Sevr Antlaşması (1920): Parçalanma Projesi

10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarını galip devletler arasında paylaştıran ve Türk milletinin egemenliğini fiilen ortadan kaldırmayı öngören ağır bir belgedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından tanınmayan bu antlaşma, Kurtuluş Savaşı'nın zaferle sonuçlanmasının ardından Lozan Antlaşması ile tarihe karışmıştır.

Paris Barış Konferansı sürecinde şekillenen Sevr Antlaşması, İtilaf güçlerinin Osmanlı toprakları üzerindeki en kapsamlı paylaşım projesiydi. Antlaşma koşulları kelimenin tam anlamıyla imparatorluğu tasfiye ediyor; geriye yalnızca İstanbul çevresinde simgesel bir Osmanlı varlığı bırakıyordu. Ana hükümlere bakıldığında şu tablo ortaya çıkar: Doğu Trakya ve İzmir çevresi Yunanistan'a bırakılacak; Doğu Anadolu'nun bir bölümünde özerk ya da bağımsız bir Ermeni yurdu oluşturulacak; Güneydoğu Anadolu'da Kürt özerkliğinin zemini hazırlanacak; İstanbul ve Boğazlar uluslararası denetim altına alınacak; güney ve güneybatı Anadolu İtalya ve Fransa'nın nüfuz alanına girecekti. Damat Ferid Paşa başkanlığındaki İstanbul hükümeti antlaşmayı imzaladı. Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi bu imzayı tanımayı kesinlikle reddetti ve Kurtuluş Savaşı kesintisiz sürdü. 1920-1922 yılları arasındaki askerî zaferler, özellikle Yunan taarruzunu püskürten Büyük Taarruz, Sevr'i fiilen geçersiz kıldı. Sevr, baskı altında imzalanan ve millî egemenliği hiçe sayan antlaşmaların sembolü olarak Türk kolektif hafızasında derin bir yer edinmiştir. Antlaşmanın yerini Lozan Antlaşması (1923) aldı; Lozan, hem toprak hem de egemenlik açısından çok daha adil koşullar içeriyordu.