Kısa kimlik ve önemi
Kemal Reis, Sultan II. Bayezid döneminin en tanınmış Osmanlı denizcisi ve Kitâb-ı Bahriye müellifi Pîrî Reis’in amcasıdır. Osmanlı deniz gücünün, Fatih devrinin ada ve kıyı seferlerinden sonra Batı Akdeniz’e uzanan ilk kalıcı adımları onun adıyla anılır: 1487’den itibaren Endülüs Müslümanlarına yardım amacıyla İspanya kıyılarına düzenlenen akınlar, 1495’te Osmanlı donanmasında resmî görev alması ve 1499–1503 Osmanlı–Venedik savaşında Sapienza açıklarındaki muharebe ile İnebahtı, Modon, Koron ve Anavarin’in alınmasındaki rolü, onu Osmanlı deniz tarihinin Barbaros Hayreddin Paşa öncesi kuşağının başlıca ismi yapar. Kapudan-ı derya değildi; makamı reislik ve donanma içindeki fiilî kumandanlıktı. Yine de gemileri uzun menzilli toplarla donatması ve Memlüklere yönelik silah-teknoloji sevkiyatını yönetmesi, Osmanlı deniz gücünün kurumsal dönüşümünde bir devlet adamı rolü üstlendiğini gösterir.
Adları ve unvanları
Kaynaklarda Kemal Reis, Reis Kemal ve Kemal Re’is biçimlerinde geçer. Reis, dönemin deniz dilinde bir geminin ya da küçük bir filonun kumandanı anlamına gelir; sonradan padişah hizmetine giren korsan reisleri için de aynı kelime kullanılmıştır. Kemal Reis’in Osmanlı hizmetinde taşıdığı sıfat da bu reisliktir; kendisine paşa, bey ya da kapudan unvanı verildiğine dair güvenilir bir kayıt yoktur. Batı literatüründe bazen aktarılan tam ad ve lakaplar, akademik kaynaklarda dayanağı gösterilmediği için burada tekrar edilmemektedir. Onu tarihçi Kemalpaşazâde (İbn Kemal) ile karıştırmamak gerekir; İbn Kemal, Kemal Reis’in seferlerini anlatan çağdaş tarihçidir, aynı kişi değildir.
Kökeni, doğumu ve ailesi
Doğum yılı ve doğum yeri kesin olarak bilinmemektedir. TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki madde, İbn Kemal’e dayanarak onu aslen Gelibolulu sayar; bazı kaynaklarda Karaburunlu olduğu ileri sürülür. Batı kaynaklı popüler anlatılarda verilen yaklaşık doğum yılı ve köken iddiaları akademik kaynaklarda doğrulanmadığından burada kullanılmamıştır. Aile bağlantısı olarak bilinen tek güvenilir bilgi, Pîrî Reis’in amcası olduğudur; Pîrî Reis, Kitâb-ı Bahriye’de amcasının yanında yetiştiğini ve seferlerine katıldığını bizzat anlatır. Anne, baba, eş ve çocukları hakkında güvenilir kaynaklarda ayrıntı bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmamaktadır.
Kariyerinin başlangıcı hakkında aktarılan bilgiler kronik kaynaklıdır: 1470’te Vezîriâzam Mahmud Paşa ile birlikte bir azap neferi olarak Eğriboz seferine katıldığı, adanın fethinden sonra oraya yerleştiği ve azaplar reisliğine getirildiği, ardından donattığı bir kalyata ile Venedik gemilerine ve kıyılarına akın düzenleyerek korsanlığa başladığı belirtilir. 1475 tarihli Gelibolu tahrir defterinde sekiz akçe yevmiyeli bir kadırga reisi olarak kayıtlı Reis Kemal’in aynı kişi olması ihtimali yüksektir; fakat bu bir kimlik eşleştirmesidir, kesinlik taşımaz. Bu ayrıntılar, Kemal Reis’in Fatih Sultan Mehmed devrinde zaten devlet donanmasıyla ilişkili bir denizci olduğunu, korsan reisliğinin ise bu hizmetle iç içe geliştiğini düşündürür.
