İstanbul’un Fethi

6 Nisan – 29 Mayıs 1453
Aydınlık tarih kitabı çizimi üslubunda Konstantinopolis kara surları önündeki Osmanlı ordugâhı için temsili canlandırma

İstanbul’un Fethi, Fatih Sultan Mehmed’in 6 Nisan – 29 Mayıs 1453 arasında yürüttüğü kuşatmayla Konstantinopolis’i alması ve Bizans İmparatorluğu’nun sona ermesidir. Yedi haftalık kuşatma, top teknolojisi ile deniz ve kara kuşatmasının birlikte yürütüldüğü bir harekâttır.

İstanbul’un fethi ne zaman ve nasıl gerçekleşti?

Konstantinopolis, Fatih Sultan Mehmed tarafından 1453’te alındı. Halil İnalcık’ın TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki “Mehmed II” maddesi kuşatmayı 6 Nisan – 29 Mayıs 1453 tarihleri arasına yerleştirir.

Bu tarih aralığı, olayın en çok gözden kaçan yanını gösterir: fetih tek bir güne sığmaz. Yaklaşık yedi hafta süren, top atışı, lağım savaşı, deniz ablukası ve tekrarlanan taarruzlardan oluşan bir harekâttır. “29 Mayıs” son gündür, tamamı değil.

Kuşatmayı belirleyen etkenler

Kuşatmanın sonucunu tek bir sebebe bağlamak güçtür; birkaç etken bir arada işledi.

Top teknolojisi. Dönemin en büyük çaplı bombardıman topları bu kuşatma için döküldü. Bu toplar surları saatler içinde yıkan sihirli bir silah değildi; atış hızı düşük, isabet ve dayanıklılık sorunluydu. Etkileri, uzun süre boyunca aynı noktalara yoğunlaşarak surda onarılamayacak gedikler açmakta ve savunanı sürekli tamirat yapmaya zorlamakta görülür.

Haliç’e geçiş. Haliç’in girişi zincirle kapatıldığı için Osmanlı donanması içeri giremiyordu. Gemilerin karadan kızaklarla Haliç’e indirilmesi, savunmanın kuvvet ayırmak zorunda kaldığı yeni bir cephe açtı. Bu hamle, kuşatmanın en çok anlatılan ayrıntısıdır ve savunmanın psikolojisi üzerindeki etkisi askerî etkisi kadar önemlidir.

Savunmanın sınırları. Şehrin surları son derece güçlüydü, fakat savunacak insan sayısı surların uzunluğuna göre yetersizdi. Batı’dan beklenen yardım büyük ölçüde gelmedi. Bu, şehrin “bir anda düştüğü” izlenimini açıklar: uzun bir yıpranmanın ardından, savunmanın seyrekleştiği bir noktadan girilmiştir.

Sonuçları

Fetih, yaklaşık bin yıllık Doğu Roma İmparatorluğu’nu sona erdirdi. Osmanlı için sonuç yalnız bir şehrin kazanılması değildi: Anadolu ile Rumeli toprakları arasındaki coğrafî süreksizlik ortadan kalktı ve devletin merkezi buraya taşındı.

Şehrin yeniden canlandırılması fethin kendisi kadar planlı bir işti. Nüfus azalmış olan İstanbul’a farklı bölgelerden Müslüman ve gayrimüslim nüfus yerleştirildi; cemaatlerin hukukî statüsü düzenlendi, çarşılar ve vakıflar kuruldu. Bir şehri almak ile onu başkent yapabilmek arasındaki fark, bu düzenlemelerde görülür.

Avrupa tarafında fethin etkisi uzun sürdü. Osmanlı artık Balkanlar’daki bir güç değil, Akdeniz dünyasının belirleyici aktörlerinden biriydi.

Popüler anlatıdaki iki nokta

Fetih anlatısında sık tekrarlanan bazı ayrıntıların kaynak durumu tartışmalıdır. Kerkoporta adlı küçük kapının açık unutulması ve şehre buradan girilmesi, erken kaynaklarda geçmekle birlikte olayın seyrindeki ağırlığı abartılmış bir ayrıntıdır; sur hattı zaten günlerdir yarılmış durumdaydı. Benzer biçimde, gemilerin karadan yürütülmesi tek başına fethi sağlayan hamle olarak sunulur; oysa bu, çok bileşenli bir kuşatmanın bileşenlerinden biridir.

Bu ayrımı korumak, olayı küçültmez. Aksine, yedi hafta süren ve birden çok kolu olan bir harekâtı tek bir dâhiyane hamleye indirgemek, onu planlayan aklı görünmez kılar.

Kaynakça

  1. Halil İnalcık, “Mehmed II” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 28, 2003, s. 395–407.
  2. Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu: Klasik Çağ, 1300-1600, çev. Ruşen Sezer, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2003.
  3. Steven Runciman, The Fall of Constantinople 1453, Cambridge University Press, Cambridge, 1965.