Akşemseddin

Fatih Sultan Mehmed'in Hocası ve Bayramiyye Tarikatının Büyük Şeyhi
Koyu kahverengi zemin önünde âlim kıyafetiyle, Fatih Sultan Mehmed'in manevî hocası Akşemseddin'i canlandıran temsilî tek figür portre.

Akşemseddin, Bayramiyye tarikatının en önemli şeyhlerinden biri ve Fatih Sultan Mehmed'in manevî hocasıdır. Asıl adı Şemseddin Muhammed el-Amasî olan Akşemseddin, Osmanlı tarihine en derin izini İstanbul'un fethinde bıraktı: fetih öncesindeki manevî destek ve 1453 kuşatması sırasındaki etkisiyle hem ordu moralini güçlendirdi hem de Hz. Eyüp'ün kabrini keşfettiğine dair rivayet etrafında sembolik önemi büyük bir figür haline geldi. Ölümüne kadar Göynük'te ilim ve tasavvuf hayatını sürdürdü; türbesi bugün de ziyaret edilmektedir.

Kimliği ve Kökeni

Akşemseddin'in asıl adı Şemseddin Muhammed el-Amasî'dir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekte; kaynaklarda yaklaşık 1390 yılı olarak kabul edilmektedir. Ailesi Amasya kökenlidir; babası Hamid-i Velî lakabıyla tanınan bir alimdir. Akşemseddin adı daha çok lakap ve saygı unvanı olarak yaygınlaşmış olup "ak şeyh" anlamına geldiği düşünülmektedir. Bazı kaynaklarda Hamid-i Veli olarak da anılır; bu, babasından miras kalan bir ad ya da kendisine verilen ayrı bir unvandır. İki adın aynı kişiye mi yoksa farklı kişilere mi ait olduğu kaynaklarda tartışmalıdır.

İlk eğitimini Amasya ve Osmanlı ilim çevrelerinde aldı. Medrese tahsilini tamamladıktan sonra tasavvufa yöneldi. Bayramiyye tarikatının kurucusu Hacı Bayram Veli'ye (Ankara) intisap etti ve onun en önemli müridi haline geldi. Hacı Bayram Veli'nin ölümünden (1429) sonra tarikatın yönetimini fiilen üstlenerek Bayramiyye'nin Anadolu'da yayılmasında belirleyici rol oynadı.

Bayramiyye Tarikatındaki Yeri

Bayramiyye, erken 15. yüzyılda Ankara merkezli olarak filizlenen ve devletle nisbeten mesafeli ama kurucu Osmanlı dindarlığıyla uyumlu bir sufi geleneğidir. Hacı Bayram Veli kurucudur; Akşemseddin ise tarikatın en etkili ikinci kuşak ismidir. Tahsin Yazıcı'nın TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki "Bayramiyye" maddesine göre Akşemseddin, bu geleneğin iki kola ayrılmasında merkezi rol oynamıştır: kendi yolundan gidenler ile Dede Ömer Sikkînî çevresinde şekillenen kol bunlardan ikisidir.

Akşemseddin'in ilmî kişiliği tasavvufla sınırlı değildir. Taşköprizâde'nin eş-Şekāiku'n-Nu'mâniyye'sinde aktarılan bilgilere göre tıp ve doğa bilimleriyle de ilgilendiği bilinmektedir. Ona atfedilen bazı tıbbi gözlemler, 19. yüzyılda Batı'da keşfedilen mikrop teorisinin erken bir sezgisi olarak değerlendirilmekte; ancak bu yorumun ne ölçüde tarihin geriye yansıtılmasına dayandığı tartışma konusudur. Doğrulanabilir kaynaklar onun yalnızca geleneksel İslam tıbbıyla ilgilendiğini göstermektedir.

Fatih Sultan Mehmed ile İlişkisi

Akşemseddin ile Fatih Sultan Mehmed arasındaki ilişki, Osmanlı tasavvuf ve siyaset tarihinin en dikkat çekici kesişim noktalarından biridir. Kaynaklara göre Akşemseddin, Fatih'e gençlik yıllarında ya da Edirne sarayındaki ilk saltanat döneminde yakınlaşmaya başladı; manevi hocalığı fiilen kabul gördü. İstanbul'un fethi (1453) öncesinde Akşemseddin'in sahadaki varlığı birden fazla kaynakta geçmektedir.

