Trabzon’un Fethi

Son Bizans Ardılı Devletin Sonu ve Doğu Karadeniz’in Osmanlı Düzenine Katılması
Doğu Karadeniz kıyısında kayalık burun üzerine kurulu surlu bir liman şehrini, önündeki çadırlı ordugâhı ve koydaki yelkenli gemileri gösteren temsili tarih kitabı çizimi

Trabzon’un Fethi, Fatih Sultan Mehmed’in 1461 yazında yürüttüğü kara ve deniz harekâtıyla, 1204’ten beri Doğu Karadeniz kıyısında hüküm süren Trabzon Rum İmparatorluğu’nu ortadan kaldırmasıdır. Şehir birkaç haftalık bir kuşatmanın ardından anlaşmayla teslim alındı; imparator David Komnenos ailesiyle birlikte İstanbul’a gönderildi. Fetih, Bizans’ın son ardılını tasfiye etmesinin yanında Osmanlı Devleti’ni Akkoyunlu Uzun Hasan ile doğrudan komşu yaptı ve Karadeniz’in güney kıyısını tek bir siyasî düzene bağladı.

Trabzon’un Fethi neyi bitirdi?

Trabzon’un Fethi, Fatih Sultan Mehmed’in 1461 yazında yürüttüğü birleşik kara ve deniz harekâtının sonunda, Doğu Karadeniz kıyısındaki Trabzon Rum İmparatorluğu’nun ortadan kaldırılmasıdır. Bu devlet, Bizans dünyasının 1204’ten sonra ortaya çıkan üç ardılından biriydi ve Komnenos hanedanı tarafından yönetiliyordu. Trabzon’daki hâkimiyet aslında Konstantinopolis’in yağmalanmasının bir sonucu olarak değil, onunla neredeyse aynı haftalarda ve Gürcü desteğiyle kuruldu; “ardıl” konumunu sonradan kazandı. 1453’te İstanbul’un Fethi ile merkez ortadan kalktıktan sonra Trabzon, Bizans siyasî mirasının ayakta kalan son parçasıydı.

Fetih, çoğu zaman anlatıldığı gibi tek bir kuşatmanın hikâyesi değildir. Arkasında Karadeniz ticaret yollarının denetimi, Anadolu beylikleriyle kurulan ittifak ağları, Akkoyunlu Devleti ile kurulan hanedan bağları ve Batı’dan yardım arayan bir diplomasi trafiği vardır. Bu sayfa olayı bu bileşenlerle birlikte ele alır; kaynakların anlaştığı ve ayrıldığı noktaları ayrı ayrı gösterir.

Kısa cevaplarla Trabzon’un Fethi

  • Tarih: 1461 yazı. Lowry ve Emecen’in TDV maddesi fethi ağustos veya eylül 1461’e koyar; literatürde en çok tekrarlanan tarih 15 Ağustos 1461’dir, ancak gün konusunda kaynaklar birleşmez.
  • Yer: Trabzon; iki derin vadi arasındaki kayalık burun üzerine kurulmuş, surlarla çevrili liman şehri.
  • Taraflar: Osmanlı Devleti ile Trabzon Rum İmparatorluğu (Komnenos hanedanı).
  • Komutanlar: Osmanlı tarafında bizzat padişah; kara öncüsünde vezîriâzam Mahmud Paşa, denizde Gelibolu sancak beyi Kasım Bey.
  • Son hükümdar: David Komnenos; ağabeyi IV. Ioannes’in (Kalojan) ölümünden sonra tahta geçmişti.
  • Kuşatma süresi: TDV maddesi “altı, bazılarına göre dört hafta” der.
  • Sonuç: Şehrin anlaşmayla teslimi; hanedanın İstanbul’a nakli; Trabzon’un Osmanlı sancağı hâline gelmesi.
  • Sık yapılan hata: Trabzon’un Fethi’ni İstanbul’un Fethi’nin küçük bir tekrarı saymak. Trabzon çok daha küçük bir siyasî birimdi; buradaki asıl mesele Karadeniz’in güney kıyısının ve doğuya açılan yolun denetimiydi.

Trabzon Rum İmparatorluğu neydi?

