Mustafa Reşid Paşa

Tanzimat’ın mimarı sayılan hariciye nâzırı ve altı kez sadrazam
Koyu yeşil zemin önünde kırmızı fes, dik yakalı koyu lacivert setre ve göğsünde yıldız biçimli nişanla resmedilmiş orta yaşlı bir Osmanlı devlet adamının temsilî portresi.

Mustafa Reşid Paşa (1800-1858), Osmanlı Devleti’nin Tanzimat devrine adını veren düzenlemelerin başlıca hazırlayıcısı sayılan devlet adamıdır. Kalemiyeden yetişti; Paris ve Londra elçiliklerinde Avrupa diplomasisini yakından tanıdı, 1837’de hariciye nâzırı oldu. 3 Kasım 1839’da Gülhâne Hatt-ı Hümâyunu’nu Gülhane’de o okudu. 1846 ile 1858 arasında altı kez sadrazamlık yaptı; Âli, Fuad ve Cevdet paşalar gibi bir sonraki kuşağın önde gelen isimleri onun çevresinde yetişti. 7 Ocak 1858’de öldü ve Beyazıt Camii hazîresindeki türbesine defnedildi.

Kısa kimlik ve önemi

Mustafa Reşid Paşa, Osmanlı Devleti’nin on dokuzuncu yüzyıl ortasındaki idarî ve hukukî yeniden yapılanmasına adını veren Tanzimat Fermânı’nın başlıca hazırlayıcısı sayılan devlet adamıdır. Kalemiye yolundan yetişmiş, Paris ve Londra elçiliklerinde Avrupa diplomasisini içeriden tanımış, 1837’de hariciye nâzırlığına getirilmiş ve 3 Kasım 1839’da Gülhâne Hatt-ı Hümâyunu’nu Gülhane’de bizzat okumuştur. 1846 ile ölümü arasında altı ayrı dönemde sadrazamlık yaptı.

Onu Osmanlı tarihinde ayrı bir yere koyan şey yalnız üstlendiği makamlar değil, devlet adamlığını bir program etrafında kurmasıdır: dış politikada Avrupa devletleri arasındaki dengeyi kullanmak, iç düzende ise merkezî idareyi, düzenli vergiyi ve yazılı hukuku güçlendirmek. Bununla birlikte, Tanzimat’ı tek bir kişinin eseri gibi göstermek kaynakların desteklediği bir tablo değildir; Kemal Beydilli’nin TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki maddesi, fermanın sorumluluğunun metni imzalayan otuz sekiz devlet ricâliyle paylaşıldığını kaydeder.

Adları, unvanları ve tartışmalı ayrım

Kaynaklarda “Mustafa Reşid Paşa”, kısaca “Reşid Paşa” ve saygı ifadesiyle “Koca Reşid Paşa” olarak anılır. Buradaki “koca” sıfatı yaşlılıkla değil, uzun ve ağırlıklı bir devlet adamlığı kariyeriyle ilgilidir. Adı, on sekizinci yüzyılda yaşamış başka Reşid Paşalarla ve dönemin diğer paşalarıyla karıştırılabilmektedir; bu sayfa yalnız 1800-1858 yılları arasında yaşamış, Tanzimat devrinin hariciye nâzırı ve sadrazamı olan kişiyi konu alır.

Doğumu, ailesi ve yetişmesi

13 Mart 1800’de İstanbul’da doğdu. Babası, II. Bayezid evkafı rûznâmçeciliği görevinde bulunan Mustafa Efendi’dir. Babasını küçük yaşta kaybedince dayısı Seyyid Ali Paşa’nın himayesine girdi ve öğrenimini büyük ölçüde bu çevrede, düzenli bir medrese kariyeri izlemeden tamamladı. Kaynaklar onun Arapça ve Farsça bilgisinin yanı sıra, sonradan öğrendiği Fransızcayı diplomatik yazışma düzeyinde kullanabildiğini kaydeder.

Devlet hizmetine 1820’li yılların başında, dayısının maiyetinde kâtip olarak girdi. 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşı sırasında sadâret makamının yazı işlerinde görev aldı ve açık, düzenli kalemiyle dikkat çekti. Bu ilk yıllar önemlidir: Reşid Paşa askerî veya ilmiye kökenli değil, kalemiye kökenli bir devlet adamıdır; yükselişi, on dokuzuncu yüzyılda bürokrasinin saray ve ordu karşısında ağırlık kazanmasının da göstergesidir.

Mısır meselesi ve elçilik yılları

Kariyerinin dönüm noktası, Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın Mısır’da kurduğu güç merkeziyle merkezî hükümet arasındaki çatışmadır. 1830’ların başında Mısır meselesine ilişkin görüşmelerde bulundu; ardından Avrupa başkentlerinde uzun süreli görevler üstlendi. Paris’te 1834-1835, 1841-1843 ve 1844-1845 yıllarında; Londra’da ise 1836’dan itibaren elçi olarak bulundu. Bu görevler onun için hem bir diplomasi okulu hem de Avrupa kamuoyunda “reformcu Osmanlı devlet adamı” imajını kurma imkânı oldu.

Londra elçiliği sırasında imzalanan 1838 tarihli Balta Limanı Ticaret Antlaşması, kariyerinin en tartışmalı halkasıdır. Antlaşma, İngiliz tüccarına iç ticarette geniş kolaylıklar tanıyarak Osmanlı iç pazarını dış rekabete açtı. Bir yorum bunu, Mısır krizinde İngiliz desteğini sağlamak için ödenmiş siyasî bir bedel olarak okur; başka bir yorum ise antlaşmanın yerli üretim üzerindeki uzun vadeli olumsuz etkisini öne çıkarır. İki değerlendirme de kaynaklarda savunulmuştur ve burada tek bir görüş kesin hüküm gibi sunulmamaktadır.

Hariciye nâzırlığı ve Gülhâne Hatt-ı Hümâyunu

Haziran 1837’de hariciye nâzırlığına getirildi. II. Mahmud’un 1839 Temmuzunda ölümü ve Nizip yenilgisiyle birlikte devlet ağır bir kriz içine girdiğinde, Reşid Paşa Londra’dan çağrıldı. Yeni padişah Sultan Abdülmecid’in cülûs hatt-ı hümâyununda benzer ilkeler zaten dile getirilmişti; fermanın metni ise ilan öncesinde Bâbıâli’de toplanan bir meşveret meclisinde, üst düzey bürokrasi ve ilmiye mensuplarının katılımıyla görüşüldü.

3 Kasım 1839 günü Gülhane’de fermanı okuyan kişi Reşid Paşa oldu. Bu ayrıntı, onun adının Tanzimat’la özdeşleşmesinin en görünür sebebidir. Fermanın kaleme alınmasındaki payı büyüktür; fakat metnin taşıdığı ilkeler —can ve mal güvenliği, düzenli vergi, askerliğin usule bağlanması, yargısız ceza verilmemesi— II. Mahmud devrinden beri süren merkezîleşme ve maliye arayışının ürünüdür. Reşid Paşa bu birikimi bir belgeye dönüştüren ve arkasında siyasî mutabakat kuran isimdir.

Altı sadrazamlık ve Bâbıâli’de iktidar mücadelesi

İlk sadrazamlığı 28 Eylül 1846’da başladı. Beydilli’nin maddesine göre altı görev dönemi şöyledir: 28 Eylül 1846 – 28 Nisan 1848; 12 Ağustos 1848 – 26 Ocak 1852; 5 Mart 1852 – 5 Ağustos 1852; 23 Kasım 1854 – 2 Mayıs 1855; 1 Kasım 1856 – 1 Ağustos 1857; 22 Ekim 1857 – 7 Ocak 1858. Bazı kaynaklar bu tarihleri birkaç gün farkla verir; görev sayısının altı olduğu ise kaynaklarda ortaktır.

Bu kesintili görev listesi, dönemin siyasî iklimini de anlatır. Sadrazamlık makamı artık padişahın tek başına belirlediği bir mevki olmaktan çıkmış, Bâbıâli bürokrasisi içindeki gruplaşmaların, saray çevresinin ve yabancı elçiliklerin etkisinin kesiştiği bir alan hâline gelmişti. Reşid Paşa’nın azilleri çoğu zaman rakip bürokratik grupların yükselişiyle, dönüşleri ise krizlerde tecrübesine duyulan ihtiyaçla açıklanır.

Sadrazamlığı sırasındaki dikkate değer bir örnek, 1848-1849 Avrupa ihtilâllerinin ardından Osmanlı topraklarına sığınan Macar ve Leh mültecilerinin Avusturya ile Rusya’ya iadesi talebidir. Osmanlı hükümeti iade talebini reddetti; bu tutum İngiltere ve Fransa’nın desteğiyle sürdürüldü ve dönemin diplomasisinde Osmanlı Devleti’nin itibarını artıran bir örnek olarak anılır.

Islahat Fermânı karşısındaki tutumu

Kırım Savaşı’nın ardından, 18 Şubat 1856’da ilan edilen Islahat Fermânı hazırlandığında Reşid Paşa görev başında değildi; ferman, kendi yetiştirdiği Âli Paşa’nın sadâreti sırasında ilan edildi. Reşid Paşa fermana ilişkin görüşlerini bir lâyihayla bildirdi. Bu metinde itirazının fermanın tamamına değil bazı hükümlerine olduğunu belirtiyor; gayrimüslim tebaaya tanınan imtiyazların Müslüman tebaanın tepkisi hesaba katılmadan genişletildiğini ve fermanın Paris Antlaşması’nda anılmasının devletin iç işlerine müdahale kapısı açacağını savunuyordu.

Bu itirazın nasıl okunacağı tartışmalıdır. Bir yorum, Reşid Paşa’nın böyle bir fermanın ilanına ilke olarak karşı olmadığını, eleştirisinin Âli Paşa ile arasındaki kişisel rekabetle ağırlaştığını ileri sürer. Başka bir yorum ise itirazın, uygulanabilirlik ve toplumsal denge kaygısı taşıyan siyasî bir öngörü olduğunu savunur. Her hâlükârda bu ayrılık, Reşid Paşa ile Âli ve Fuad paşalar arasındaki ilişkinin bozulmasında belirleyici oldu.

Programın yapısal içeriği: vergi, askerlik ve hukuk

Reşid Paşa’nın devlet adamlığını anlamak için taahhüt metinlerinin altındaki idarî mekanizmaya bakmak gerekir. Tanzimat’ın ilk uygulama hamlesi maliyededir: 1840’ta iltizam usulü kaldırılarak vergi tahsili merkezden tayin edilen muhassıl-ı emvâllere verildi, sancak ve kazalarda Müslim ile gayrimüslim halkın birlikte temsil edildiği meclisler kuruldu. Bu düzenleme, merkezde imparatorluk ölçeğinde sayım ve muhasebe yapacak kadro bulunmadığı için 1842’de terk edildi ve iltizama dönüldü. Reşid Paşa’nın kariyerindeki iniş çıkışlar bu kapasite sorunundan bağımsız değildir: reform metinleri, onları taşıyacak idarî aygıtın önünde ilerliyordu.

Askerlik alanında 1843 düzenlemesi, asker alımını kura usulüne bağladı, fiilî hizmeti beş, redif hizmetini yedi yılla sınırlandırdı ve ordunun her yıl belirli bir oranının değiştirilmesini öngördü. Hukuk alanında 1840 tarihli ceza kanunnâmesi, ta‘zîr cezalarını merkezî bir metinde toplayan ilk denemeydi. Bu düzenlemelerin ortak zemini Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye oldu; nizamnâme hazırlama, yüksek mahkeme ve memur yargılaması işlevlerini birlikte taşıyan bu kurul, Reşid Paşa’nın sadâret dönemlerinde reform üretiminin merkezi hâline geldi. Taşra idaresinde 1844’te eyalet sayısının artırılması, valilere rüşvet ve halktan yol masrafı alma yasağı bildiren hatt-ı hümâyunlar ve memurlara düzenli maaş bağlanması aynı programın parçalarıdır.

Bu tabloda dikkat edilmesi gereken nokta, düzenlemelerin hiçbirinin tek bir nazırın kararıyla açıklanamayacağıdır. Halil İnalcık’ın Tanzimat’ın uygulanması üzerine incelemesi, merkezin taşraya gönderdiği talimatların yerel güç dengeleriyle karşılaştığında nasıl aşındığını gösterir. Reşid Paşa’nın rolü, bu programı formüle etmek ve arkasında siyasî destek toplamaktır; uygulamanın sonucu ise devletin malî ve idarî kapasitesiyle sınırlı kalmıştır.

Yetiştirdiği kuşak ve etkisi

Reşid Paşa’nın kalıcı etkilerinden biri, çevresinde yetişen devlet adamı kuşağıdır. Âli Paşa ve Fuad Paşa yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı dış politikasını ve iç reformlarını yönetti; tarihçi ve hukukçu Ahmed Cevdet Paşa da onun himayesinde yükseldi. Bu kuşak, Tanzimat’ın kurumsal çizgisini Reşid Paşa’dan sonra da sürdürdü ve 1876 Kanûn-ı Esâsî’ye giden yolu hazırladı.

