Kanuni Sultan Süleyman kimdir?
Kanuni Sultan Süleyman, Osmanlı Devleti’nin onuncu padişahıdır; 30 Eylül 1520’den 1566’daki ölümüne kadar kırk altı yıl hüküm sürdü; bu, Osmanlı tarihinin en uzun saltanatıdır. Belgrad, Rodos ve Mohaç gibi askerî dönüm noktaları, Akdeniz’de yükselen deniz gücü, kapsamlı kanunnâme derlemeleri ve İstanbul’un imar tarihine damga vuran yapılarıyla dönemi, imparatorluğun gücünün zirvesi olarak değerlendirilir.
Batı literatürü onu daha yaşarken “Muhteşem” sıfatıyla andı. Türkçedeki “Kanuni” lakabı ise kendi çağının değil, sonraki yüzyılların değerlendirmesidir; bu ayrım aşağıda ayrıca ele alınmıştır.
Doğumu, şehzadeliği ve tahta çıkışı
Feridun Emecen’in TDV İslâm Ansiklopedisi maddesine göre Süleyman, 6 Safer 900 (6 Kasım 1494) tarihinde, babası Şehzade Selim’in sancak beyi olarak bulunduğu Trabzon’da doğdu; madde, başka kaynaklarda farklı doğum tarihlerinin de verildiğini kaydeder. Babası Yavuz Sultan Selim, annesi Hafsa Sultan’dır.
Şehzadeliğinde Kefe ve Manisa’da sancak yöneticiliği yaptı. Babasının Eylül 1520’de ölümü üzerine İstanbul’a gelerek 30 Eylül 1520’de tahta çıktı. Tek erkek vâris olduğu için Osmanlı tarihinin en sorunsuz taht geçişlerinden birini yaşadı; bu durum, saltanatının hemen başında iç mücadele yerine dış seferlere yönelmesine imkân verdi.
Saltanatın ana hatları
Süleyman devrinin askerî ve siyasî olayları yarım yüzyıla yayılır; burada yalnız dönüm noktaları verilmiştir. Saltanatın başında Belgrad (1521) ve Rodos (1522) alınarak hem Orta Avrupa hem Doğu Akdeniz yönündeki iki kilit engel kaldırıldı. 1526 Mohaç zaferi Macaristan’ın siyasî düzenini çökertti ve Osmanlı gücünü Habsburg dünyasıyla doğrudan karşı karşıya getirdi; 1529 Viyana kuşatması bu mücadelenin sınırını gösterdi.
Doğuda Safevîler’e karşı yürütülen Irakeyn seferi (1533-1536) Bağdat’ı Osmanlı yönetimine kattı. Denizlerde Barbaros Hayreddin Paşa’nın kaptan-ı deryalığı ile Akdeniz’de Osmanlı üstünlüğü kuruldu; Fransa ile geliştirilen ilişkiler, Avrupa güç dengesinde kalıcı bir diplomasi hattı açtı. Süleyman, on üç büyük sefere bizzat katıldı ve 1566’da son seferi olan Zigetvar kuşatması sırasında öldü.
Kanuni lakabı nereden geliyor?
Yaygın kanının aksine Süleyman, kendi çağında “Kanuni” olarak anılmadı. Döneminin Osmanlı kaynakları onu bu lakapla kaydetmez; Batı literatürü ise onu “Muhteşem” olarak tanıdı. Lakabın hukukî temeli gerçektir: saltanatı boyunca örfî hukuku derleyen kanunnâme çalışmaları, Nişancı Celâlzâde Mustafa’nın ve Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi’nin katkılarıyla şeriat-örf dengesini sistemleştirdi. Halil İnalcık’ın örfî-sultanî hukuk üzerine çalışmaları bu geleneğin çerçevesini çizer.
“Kanuni” adlandırması ise sonraki yüzyılların tarih yazımında belirginleşti; literatürde bu kullanımın 18. yüzyıldan itibaren şekillenip 19. yüzyıl Osmanlı tarihçiliğinde yerleştiği kabul edilir. Yani lakap uydurma değildir: arkasında gerçek bir hukukî miras vardır. Ne var ki bu, Süleyman’ın taşıdığı bir unvan değil, ardından gelen kuşakların ona yakıştırdığı bir değerlendirmedir.
Ailesi
Babası Yavuz Sultan Selim, annesi Hafsa Sultan’dır. Eşleri ve çocukları konusunda kaynak kesinliği kişiden kişiye değişir ve bu ayrım önemlidir. Hürrem Sultan’ın çocukları kaynaklarda açık biçimde bellidir: Şehzade Mehmed, Mihrimah Sultan, Şehzade Abdullah, Şehzade Selim (sonraki II. Selim), Şehzade Bayezid ve Şehzade Cihangir. Mahidevran Hatun’un oğlu Şehzade Mustafa da kesin kayıtlardandır.