Endülüs Müslümanlarına yardım ve Batı Akdeniz akınları
1480’lerde Gırnata Emirliği İspanyol baskısı altında çökerken, Endülüs Müslümanlarının yardım istekleri Osmanlı sarayına ulaştı. II. Bayezid, doğrudan bir sefer düzenleyemedi; bunun yerine Kemal Reis ve beraberindeki denizciler devlet hizmetine çağrılarak padişahın hazırlattığı filo ve mühimmatla 1487’de Güneybatı İspanya’yı vurmakla görevlendirildi. Bu düzenleme, Osmanlı Devleti’nin uzak bir cephede doğrudan donanma göndermek yerine bağımsız reisleri destekleyip yönlendirmesi biçimindeki bir mekanizmayı gösterir; aynı yöntem sonraki yüzyılda Kuzey Afrika reisleriyle sürdürülecektir.
Kemal Reis, İspanya kıyılarına düzenlediği akınlar sırasında bir İspanyol donanmasını yenilgiye uğratarak Mâleka’yı (Málaga) yağmaladı; Kuzey Afrika’da Cerbe, Bicâye ve Bûne’yi üs edindi ve Batı Akdeniz’de akınlarını sürdürdü. 1492’de Fransa sahillerini ve Balear adalarını vurduktan sonra Malta’ya bir baskın düzenledi; ganimet ve esirlerle Gelibolu’ya dönerek hediyelerini padişaha sundu ve 50 akçe yevmiye ile maaşa bağlandı. Batı literatüründe onun bu yıllarda İspanya’dan kaçan Müslüman ve Yahudileri Osmanlı topraklarına taşıdığı da aktarılır; bu anlatı yaygın olmakla birlikte Osmanlı arşiv kayıtlarına dayanan TDV maddesinde yer almadığından, burada doğrulanmış olgu değil Batı kaynaklı bir rivayet olarak anılmaktadır. Gırnata’nın 1492’de düşmesi, Kemal Reis’in akınlarının Endülüs’ü kurtaramadığını gösterir; fakat bu seferler Osmanlı denizcilerini ilk kez Cebelitarık’a kadar uzanan bir coğrafyaya taşımış ve Kuzey Afrika limanlarını tanıtmıştır.
Osmanlı donanmasına giriş ve göke inşası
Kemal Reis’in Akdeniz’deki bağımsız akınları, Cem Sultan’ın 1495’teki ölümüyle Avrupa’daki siyasi baskıdan kurtulan II. Bayezid’in Venedik’e karşı ciddi bir deniz hazırlığına giriştiği tarihe kadar sürdü. Padişah, donanmayı büyütmek amacıyla onu 1495’te İstanbul’a davet etti; Kemal Reis pek çok hediyeyle gelerek kabul edildi ve maaşa bağlandı. Bu tarihten sonra bir korsan reisi değil, devlet donanmasının kumandanlarından biridir. Hazine kayıtlarına göre Sinop’ta Burak Reis ile birlikte, o dönemin en büyük savaş gemisi tipi olan yeni bir gökenin inşasıyla görevlendirildi. Göke, çok sayıda top ve asker taşıyabilen, yelken ve kürekle hareket eden büyük bir gemi tipiydi; iki reise birer göke yaptırılması, Bayezid’in Venedik’in büyük yelkenli gemilerine karşı ateş gücü yüksek platformlar aradığını gösterir. Aynı yıl donanma ile denize açıldı. 1498’de Anadolu’daki Haremeyn vakıflarının gelirlerini, kara yolu güvenli olmadığı için deniz yoluyla İskenderiye’ye götürdü; dönüşte Osmanlı kaynaklarında Santurluoğlu diye anılan Rodos şövalyesi Nicolas Centurione ile giriştiği çatışmayı kazanarak onu beş gemi ve yüzlerce esirle birlikte İstanbul’a getirdi.