Trabzon’daki devlet 1204’te, Dördüncü Haçlı Seferi’nin Konstantinopolis’i ele geçirmesiyle aynı yıl kuruldu. Kurucuları Komnenos hanedanına mensup iki kardeşti ve Gürcü kraliçesinin desteğini aldılar. Ortaya çıkan siyasî birim, kendisini Bizans’ın meşru devamı sayan üç merkezden biriydi; diğerleri İznik ve Epir’di. İznik’in 1261’de Konstantinopolis’i geri alması bu rekabeti kapattı, fakat Trabzon varlığını sürdürdü.

Devletin ayakta kalmasını sağlayan şey askerî gücü değil, coğrafyası ve diplomasisiydi. Kuzeyde deniz, güneyde Pontos dağlarının sarp kütlesi vardı; kara yolundan gelen bir ordunun şehre ulaşması güçtü. Buna karşılık Trabzon, İran’dan gelen Tebriz-Trabzon transit güzergâhının Karadeniz’e çıktığı limandı ve Ceneviz ile Venedik tüccarlarının yerleşik kolonileri bulunuyordu. Gümrük geliri, hanedanın hazinesini besleyen başlıca kaynaklardan sayılır; ancak 15. yüzyılda Tebriz-Trabzon transit güzergâhının önceki hacmini koruyup korumadığı tartışmalıdır.

Trabzon’un ikinci hayatta kalma aracı evlilik siyasetiydi. Hanedan kadınları çevredeki Türkmen ve Gürcü hânedanlarına verilerek koruma ağı kuruldu. Bu ağın 15. yüzyıldaki en önemli halkası, imparator ailesinden bir prensesin Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan ile evlenmesiydi. Bu bağ, Trabzon’un doğuda güçlü bir hâmi bulmasını sağladı; ancak aynı bağ, şehri Osmanlı-Akkoyunlu rekabetinin doğrudan konusu hâline getirdi. Nitekim 1473’teki Otlukbeli Savaşı’na giden gerilimin basamaklarından biri budur.

Sefere giden yol: kuşatmanın siyasî hazırlığı

İstanbul’un alınmasından sonra Osmanlı yönetimi, yeni başkentin çevresinde kapalı bir güvenlik çemberi kurmaya yöneldi. Bu çember Balkanlar’da Sırbistan ve Mora’yı, Karadeniz’de kuzey ve güney kıyılarını, Anadolu’da ise bağımsız beylikleri kapsıyordu. Trabzon bu çemberin doğu ucundaydı ve tek başına bir tehdit oluşturmasa da, Osmanlı’ya rakip olabilecek bir koalisyonun deniz kapısı olabilirdi.

David Komnenos bu ihtimali gerçeğe dönüştürmeye çalıştı. 1460 dolaylarında Batı’ya elçiler gönderildi; papalıkla ve Avrupa hükümdarlarıyla temas kuruldu. Aynı dönemde Akkoyunlu Uzun Hasan ile ittifak güçlendirildi ve Osmanlı’ya ödenen yıllık verginin kaldırılması, hatta geçmiş ödemelerin geri istenmesi gündeme getirildi. Osmanlı kaynaklarında sefer kararının gerekçesi olarak bu talep gösterilir; ancak bunun ne ölçüde gerçek bir diplomatik hamle, ne ölçüde sonradan yazılmış bir meşrulaştırma olduğu tartışmalıdır.

Sefer 1461 baharında başladı. Ordu Bursa üzerinden doğuya yürüdü; donanma ise Karadeniz’den Trabzon önlerine gönderildi. Yol üzerinde Candaroğulları Beyliği’nin merkezleri Kastamonu ve Sinop ele geçirildi, böylece Candaroğulları Beyliği’nin ilhakı tamamlandı; ardından ordu Erzincan yönüne çekilerek Akkoyunlu tarafının müdahalesi ihtimaline karşı mevzi aldı. Bu manevra, seferin yalnız Trabzon’a değil, aynı zamanda Uzun Hasan’a yönelik bir caydırma hareketi olduğunu gösterir.

