İstanbul'un İşgal Yılları (1918-1923)
Kasım 1918'den 1923'e uzanan dönemde İstanbul, İngiliz, Fransız ve İtalyan kuvvetlerinin fiilî denetiminde kalan işgal altı bir şehirdir. Osmanlı kurumlarının işlevsiz kılındığı, milliyetçilerin tutuklandığı ve siyasi baskının doruk noktasına ulaştığı bu dönem, imparatorluğun son nefeslerini verdiği ve Kurtuluş Savaşı'nın kadere meydan okuduğu yılları kapsamaktadır.
Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasının hemen ardından, Kasım 1918'de İtilaf savaş gemileri İstanbul Boğazı'ndan geçerek Haliç ve Boğaz'a demirledi. Bu görüntü, çöküşün en çarpıcı simgesi olarak hafızalara kazındı. İngiliz kuvvetleri kısa sürede şehrin kilit noktalarını — demiryolu istasyonları, telgraf merkezleri, posta binaları ve önemli devlet daireleri — denetimleri altına aldı.
İşgal biçimsel olarak Mart 1920'de Resmi hâle geldi. İtilaf kuvvetleri Osmanlı hükümeti üzerinde açık bir baskı uyguluyor; Millî Mücadele sempatizanlarını tutuklatıyor ve Damat Ferid Paşa gibi işbirlikçi hükümetleri destekliyordu. Bu dönemde milliyetçi yayın organları kapatıldı; kimi aydın ve subaylar sürgüne gönderildi ya da tutuklandı.
İstanbul halkı, iki ayrı merkez arasında kalmanın sıkışmışlığını derinden yaşadı. Bir yanda işgalci kuvvetlerin ve İstanbul hükümetinin baskısı, öte yanda Anadolu'daki Millî Mücadele'nin büyüleyen cazibesiydi. Pek çok subay ve aydın, gizlice Anadolu'ya geçmeyi seçti.
Şehirde gündelik yaşam da ağır tahribat gördü. İşgal kuvvetlerinin varlığı ekonomik hayatı sekteye uğratırken toplumsal gerginlikler tırmandı. Rum ve Ermeni toplulukların İtilaf desteğiyle öne çıkması, keskin kamplaşmalara zemin hazırladı. Mudanya Mütarekesi ile işgal sona erdi ve Ekim 1923'te Türk kuvvetleri İstanbul'a girdi.