Osmanlı–Venedik savaşı ve Sapienza muharebesi
1499’da başlayan Osmanlı–Venedik savaşında donanmanın hedefi, Rumeli Beylerbeyi Mustafa Paşa’nın karadan kuşattığı İnebahtı’ya deniz yoluyla destek vermek ve Venedik’in Mora’daki üslerine yapacağı yardımı önlemekti. Osmanlı kaynakları bu seferde Kemal Reis ile Burak Reis’i iki büyük gökenin kapudanı olarak zikreder. Donanmanın başındaki resmî kumandan Davud Paşa idi; Kemal Reis’in konumu, tecrübeli deniz kumandanı olarak fiilî sevk ve idareydi. Bu ayrım önemlidir: Osmanlı sisteminde donanma kumandası bir saray görevlisine, deniz tecrübesi ise reislere aitti.
Belirleyici çatışma Mora’nın güneybatı ucundaki Sapienza adası açıklarında, sonradan Osmanlı denizcilerinin Burak Reis adası dediği yerde gerçekleşti. Venedikliler, Kemal Reis’in gemisi sanarak Burak Reis’in gökesine saldırdılar; gemiye aborda olan iki büyük Venedik gemisiyle birlikte göke yandı ve Burak Reis hayatını kaybetti. Osmanlı anlatısı bunu Burak Reis’in kendi gemisini ve hayatını feda ederek Venedik gemilerini ateşe vermesi biçiminde aktarır; Venedik kaynakları ise yangının çarpışma sırasında çıktığını ve üç geminin birlikte battığını yazar. İki anlatı da olayın sonucunda birleşir: Venedik filosu kumandanı Antonio Grimani, gemilerinin çoğunu savaşa sokamadı ve Osmanlı donanmasının İnebahtı Körfezi’ne ilerlemesini engelleyemedi. Tarih konusunda kaynaklar farklıdır: TDV maddesi Burak Reis’in ölümünü 19 Zilhicce 904 / 28 Temmuz 1499’a yerleştirirken Venedik günlüklerine dayanan Batı literatürü çatışmaları 12–25 Ağustos 1499 arasına tarihler. Kemal Reis, izleyen haftalarda Holomiç, Çamlıca ve İnebahtı Boğazı’ndaki çatışmalarda da üstünlük sağladı; İnebahtı 28 Ağustos 1499’da teslim oldu.
İki tarafın gemi ve asker sayıları kaynaklarda büyük farklılık gösterir; Osmanlı filosu için 200’ün üzerinde tekne, Venedik filosu için doksan ile yüz yirmi arasında gemi veren tahminler vardır. Bu rakamlar çağdaş Venedik kayıtlarından türetilmiş tahminlerdir; burada tek bir sayı kesin gibi verilmemektedir. Bu muharebenin “toplu gemilerin kullanıldığı ilk deniz savaşı” olduğu yolundaki yaygın ifade de bir popüler genellemedir; gemi topu daha önce de kullanılmıştı, Sapienza’nın özelliği topun büyük gemilerde belirleyici bir silah olarak öne çıkmasıdır.
Modon, Koron ve Anavarin
Savaşın ikinci yılında Osmanlı ordusu ve donanması Mora’nın güneybatısındaki Venedik üslerine yöneldi. Modon, karadan kuşatma ve denizden abluka ile Ağustos 1500’de düştü; Koron ve Anavarin kısa sürede teslim oldu. Kemal Reis bu fetihlerde donanmanın başlıca kumandanlarından biri olarak rol oynadı. Venedik, Anavarin’i aynı yıl içinde geri aldı; bunun üzerine Kemal Reis, yirmi iki gemiden oluşan filosuyla 1501’de bir harekât düzenleyerek kalenin yeniden fethine yardımcı oldu ve ganimet olarak sekiz Venedik gemisini ele geçirdi. 1501 tarihli Ahkâm Defteri’ndeki kayıt, onun önce güz mevsimine kadar bölgede kalmasının düşünüldüğünü, sonra maiyetindeki gemiler ve ele geçirilen bir kadırgayla İstanbul’a çağrıldığını gösterir. Pîrî Reis’e göre bu hizmetleri karşılığında padişah kendisine 3000 akçe ve bir hil‘at verdi, yevmiyesine beş akçe ekledi. Bu kayıtlar, Osmanlı deniz hizmetinin ödüllendirme mekanizmasını da gösterir: reisler timarla değil, hazineden ödenen yevmiye ve sefer sonrası in‘âmla bağlanıyordu.