Kaynaklarda bu aşamada bir elçilik görüşmesi anlatılır: Uzun Hasan’ın annesi Sara Hatun’un Osmanlı karargâhına gelerek barış aradığı ve padişaha “bir Trabzon için bunca zahmet niye” anlamında bir söz söylediği rivayet edilir. Bu anlatı Osmanlı kroniklerinde geçer ve edebî bir kalıp taşır; belge değeri taşımaz, sözün birebir gerçekliği doğrulanamaz. Buna karşılık Akkoyunlu tarafının seferin bu safhasında Trabzon’a fiilen kuvvet göndermediği kaynakların ortak noktasıdır.

Kuşatma ve teslim

Osmanlı donanması, kara ordusundan önce Trabzon önlerine ulaştı ve şehri denizden kapattı. Kara kuvvetlerinin öncüsü Mahmud Paşa komutasında Pontos dağlarının sarp geçitlerini aşarak şehre indi. Padişahın kendisi ise ana kuvvetle daha sonra geldi. Kuşatmanın uzunluğu kaynaklarda dört ile altı hafta arasında verilir; ana çarpışma bir meydan muharebesi biçiminde değil, kuşatma ve pazarlık biçiminde gelişti.

Teslim, saldırıyla değil müzakereyle sonuçlandı. Görüşmeleri saray hazinedarı ve bilgin George Amiroutzes yürüttü. Amiroutzes ile Mahmud Paşa arasında bir akrabalık bulunduğu, bu bağın teslim kararında rol oynadığı kaynaklarda ileri sürülür; bu iddia Bizans ve Osmanlı anlatılarında yer alsa da modern araştırmalarda kesinliği tartışmalıdır ve burada kesin bilgi olarak sunulmaz. Teslim şartları arasında hanedanın canının bağışlanması ve mal varlığıyla birlikte nakli vardı.

Şehir teslim alındıktan sonra David Komnenos, ailesi ve maiyeti gemilerle İstanbul’a gönderildi; kendilerine Rumeli’de gelir kaynağı tahsis edildi. Bu düzenleme kalıcı olmadı: iki yıl kadar sonra David ve oğulları, Akkoyunlu sarayıyla mektuplaştıkları şüphesiyle idam edildi. Kaynaklar suçlamanın dayanağı ve sürecin ayrıntıları konusunda birbirini tutmaz; kararın siyasî bir tedbir mi yoksa somut bir delile mi dayandığı belirsizdir.

Fetihten sonra: nüfus, iskân ve idare

Fethin ardından uygulanan düzenlemeler, Osmanlı’nın yeni alınan bir liman şehrini idareye bağlama yöntemini iyi gösterir. TDV maddesine göre şehirde bin beş yüz kadar genç seçilmiş, bunlardan sekiz yüzü acemi oğlanı olarak yetiştirilmek üzere ayrılmıştır. Bu rakamlar tahrir kayıtlarına değil Osmanlı kronik geleneğine dayanır; yuvarlak oluşları da tahmin niteliğine işaret eder. Bir bölüm hıristiyan nüfus şehirden çıkarılırken, Anadolu’dan getirilen müslüman aileler sürgün usulüyle yerleştirildi. Kasım Bey şehrin ilk idarecisi olarak bırakıldı.

Bu politikanın amacı toptan bir tasfiye değildi; şehrin ticarî işlevini sürdürecek karma bir nüfus dengesi kurmaktı. Nitekim 15. yüzyıl sonuna ait tahrir kayıtları Trabzon’da hıristiyan nüfusun uzun süre çoğunlukta kaldığını, müslümanlaşmanın onlarca yıla yayılan kademeli bir süreç olduğunu gösterir. Heath Lowry’nin tahrir defterlerine dayanan çalışması bu tedriciliğin en ayrıntılı kanıtını sunar. “Fetihle birlikte şehir bir günde Türkleşti” biçimindeki popüler anlatı, defter verileriyle örtüşmez.

İdarî olarak Trabzon bir sancak hâline getirildi; ilerleyen onyıllarda şehzade sancağı olarak da kullanıldı. Yavuz Sultan Selim’in buraya tayini fetihten yaklaşık yirmi beş yıl sonrasına, 1487’ye rastlar; uzun yıllar burada sancak beyliği yaptı; oğlu Kanuni Sultan Süleyman’ın kaynakların çoğunda 1494 olarak verilen doğumu da Trabzon’da gerçekleşti. Selim’in annesi Gülbahar Hatun 1505’te Trabzon’da vefat etti ve türbesi bu şehirde yapıldı; Fatih’in eşi ve II. Bayezid’in annesi olan aynı adlı hanım ise ayrı bir kişidir ve bu türbeyle ilgisi yoktur.

