve ticaret merkezlerinden biri hâline getirmişti. 1517’de sona eren şey bir hânedan değil, yaklaşık iki yüz altmış yedi yıl süren bir devlet düzeniydi.

Osmanlı yönetimi Mısır’da tabula rasa uygulamadı. Vergi defterleri ve Memlük devrinden kalan kanunlar toplatıldı; bunlar esas alınarak yeni bir kanunnâme hazırlandı. Mısır, merkeze yıllık bir hazine göndermekle yükümlü, kendine özgü malî yapısı olan bir eyalet hâline getirildi. Mercidâbık’ta Osmanlı tarafına geçen Halep nâibi Hayır Bey, Mısır’ın ilk Osmanlı beylerbeyi oldu. Memlük emîrlerinin bir bölümü tasfiye edildi; bir bölümü ise yeni düzen içinde yerini korudu. Bu süreklilik, sonraki yüzyıllarda Mısır’da yeniden güçlenecek yerel askerî hâneleri de açıklar.

Yeni eyaletin yönetimi kolay olmadı. Veziriazam ve Mısır beylerbeyi olarak görevlendirilen Yunus Paşa, aynı yıl içinde görevden alındı ve idam edildi; kaynaklar bunu Mısır’daki uygulamalarıyla ilgili şikâyetlere bağlar. Ordu ile birlikte Mısır’a giden Anadolu kazaskeri Kemalpaşazâde ise yeni idarî düzenin kurulmasında görev aldı. Aynı seferle ilgili anılan bir başka isim Pîrî Reis’tir; sefer sırasında Osmanlı donanmasında görev yaptığı ve 1513’te çizdiği dünya haritasını 1517’de Kahire’de padişaha sunduğu aktarılır.

Mısır’ın katılımı Osmanlı Devleti’nin niteliğini değiştirdi. Kızıldeniz ve Hicaz hattı imparatorluğun sorumluluğuna girdi; Portekiz’in Hint Okyanusu’ndaki baskısına karşı koymak artık doğrudan bir Osmanlı meselesiydi. Mısır’dan gelen yıllık hazine, Osmanlı malî sisteminin en büyük tek kalemlerinden biri oldu. Suriye ve Mısır’ın eklenmesiyle imparatorluk, Balkan-Anadolu merkezli bir yapıdan Arap coğrafyasını da kapsayan bir düzene geçti; bu dönüşümün idarî ve kültürel sonuçları Kanuni Sultan Süleyman döneminde olgunlaştı.

Haremeyn’in himayesi ve hilâfetin devri tartışması

Mısır’ın alınmasından sonra Mekke şerifi Berekât, oğlu Ebû Nümey aracılığıyla Osmanlı padişahına bağlılığını bildirdi ve kutsal şehirlerin anahtarlarını gönderdi. Emecen, padişahın Haremeyn’in himayesini 6 Temmuz’da resmen üstlendiğini ve resmî belgelerde “hâdimü’l-Haremeyn” unvanının kullanıldığını kaydeder. Bu, doğrulanabilir ve belgeye dayanan bir gelişmedir: Osmanlı hükümdarı Mekke ve Medine’nin koruyuculuğunu üstlenmiştir.

Bundan ayrı tutulması gereken iddia, hilâfetin resmî bir törenle devredildiği anlatısıdır. Bu anlatıya göre Kahire’deki son Abbâsî halifesi III. Mütevekkil-Alellah, halifelik yetkisini bir merasimle Yavuz Sultan Selim’e devretmiş, böylece unvan Osmanlı hânedanına geçmiştir. Kaynak durumu bu anlatıyı desteklemez. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Hilâfet” maddesinin Osmanlı dönemi bölümü, devir töreniyle ilgili bir kaydın Yavuz Sultan Selim dönemi kaynaklarında bulunmadığına dikkat çeker; bu rivayetin ilk ayrıntılı anlatımı 18. yüzyılın sonunda D’Ohsson’un eserinde görülür. Emecen de “Selim I” maddesinde, padişahın hilâfeti bizzat devralıp bu görevi ahfadına miras bıraktığı yolundaki bilgilerin doğruluğunun şüpheli olduğunu belirtir.

Bu, Osmanlı padişahlarının halife unvanını hiç kullanmadığı anlamına gelmez. “Halife” terimi Osmanlı belgelerinde 1517’den önce de geçer; fakat orada bir dinî otorite makamını değil, İslâm hükümdarının genel sıfatını anlatır. Unvanın kurumsal ve siyasî bir iddiaya dönüşmesi çok daha geç bir gelişmedir: 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’yla halifelik ilk defa milletlerarası bir metinde tanınmış, 19. yüzyılda ise Osmanlı dış siyasetinin bir aracı hâline gelmiştir. 1517’yi bu geç dönem anlamıyla okumak, tarihçilikte anakronizm sayılır.

Öte yandan 1517’nin sembolik ağırlığı gerçektir. Mukaddes emanetlerin İstanbul’a getirilmesi, Haremeyn’in himayesinin üstlenilmesi ve Kahire’deki Abbâsî halifesinin İstanbul’a götürülmesi, Osmanlı hükümdarına İslâm dünyasında yeni bir konum kazandırdı. Doğru ifade şudur: 1517 hilâfetin hukukî devri değil, Osmanlı hükümdarının İslâm dünyasındaki önceliğinin fiilen kabul edilmeye başladığı eşiktir.