Barış sonrası görevler ve Memlük elçiliği
1502’de Osmanlı–Venedik barışının sağlanmasında rol oynayan Kemal Reis, ölümüne kadar Ege’de ticaret yollarının güvenliğini sağlamak ve olağanüstü elçi olarak Memlük Devleti’ne gitmek gibi görevler üstlendi. 1504’te Rodos’taki Müslüman esirleri kurtarmak amacıyla küçük bir filoyla Rodos’a gönderildi; sonuç alınamadı. 1505’te Trablusgarp emîrinin yardım isteği üzerine Akdeniz’e açıldı, ertesi yıl İspanya’ya karşı Kuzey Afrika kıyılarını ve Endülüs Müslümanlarını korumaya çalışarak İspanya sahillerine akınlar düzenledi. Hazine rûznâmçe defterlerinde 1504, 1507, 1508, 1509 ve 1510 tarihlerinde kendisine verilen in‘âm ve hil‘atlar kayıtlıdır; 1510’da yevmiyesi 100 akçeye ulaşmıştı.
Bu dönemin en önemli görevi Memlük elçiliğidir. Portekizlilerin Hint Okyanusu ve Kızıldeniz’de baharat yolunu kesmeye başlaması, Mısır’ın ticaret gelirlerini ve Osmanlı’nın da doğu ticaretini tehdit ediyordu. Memlükler kendi başlarına donanma kuramayınca II. Bayezid, asker, mühimmat ve top yüklü bir filoyu Kemal Reis’in kumandasında Mısır’a gönderdi. 1507’de Kahire’ye ulaşan Kemal Reis elli top, Süveyş’te donanma inşa edecek ustalar ve top dökümü için gerekli bakırı teslim etti; sarayda onuruna toplantı düzenlendi. Dönüşünde 10.000 akçe in‘âm ve hil‘at aldı. Bu sevkiyat, Osmanlı Devleti’nin ateşli silah teknolojisini bir dış politika aracı olarak kullandığı erken bir örnektir; Palmira Brummett’in “barut diplomasisi” dediği bu yaklaşımın uygulayıcısı Kemal Reis olmuştur.
Pîrî Reis’in 1513 tarihli dünya haritasındaki bir açıklama, amcasının Batı Akdeniz seferlerinde ele geçirilen bir İspanyol esirin Kolomb’un seferlerine katıldığını ve elindeki haritanın Pîrî Reis’e ulaştığını anlatır. Bu kayıt, haritacılık tarihinde Kemal Reis’in adının anılmasının nedenidir; ancak esirin kimliği ve haritanın niteliği hakkında Pîrî Reis’in kendi notundan başka bir kaynak yoktur.
Ölümü
1510’da İstanbul’daki Memlük elçisine refakat etmek ve Memlüklere ikinci büyük yardım filosunu götürmek üzere Kemal Reis görevlendirildi. Sekizi kadırga olmak üzere yirmi beş ile otuz beş arasında gemiden oluşan filo İskenderiye’ye doğru yola çıktı. Yolda şiddetli bir fırtınaya yakalanan filonun bazı gemileriyle birlikte Kemal Reis’in gemisi de battı ve Kemal Reis hayatını kaybetti. Ölüm tarihi konusunda kaynaklar farklıdır: hazine kayıtlarına dayanan TDV maddesi olayı Receb 916 / Ekim 1510’a yerleştirir; Venedik günlüklerine dayanan Batı literatürü ise fırtınayı 1511 başına tarihler ve ölüm haberinin Kasım 1511’de Edirne’ye ulaştığını aktarır. Cesedi bulunmadığından bilinen bir mezarı ya da türbesi yoktur. Pîrî Reis, Kitâb-ı Bahriye’de amcasının ölümüyle kendisini yalnız hissettiğini yazar; bu satırlar, yeğeninin haritacılık ve denizcilik eğitimini ona borçlu olduğunu gösteren çağdaş bir tanıklıktır.