Şehrin dinî topografyası da kademeli biçimde değişti. Fetihten hemen sonra Panagia Khrysokephalos kilisesi camiye çevrildi ve kaynaklarda Câmi-i Atîk (Eski Cami) adıyla anıldı; yapının bugün yaygın olan Ortahisar Fatih Camii adı sonraki dönemlerin adlandırmasıdır. Trabzon’daki Ayasofya’nın camiye çevrilmesi ise çok daha sonra, 980 (1572) yılında gerçekleşti. Bu iki yapı İstanbul’daki adaşlarıyla karıştırılmamalıdır; Trabzon Ayasofyası, 13. yüzyılda Komnenoslar tarafından yaptırılmış ayrı bir yapıdır.

Sonuçları ve tarihyazımındaki yeri

En doğrudan sonuç, Bizans’ın son ardıl devletinin ortadan kalkmasıydı. 1204’te başlayan Komnenos yönetimi 1461’de sona erdi ve Doğu Roma siyasî geleneğinin hükümdarlık iddiası taşıyan son merkezi kapandı. Fatih’in unvanlarına “Kayser-i Rûm” vurgusunun eklenmesi bu tasfiyeyle birlikte anlam kazanır.

İkinci sonuç Karadeniz’dedir. Amasra, Sinop ve Trabzon’un aynı yıllar içinde alınmasıyla denizin güney kıyısı tek bir siyasî düzene bağlandı. Bu, Karadeniz’in Osmanlı iç denizi hâline gelmesi sürecinin ilk aşamasıdır; süreç 1475’teki Kefe’nin fethi ve Kırım Hanlığı’nın bağlanması ile kuzey kıyıya taşınacaktır. Ancak bunu ani bir “kapanma” gibi anlatmak yanıltıcı olur: Ceneviz ve Venedik ticareti bir gecede kesilmedi, gümrük düzeni içinde yeniden tanımlandı.

Üçüncü sonuç doğudadır. Trabzon’un ilhakı, Osmanlı ile Akkoyunlu arasındaki tampon alanı daralttı ve iki devleti doğrudan komşu yaptı. Trabzon hanedanıyla akrabalık bağı bulunan Uzun Hasan için bu, hem itibar hem de nüfuz kaybıydı. Anadolu beyliklerinden kaçan hanedan üyelerinin Akkoyunlu sarayına sığınmasıyla birleşince, iki devletin 1473’te Otlukbeli’nde karşı karşıya gelmesine giden zincir kuruldu.

Tarihyazımında Trabzon’un Fethi uzun süre İstanbul’un gölgesinde kaldı ve çoğu zaman “kalan son Bizans parçasının temizlenmesi” diye özetlendi. Bu özet eksiktir; olayı yalnız Bizans’ın sonu olarak okumak, ticaret yolu ve hanedan diplomasisi boyutunu görünmez kılar. Aynı biçimde, fethi bir “kahramanlık destanı” olarak anlatmak da kaynaklarla uyuşmaz: şehir esas olarak müzakereyle teslim alınmıştır.

Kaynaklar neyi kesin, neyi belirsiz bırakıyor?

Yüksek güven düzeyindeki bilgiler şunlardır: seferin 1461’de yapılmış olması, kara ve deniz kuvvetlerinin birlikte kullanılması, şehrin anlaşmayla teslim alınması, David Komnenos ve ailesinin İstanbul’a nakledilmesi, Trabzon’un sancak hâline getirilmesi ve sonradan şehzade sancağı olarak kullanılması. Bu noktalarda Osmanlı kronikleri, Bizans kaynakları ve Osmanlı tahrir defterleri birbirini destekler.

Düşük güven düzeyindeki noktalar ise şunlardır: fethin tam günü, kuşatmanın kesin süresi, kuşatan ordunun ve donanmanın büyüklüğü, Sara Hatun elçiliğinde geçtiği söylenen konuşmalar, fetihten sonra seçilen gençlerin sayısı, Amiroutzes ile Mahmud Paşa arasındaki akrabalık iddiası, David Komnenos’un idam gerekçesinin dayandığı deliller ve şehirden çıkarılan nüfusun sayısı. Bu konularda taraf anlatıları birbirinden ayrılır ve sayı veren kaynakların çoğu tahmine dayanır.