Kaynaklar neyi kesin, neyi belirsiz bırakıyor?

Savaşın yeri, tarafları, kazananı, Memlük tarafının sabit top mevzii kurması, Hadım Sinan Paşa’nın muharebede ölmesi, Yunus Paşa’nın 3 Şubat 1517’de veziriazam olması, Kahire’nin denetim altına alınması, Tomanbay’ın 13 Nisan 1517’de idamı ve Memlük Devleti’nin sona ermesi yüksek güven düzeyine sahip bilgilerdir.

Buna karşılık muharebenin tam tarihi bile kaynaklar arasında bir gün oynar: Emecen 28 Zilhicce 922 / 22 Ocak, “Memlükler” maddesi 29 Zilhicce 922 / 23 Ocak tarihini verir ve savaşın iki gün sürdüğünü söyler. Asker sayıları, kayıplar, Kahire içindeki çatışmaların süresi ve sivil kayıplar da düşük güven düzeyindedir. Sayfadaki görseller bu nedenle kesin asker sayısı, top sayısı veya belirli bir kişinin portresi iddiası taşımaz.

Hilâfetin devri konusunda kaynak durumu açıktır: çağdaş kayıt yoktur, rivayet çok sonra ortaya çıkmıştır. Bu sayfada söz konusu anlatı “popüler algı” olarak etiketlenmiş, Haremeyn himayesi gibi belgelenebilir gelişmelerden ayrı tutulmuştur.

Sık sorulan sorular

Ridâniye Savaşı ne zaman ve nerede yapıldı?

22 Ocak 1517’de (28 Zilhicce 922), Kahire’nin kuzeyinde Matariye ile Cebelülahmer arasındaki Ridâniye düzlüğünde yapıldı. Bazı kaynaklar tarihi 23 Ocak olarak verir ve muharebenin iki gün sürdüğünü söyler.

Ridâniye Savaşı kimler arasında yapıldı?

Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı ordusu ile son Memlük sultanı Tomanbay’ın kuvvetleri arasında yapıldı. Savaşı Osmanlı ordusu kazandı.

Memlük ordusunun topları neden işe yaramadı?

Toplar tekerlekli sahra topu değil, toprak siper arkasına yerleştirilmiş sabit parçalardı ve yalnız bekledikleri yöne ateş edebiliyordu. Osmanlı ordusu mevziinin yanından ve gerisinden geldiği için bu ateş gücü büyük ölçüde devre dışı kaldı.

Ridâniye’de hangi Osmanlı devlet adamı öldü?

Veziriazam Hadım Sinan Paşa muharebede hayatını kaybetti. Yerine 3 Şubat 1517’de Yunus Paşa getirildi.

Memlük Devleti ne zaman sona erdi?

Ridâniye’den sonra Kahire’nin denetim altına alınmasıyla fiilen sona erdi; son sultan Tomanbay 13 Nisan 1517’de idam edildi. Böylece 1250’den beri süren Memlük hâkimiyeti bitti.

Halifelik 1517’de Osmanlı’ya geçti mi?

Resmî bir devir töreni yapıldığı yolundaki anlatının çağdaş kaynaklarda karşılığı yoktur; bu rivayetin ilk ayrıntılı anlatımı 18. yüzyıl sonunda görülür ve akademik literatürde şüpheyle karşılanır. Belgelenebilir olan, Mekke ve Medine’nin himayesinin Osmanlı padişahına geçmesi ve resmî belgelerde “hâdimü’l-Haremeyn” unvanının kullanılmasıdır.

Ridâniye ile Mercidâbık arasındaki fark nedir?

İkisi aynı seferin iki aşamasıdır. Mercidâbık 24 Ağustos 1516’da Halep kuzeyinde yapıldı ve Suriye’yi belirledi; Ridâniye 22 Ocak 1517’de Kahire kuzeyinde yapıldı ve Mısır ile Memlük Devleti’nin geleceğini belirledi.

Kaynakça

  1. Feridun Emecen, “Ridâniye Savaşı” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 35, İstanbul 2008, s. 87–88.
  2. İsmail Yiğit, “Memlükler” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 29, İstanbul 2004, s. 90–100.
  3. Feridun Emecen, “Selim I” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 36, İstanbul 2009, s. 407–414.
  4. Azmi Özcan, “Hilâfet” maddesi (Osmanlı dönemi bölümü), TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 17, İstanbul 1998 (maddenin ilk bölümü s. 539–546).
  5. Feridun M. Emecen, Yavuz Sultan Selim, Yitik Hazine Yayınları, İstanbul 2010 (Mısır seferi ve hilâfet tartışması).
  6. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. II: İstanbul’un Fethinden Kanunî Sultan Süleyman’ın Ölümüne Kadar, Türk Tarih Kurumu, Ankara (Mısır seferi bölümleri).
  7. Michael Winter, Egyptian Society under Ottoman Rule, 1517–1798, Routledge, Londra 1992 (fetih sonrası Mısır’ın idarî ve toplumsal düzeni).
  8. Carl F. Petry, Twilight of Majesty: The Reigns of the Mamlūk Sultans al-Ashraf Qāytbāy and Qānṣūh al-Ghawrī in Egypt, University of Washington Press, Seattle 1993 (Memlük Devleti’nin son dönemi).
Diğer isimleri: Ridâniye Muharebesi, Reydâniye Savaşı, Ridaniye Savaşı 1517