Fetihnâme ve menkıb türü kaynaklarda anlatılan ünlü rivayete göre uzun süren kuşatmanın yorduğu ordunun moralini yükseltmek için Akşemseddin önemli bir rol üstlendi; Hz. Eyüp el-Ensarî'nin kabrini bulduğunu açıkladı ve bu olay fetih sonrası İstanbul'un Osmanlı kimliğiyle bütünleşmesinde simgesel açıdan son derece etkili oldu. Eyüp Sultan türbesi ve camii bu buluşun ardından inşa edildi. Ancak bu anlatının büyük bölümü menâkıb türündedir ve çağdaş belge desteğine dayanmamaktadır. Kaynakların sınırını aşmadan söylenebilecek olan, Akşemseddin'in fetih sürecinde fiilen orada bulunduğu ve Fatih için manevî bir otorite olduğudur.

Fetih Sonrası ve Göynük Yılları

İstanbul'un fethinin ardından Akşemseddin, saray çevresinde kalmak yerine Göynük'e (bugünkü Bolu'ya bağlı ilçe) çekildi. Bu tercih, Osmanlı kaynaklarında ve sonraki menkıblerde farklı biçimlerde yorumlanmıştır: kimi anlatılarda Fatih'in ısrarına rağmen göçten kaçınma, kimi anlatılarda ise şeyhin dünya nimetlerinden uzak durmayı seçmesi olarak verilir. Söz konusu anlatıların ne ölçüde tarihsel gerçeği yansıttığını kaynak tenkidi olmadan belirlemek güçtür.

Göynük'te ilim ve irşad hayatını sürdüren Akşemseddin, 1459 yılında (H. 863 Ramazan) vefat etti. Türbesi Göynük'te bulunmakta olup bugün de ziyaret edilebilen önemli bir mekândır. Türbe, yüzyıllar içinde çeşitli eklemelerle genişlemiştir.

Eserleri

Akşemseddin'e atfedilen çeşitli eserler mevcuttur; bunların bir bölümü tasavvuf ve ahlak, bir bölümü ise tıp alanındadır. Öne çıkan eserleri arasında Risâletü'n-nûriyye (tasavvuf), Makāmât-ı Evliyâ ve Maddetü'l-hayât sayılmaktadır. Özellikle Maddetü'l-hayât, tıbbi ve doğa bilimlerine ilişkin gözlemler içerdiği için ayrı bir ilgi görmüştür. Eserlerin tam listesi ve baskı tarihleri kaynaklarda tartışmalıdır; dolaylı atıflar ve müstakil çalışmalar arasındaki sınır her zaman net değildir.

Tarihsel Önemi ve Miras

Akşemseddin'in tarihsel önemi birkaç kanaldan akar. İlk olarak, erken Osmanlı tasavvuf geleneğinin kurucu ikinci kuşağında yer almakta ve devletle tasavvuf arasındaki ilişkiyi biçimlendiren figürler arasında sayılmaktadır. İkinci olarak, Fatih Sultan Mehmed'in manevî eğitiminde oynadığı rol, Osmanlı saltanat ideolojisiyle dinî-tasavvufi meşruiyet arasındaki bağları somutlaştırmaktadır. Üçüncü olarak, Eyüp Sultan külliyesinin kuruluşuyla ilişkilendirilmesi, İstanbul'un Osmanlı şehir kimliğinin erken dönemde nasıl inşa edildiğine dair kültürel tarihin ayrılmaz bir parçasıdır.

Öte yandan popüler kültürde "İstanbul'un ruhani fatihi" olarak nitelendirilen Akşemseddin, bu sıfatın belgesel temelinin zayıf olduğu hatırlatılarak ele alınmalıdır. Mehmed Şeker'in TDV maddesinde de bu sınır açıkça işaretlenmektedir: menkıb ile tarihsel olgu ayrıdır.

Kaynaklar

  1. Mehmed Şeker, "Akşemseddin" maddesi, TDV İslam Ansiklopedisi, c. 2, Türkiye Diyanet Vakfı, İstanbul, 1989, s. 299-302 — yaşamı, eserleri ve tarihteki yeri için birincil akademik başvuru.
  2. Tahsin Yazıcı, "Bayramiyye" maddesi, TDV İslam Ansiklopedisi, c. 5, Türkiye Diyanet Vakfı, İstanbul, 1992, s. 268-271 — Akşemseddin'in içinde yer aldığı tarikat geleneğinin bütüncül değerlendirmesi.
  3. Halil İnalcık, "Mehemmed II" maddesi, Encyclopaedia of Islam, 2nd ed., c. 6, Brill, Leiden, 1991 — İstanbul'un fethi sürecinde dinî ve kültürel faktörler; Akşemseddin bağlamı için temel referans.
Diğer isimleri: Şemseddin Muhammed el-Amasî, Hamid-i Veli, Akşeyh