Sık sorulan sorular

Trabzon ne zaman fethedildi?

1461 yazında. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Trabzon” maddesi fethi ağustos veya eylül 1461’e koyar; literatürde en sık 15 Ağustos 1461 tarihi verilir, fakat gün konusunda kaynaklar birleşmez.

Trabzon’u kim fethetti?

Fatih Sultan Mehmed. Kara öncüsünü vezîriâzam Mahmud Paşa, denizden gelen donanmayı Gelibolu sancak beyi Kasım Bey yönetti; padişah ana kuvvetle bizzat sefere katıldı.

Trabzon Rum İmparatorluğu ne zaman kuruldu?

1204’te, Dördüncü Haçlı Seferi’nin Konstantinopolis’i ele geçirdiği yıl. Komnenos hanedanı tarafından kuruldu ve 1461’e kadar varlığını sürdürdü.

Şehir savaşarak mı alındı?

Hayır. Dört ile altı hafta arasında verilen bir kuşatmanın ardından şehir müzakere yoluyla teslim edildi. Teslim görüşmelerini saray hazinedarı George Amiroutzes yürüttü.

Son imparator David Komnenos’a ne oldu?

Ailesiyle birlikte İstanbul’a gönderildi ve kendisine Rumeli’de gelir tahsis edildi. Yaklaşık iki yıl sonra oğullarıyla birlikte, Akkoyunlu sarayıyla mektuplaştıkları şüphesiyle idam edildi. Suçlamanın dayanağı konusunda kaynaklar birbirini tutmaz.

Trabzon fetihten sonra hemen Türkleşti mi?

Hayır. Tahrir defterleri, hıristiyan nüfusun onlarca yıl boyunca çoğunlukta kaldığını ve müslümanlaşmanın kademeli bir süreç olduğunu gösterir. Fetihten sonra Anadolu’dan sürgün usulüyle müslüman aileler yerleştirilmiş, fakat şehir karma nüfuslu kalmıştır.

Trabzon’un fethi ile Otlukbeli Savaşı arasında bağ var mı?

Evet. Trabzon hanedanı ile Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan arasında evlilik yoluyla kurulmuş bir bağ vardı. Trabzon’un ilhakı bu bağı kopardı ve iki devleti doğrudan komşu yaptı; bu, 1473’teki Otlukbeli Savaşı’na giden gerilimin basamaklarından biridir.

Kaynakça

  1. Heath W. Lowry – Feridun Emecen, “Trabzon” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 41, İstanbul 2012, s. 296–301.
  2. Yaşar Yücel, “Candaroğulları” maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 7, İstanbul 1993, s. 146–149 (seferin Sinop-Kastamonu safhası için).
  3. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. II: İstanbul’un Fethinden Kanunî Sultan Süleyman’ın Ölümüne Kadar, Türk Tarih Kurumu, Ankara (Fatih dönemi Anadolu ve Karadeniz seferleri bölümleri).
  4. Heath W. Lowry, The Islamization and Turkification of the City of Trabzon (1461–1583), Istanbul 2009 (tahrir defterlerine dayalı nüfus analizi; kademeli müslümanlaşma tezi).
  5. Anthony Bryer – David Winfield, The Byzantine Monuments and Topography of the Pontos, Dumbarton Oaks, Washington 1985 (şehir topografyası, surlar ve kiliseler).
  6. Franz Babinger, Fatih Sultan Mehmed ve Zamanı, çev. Dost Körpe, Oğlak Yayınları, İstanbul (seferin kronolojisi ve Batı kaynakları).
  7. Tursun Bey, Târîh-i Ebü’l-Feth, haz. Mertol Tulum, İstanbul 1977 (birincil kaynak; Osmanlı tarafının çağdaş anlatısı).
  8. Kritovulos, Târîh-i Sultan Mehmed Hân-ı Sânî (birincil kaynak; Rum tarafının çağdaş anlatısı, Osmanlı hizmetindeki bir yazarın bakışıyla).
Diğer isimleri: Trabzon Fethi, Trabzon’un alınması, Trabzon Rum İmparatorluğu’nun sonu