Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Millî
Ocak 1920'de toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi, Millî Mücadele hareketinin temel programını benimseyen Misak-ı Millî beyannamesini kabul ederek tarihe geçti. Bu meclisin faaliyetleri İtilaf kuvvetlerinin İstanbul'u resmen işgal etmesiyle son buldu; pek çok milletvekili tutuklanarak Malta'ya sürgüne gönderildi.
Ekim 1919'da yapılan seçimlerde Müdafaa-i Hukuk gruplarına yakın adaylar büyük bir başarı kazandı. Bu sonuç, Anadolu'daki milliyetçi hareketin İstanbul'daki resmî meclis bünyesinde de ses getirdiğini açıkça ortaya koydu. Ocak 1920'de toplanan meclisin büyük çoğunluğu, Millî Mücadele'nin hedefleriyle örtüşen bir çizgide hareket etmeye kararlıydı.
28 Ocak 1920'de meclis, Misak-ı Millî (Millî And) olarak bilinen beyannameyi kabul etti. Bu belge Türkiye'nin siyasi tarihinde kurucu öneme sahip birkaç metinden biridir. Temel ilkeler şöyle özetlenebilir: Osmanlı topraklarında nüfus çoğunluğunun Müslüman ve Türk olduğu yerler imparatorluğun ayrılmaz parçasıdır; azınlık nüfusun yoğun olduğu bölgelerde halk oylaması yapılmalıdır; İstanbul ve Boğazlar Türk egemenliğinde kalmalıdır; kapitülasyonlar kaldırılmalıdır.
İtilaf kuvvetleri, meclisin bu tutumuna öfkeyle karşılık verdi. 16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal altına alındı. Meclis binası kuşatıldı; aralarında Rauf Orbay ve Kara Vasıf'ın da bulunduğu milletvekilleri tutuklandı. Sürgüne gönderilenler arasında bazıları Malta'ya nakledildi.
Bu gelişmeler Anadolu hareketi için bir yol ayrımını simgeliyordu. Mustafa Kemal, İstanbul'daki meclisin artık özgürce faaliyet gösterme imkânı kalmadığını ilan ederek Ankara'da yeni bir meclisin toplanmasını çağrısında bulundu. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı.