Vahideddin'in Sürgüne Gidişi (1922)
17 Kasım 1922'de VI. Mehmed Vahideddin'in İstanbul'u terk ederek İngiliz zırhlısıyla Malta'ya hareket etmesi, Osmanlı hanedanının fiilen sona erişini simgeleyen tarihi bir andır. Saltanatın kaldırılmasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşen bu gidiş, altı yüzyıllık bir hanedan geleneğinin dramatik kapanışıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldıran tarihi kararı aldı. Bu karar Osmanlı hanedanının egemenlik yetkisine son verirken halifelik kurumunu saltanattan ayrı tutmaktaydı. Vahideddin, teorik olarak hâlâ halife sıfatını taşıyordu; ancak bunun pratik bir anlamı kalmamıştı.
Vahideddin'in İstanbul'daki durumu her geçen gün daha kırılgan bir hâl aldı. Halkın milliyetçi harekete desteği kitlesel bir boyut kazanmış, Ankara'nın otoritesi tartışılmaz biçimde pekişmişti. 16 Kasım 1922'de Vahideddin, İngiliz Yüksek Komiserliği'ne başvurarak can güvenliğini sağlamaları için koruma talep etti.
17 Kasım'da sabahın erken saatlerinde, İngiliz zırhlısı HMS Malaya Dolmabahçe önlerine demir attı. Vahideddin, küçük bir maiyetiyle birlikte saltanat arabasına binerek rıhtıma indi ve gemiye çıktı. İstanbul'u sonsuza dek terk eden son Osmanlı padişahı Malta'ya, oradan Hicaz'a geçti.
Bu gidiş, İstanbul ve Anadolu'da sessiz bir karşılık gördü; coşkuyla karşılanmadı, derin bir yas da tutulmadı. Vahideddin, 1923'ten itibaren önce İtalya'da, ardından Fransa'da sürgün hayatı yaşadı. Yerine halife olarak Abdülmecid Efendi seçildi; bu makam da 1924'te lağvedilince Osmanlı hanedanının her türlü kurumsal varlığı tarihe karıştı.