Buna karşılık Mahmud ile Murad’ın anne kayıtları aynı kesinlikte değildir: Şehzade Mahmud’un annesi arşiv kayıtlarında adıyla geçmez; Şehzade Murad için literatürde Gülfem Hatun atfı ileri sürülmüşse de bu eşleştirme tartışmalıdır. İkisi de cülustan önce doğmuş, 1521 sonbaharındaki çiçek salgınında kısa aralıklarla ölmüştür. Bu erken kayıplar, Mahidevran’ın oğlu Mustafa’yı hayattaki en büyük şehzade konumuna getirdi. Popüler yayınlarda ve dizilerde bu annelere verilen adlar ise belgeye dayanmaz.
Kültür, imar ve Muhibbî
Süleyman devri, askerî gücün yanında kültür ve imar tarihinin de zirve dönemlerindendir. Mimar Sinan’ın baş mimarlığında İstanbul’un silüetini bugün de belirleyen Süleymaniye Külliyesi bu dönemde yükseldi. Padişahın kendisi “Muhibbî” mahlasıyla divan sahibi bir şairdi; sarayın nakkaşhanesinde ise dönemin olaylarını işleyen resimli tarih yazıcılığı gelişti.
Görsel kaynağı ve gerçek yüz sorusu
Kanuni’nin görsel kaydı, çoğu padişahtan daha zengindir; fakat katmanları ayırmak gerekir. Ona atfedilen ünlü Batı portrelerinin önemli bölümü — Titian ve atölyesine bağlanan tablolar dahil — sanatçının padişahı hiç görmeden, elçi tarifleri ve gravürlerden ürettiği işlerdir; canlı modelden yapılmış değillerdir. Padişahı yaşarken bizzat görerek resmeden Batılı sanatçı Melchior Lorck’tur; 1559 tarihli gravürü yaşlı Süleyman’ın zayıf, uzun boyunlu ve kemikli yüzünü kaydeder. Osmanlı tarafında ise Nakkaş Osman’ın Kıyâfetü’l-İnsâniyye’deki (1579) tasviri, hanedan ikonografisinin standart yüzünü verir.
Yukarıdaki görsel de bu ikonografik geleneğe dayanan temsili bir canlandırmadır; tek bir gerçek portrenin kopyası değildir.
Ölümü ve türbesi
Süleyman, Zigetvar kuşatması sürerken 6-7 Eylül 1566 gecesi ordugâhta öldü. Ölümü, kuşatmanın sonucu belli olana ve taht geçişi güvence altına alınana kadar ordudan gizlendi; tahta oğlu II. Selim geçti. Naaşı İstanbul’a getirilerek Süleymaniye Camii hazîresindeki türbesine defnedildi.
Sık sorulan sorular
Kanuni Sultan Süleyman kaç yıl padişahlık yaptı?
30 Eylül 1520’den 6-7 Eylül 1566’daki ölümüne kadar yaklaşık kırk altı yıl tahtta kaldı; bu, Osmanlı tarihindeki en uzun saltanattır.
Kanuni lakabı kendi döneminde mi verildi?
Hayır. Döneminin kaynakları onu bu lakapla anmaz; Batı onu “Muhteşem” olarak tanıdı. “Kanuni” adlandırması, kanunnâme geleneğine atıfla sonraki yüzyılların tarih yazımında yerleşti.
Şehzade Mahmud kimdir, annesi kimdi?
Süleyman’ın saltanatının başında hayatta olan büyük oğullarından biriydi ve 1521 sonbaharındaki çiçek salgınında öldü. Annesinin adı arşiv kayıtlarında geçmez; popüler yayınlardaki adlandırmalar belgeye dayanmaz.
Muhteşem Yüzyıl dizisindeki olaylar gerçek mi?
Dizi, gerçek kişiler üzerine kurulu bir kurmacadır. Kişi kadrosunun iskeleti tarihseldir; fakat diyaloglar, ilişki ayrıntıları ve pek çok olay örgüsü senaryo ürünüdür ve tarihsel kaynak yerine geçmez.
Kanuni Sultan Süleyman nerede öldü ve nerede gömülüdür?
1566’da Zigetvar kuşatması sırasında ordugâhta öldü; türbesi İstanbul’da Süleymaniye Camii hazîresindedir.
Kaynakça
- Feridun Emecen, “Süleyman I” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 38, 2010, s. 62–74.
- Leslie P. Peirce, The Imperial Harem: Women and Sovereignty in the Ottoman Empire, Oxford University Press, New York, 1993.
- M. Çağatay Uluçay, Padişahların Kadınları ve Kızları, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1980.
- Gülru Necipoğlu, “Süleyman the Magnificent and the Representation of Power in the Context of Ottoman-Hapsburg-Papal Rivalry”, The Art Bulletin, c. 71, sy. 3, 1989, s. 401–427.
- Halil İnalcık, “Osmanlı Hukukuna Giriş: Örfî-Sultanî Hukuk ve Fâtih’in Kanûnları”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, c. 13, sy. 2, 1958, s. 102–126.
- Seyyid Lokman – Nakkaş Osman, Kıyâfetü’l-İnsâniyye fî Şemâili’l-Osmâniyye, 1579, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, H. 1563.
- Erik Fischer (ed.), Melchior Lorck, c. 3: The Catalogue Raisonné: The Turkish Publication, The Royal Library – Vandkunsten, Kopenhag, 2009.