Etkisi kurumsal düzeyde de görülür: hariciye teşkilâtının profesyonelleşmesi, daimî elçiliklerin güçlenmesi, Meclis-i Vâlâ’nın yasama benzeri bir işlev kazanması ve devlet yazışmasında yeni bir dilin yerleşmesi onun döneminin ürünleridir. Tanzimat devrinde açılan okullar ve gelişen basın da aynı ortamın parçasıdır.

Ölümü ve türbesi

Altıncı sadrazamlığı sürerken, 7 Ocak 1858’de kalp krizi sonucu öldü; kaynaklar Hicrî tarihi 21 Cemâziyelevvel 1274 olarak verir. Beyazıt Camii hazîresinde kendi adını taşıyan türbeye defnedildi; türbe bugün İstanbul’un Beyazıt semtinde ayaktadır.

Tartışmalı anlatılar ve kaynakların sınırı

Mustafa Reşid Paşa hakkındaki değerlendirmeler, Osmanlı modernleşmesi tartışmasının kendisi kadar kutuplaşmıştır. Bir yaklaşım onu “medeniyetin öncüsü” sayarak Tanzimat’ın bütün kazanımlarını ona bağlar. Karşıt yaklaşım ise İngiltere ile kurduğu yakınlığı, Balta Limanı Antlaşması’nı ve reformların dış baskıyla ilişkisini öne çıkararak sert bir eleştiri yöneltir. Her iki çerçeve de dönemin karmaşık iç dinamiklerini tek bir kişinin niyetine indirgeme riskini taşır.

Bazı ayrıntılar kaynaklarda kesinlik taşımaz. Sadrazamlık dönemlerinin gün düzeyindeki tarihleri kaynaklara göre birkaç gün değişebilmektedir. Hakkında yaygın biçimde dolaşan mason localarına üyelik iddiası, kaynaklarda tartışmalıdır ve burada kesin bir bilgi olarak sunulmamaktadır. Popüler kültürdeki dizi ve roman tasvirleri ise tarihsel kaynak değeri taşımaz.

Sık sorulan sorular

Mustafa Reşid Paşa kimdir?

1800-1858 yılları arasında yaşamış, Tanzimat devrinin hariciye nâzırı ve altı kez sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır. 3 Kasım 1839’da Gülhâne Hatt-ı Hümâyunu’nu okuyan kişidir.

Tanzimat Fermânı’nı Mustafa Reşid Paşa mı hazırladı?

Hazırlanmasında öncü rol oynadı ve fermanı bizzat okudu. Ancak metin, ilan öncesinde Bâbıâli’de toplanan bir meşveret meclisinde görüşülmüş ve sorumluluk çok sayıda devlet ricâliyle paylaşılmıştır.

Kaç kez sadrazam oldu?

1846 ile 1858 arasında altı ayrı dönemde sadrazamlık yaptı. Görev tarihleri kaynaklarda birkaç gün farkla verilebilmektedir.

Islahat Fermânı’na neden karşı çıktı?

Bir lâyihayla, itirazının fermanın tamamına değil bazı hükümlerine olduğunu bildirdi; gayrimüslimlere tanınan hakların toplumsal tepki hesaba katılmadan genişletildiğini ve fermanın Paris Antlaşması’nda anılmasının müdahale kapısı açacağını savundu.

Mustafa Reşid Paşa nerede gömülüdür?

İstanbul’da Beyazıt Camii hazîresindeki kendi adını taşıyan türbede gömülüdür.

Kaynakça

  • Kemal Beydilli, “Mustafa Reşid Paşa” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 31, Ankara 2020, s. 348-350.
  • Ali Akyıldız, “Tanzimat” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 40, İstanbul 2011, s. 1-10.
  • Roderic H. Davison, Reform in the Ottoman Empire 1856-1876, Princeton University Press, Princeton 1963 (Reşid Paşa ile Âli ve Fuad paşalar arasındaki ayrılık için).
  • Halil İnalcık, “Tanzimat’ın Uygulanması ve Sosyal Tepkileri”, Belleten, c. XXVIII, sy. 112, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1964, s. 623-690.
Diğer isimleri: Koca Reşid Paşa, Reşid Paşa, Mustafa Reşid