Etkisi ve mirası
Kemal Reis’in Osmanlı deniz tarihindeki yeri üç düzeyde değerlendirilebilir. Birincisi coğrafi ufuktur: Osmanlı denizcilerini ilk kez Batı Akdeniz’e, İspanya kıyılarına ve Kuzey Afrika limanlarına taşımış; Cerbe ve Bicâye gibi üsler, bir kuşak sonra Oruç ve Hızır Reis kardeşlerin kullanacağı deniz coğrafyasını hazırlamıştır. İkincisi teknik dönüşümdür: TDV maddesinin vurguladığı gibi, Osmanlı donanmasına getirdiği en önemli yenilik gemileri uzun menzilli toplarla donatmasıdır; göke inşası ve Memlüklere top-dökümhane sevkiyatı, denizde ateş gücünün Osmanlı stratejisinin merkezine yerleştiğini gösterir. Üçüncüsü kurumsal örnektir: bağımsız bir reisin padişah hizmetine alınıp donanmanın fiilî kumandanı yapılması, 16. yüzyılda Barbaros Hayreddin Paşa’nın kaptan-ı deryalığa getirilmesiyle tamamlanacak bir modelin ilk uygulamasıdır. Yeğeni Pîrî Reis’in Kitâb-ı Bahriye’si ve haritaları, onun yanında edinilen deniz bilgisinin yazılı mirasıdır. Modern Türkiye’de Deniz Kuvvetleri’nin bazı gemilerine adı verilmiştir.
Tartışmalı anlatılar ve kaynakların sınırı
Kemal Reis hakkındaki bilgilerin önemli bir kısmı Osmanlı kronikleri ile hazine defterlerinden, bir kısmı da Venedik günlüklerinden gelir; bu kaynaklar birbirinden farklı tarihler verir. Doğum yeri ve yılı bilinmemektedir; Gelibolu ile Karaburun arasındaki köken ayrılığı kaynaklarda çözülmemiştir. 1475 tarihli tahrir defterindeki Reis Kemal ile özdeşleştirilmesi güçlü fakat kesinleşmemiş bir tahmindir. Sapienza muharebesinin tarihi Osmanlı ve Venedik kaynaklarına göre yaklaşık iki hafta farkla verilir; Burak Reis’in gemisini bilerek ateşe verdiği anlatısı Osmanlı kroniklerine aittir ve Venedik anlatısıyla örtüşmez. Gemi ve asker sayıları çağdaş tahminlerdir. Ölüm tarihi 1510 ile 1511 arasında değişir. İspanya’dan kaçan Müslüman ve Yahudileri taşıdığı, Kolomb haritasını ele geçirdiği ve “gemi topunu ilk kullanan denizci” olduğu yolundaki ifadeler, kaynak sınırları belirtilmeden kesin bilgi gibi sunulmamalıdır. Dizi, roman ve popüler yayınlardaki tasvirler kaynak değeri taşımaz.
Kaynakça
- İdris Bostan, “Kemal Reis” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 25, Ankara 2002, s. 226–227. islamansiklopedisi.org.tr/kemal-reis
- Pîrî Reis, Kitâb-ı Bahriye (16. yüzyıl, çağdaş tanıklık); neşir: Ertuğrul Zekâi Ökte v.dğr., İstanbul 1988, c. II, s. 660; c. III, s. 1332, 1346.
- İbn Kemal (Kemalpaşazâde), Tevârîh-i Âl-i Osmân, VIII. Defter (çağdaş kronik), s. 144–147, 169–170, 182–185, 212–214.
- II. Bâyezid Dönemine Ait 906/1501 Tarihli Ahkâm Defteri, neşir: İlhan Şahin – Feridun Emecen, İstanbul 1994, s. 39.
- Palmira Brummett, “Kemal Re’is and Ottoman Gunpowder Diplomacy”, Studies on Ottoman Diplomatic History, c. V (ed. Sinan Kuneralp), İstanbul 1990, s. 1–15.
- İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. II: İstanbul’un Fethinden Kanunî Sultan Süleyman’ın Ölümüne Kadar, Türk Tarih Kurumu, Ankara (II. Bayezid dönemi Venedik savaşı ve donanma bölümleri).
- Andrew C. Hess, The Forgotten Frontier: A History of the Sixteenth-Century Ibero-African Frontier, Chicago 1978, s. 60–61.
- Selâhattin Tansel, Sultan II. Bâyezit’in Siyasî Hayatı, İstanbul 1966, s. 116, 186–187, 192–194, 216.