Köprülü Fâzıl Ahmed Paşa kimdir?
Köprülü Fâzıl Ahmed Paşa, 1661-1676 arasında on beş yıl kesintisiz sadrazamlık yapan Osmanlı devlet adamıdır. Kaynaklarda daha çok Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa adıyla geçer. Osmanlı sadrazamlarının ezici çoğunluğu saray hizmetinden ya da askerî kariyerden geldiği hâlde o medreseden, yani ilmiye sınıfından gelmiştir; "Fâzıl" lakabı bu ilmî yönüne işaret eder. Sadrazamlığı, babası Köprülü Mehmed Paşa ile başlayan ve yaklaşık yarım yüzyıl süren Köprülüler dönemi içindeki en uzun ve en istikrarlı halkadır.
Görev süresi üç büyük askerî sonuçla anılır: 1663'te Uyvar'ın alınması, 1669'da Girit'in fethinin tamamlanması ve 1672'de Kamaniçe'nin ele geçirilmesi. Bu künye onun kariyerini bir dizi zaferden ibaret göstermez; devraldığı devlet aygıtının hangi mekanizmalarla çalıştığını ve hangi noktalarda zorlandığını da anlatır.
Adaş uyarısı: hangi Köprülü?
"Köprülü" adı Osmanlı tarihinde en az beş ayrı sadrazama gider ve bunlar sık sık birbirine karıştırılır. Bu sayfanın konusu, 1661-1676 arasında sadrazamlık yapan Köprülü Fâzıl Ahmed Paşa'dır. Karıştırılmaması gereken kişiler şunlardır:
- Köprülü Mehmed Paşa — babası; sadrazam 1656-1661, Bozcaada ve Limni'yi geri alan vezir.
- Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa — küçük kardeşi; sadrazam 25 Ekim 1689 - 19 Ağustos 1691, 1691'de Salankamen Muharebesi'nde öldü. Adının "Fâzıl Mustafa" olması yüzünden bu sayfanın konusuyla en çok karıştırılan kişidir.
- Amcazâde Hüseyin Paşa — amcası Hasan Ağa'nın oğlu; sadrazam 1697-1702, Karlofça Antlaşması'nı imzalayan kişi.
- Merzifonlu Kara Mustafa Paşa — kan bağı yoktur; Köprülü konağında yetişmiş ve aileye damat olmuştur. Bu sayfanın konusunun ölümü üzerine sadrazam oldu ve 1683 Viyana bozgununun ardından idam edildi.
Doğumu, ailesi ve medrese eğitimi
Abdülkadir Özcan'ın TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesine göre 1045 (1635-36) yılında Köprü'de, yani bugünkü Vezirköprü'de doğdu. Babası Köprülü Mehmed Paşa, annesi yerel voyvodanın kızı Ayşe Hanım'dır. Doğum yılı tek bir hicrî yıl kaydına dayandığı için milâdî karşılığı 1635 veya 1636 olarak verilir; kaynaklar tek bir kesin tarih sunmaz.
Öğrenimini İstanbul'da yaptı; hocaları arasında devrin tanınmış âlimlerinden Karaçelebizâde Abdülaziz Efendi bulunur. On altı yaşından itibaren "paşazâde" payesiyle Ahmed Paşa, Kasım Paşa, Sahn-ı Semân ve Sultan Selim medreselerinde müderrislik yaptı. Bu, biyografik bir ayrıntıdan fazlasıdır: Osmanlı sisteminde ilmiye ile seyfiye ayrı kariyer yollarıdır ve bir müderrisin vezirliğe geçmesi olağan bir basamak değildir. Bu geçiş, Köprülü hânesinin 1656'dan sonra kadro yerleştirme gücünün ne kadar arttığını gösterir.
İlmiyeden seyfiyeye: Erzurum ve Şam valilikleri
Müderrislikten ayrıldıktan sonra vezirlik pâyesiyle Erzurum, ardından 1659'dan itibaren Şam beylerbeyiliğine getirildi. Bu görevler, sadrazamlık öncesinde ona taşra idaresinin asıl işini öğretti: vergi tahsilatı, aşiret ve yerel güç dengeleri, hac yolunun güvenliği ve sürre ile ödeme düzeni. Kaynaklar Şam'da bazı vergileri hafiflettiğini ve gecikmiş ödemeleri düzene soktuğunu kaydeder. Sadrazamlığındaki mâlî disiplinin kökeni burada aranmalıdır.
Sadrazamlığa gelişi
Babası Köprülü Mehmed Paşa 31 Ekim 1661'de Edirne'de ölürken yerine oğlunu tavsiye etti; tayin 1 Kasım 1661'de yapıldı. Bu, Osmanlı tarihinde sadrazamlığın fiilen babadan oğula geçtiği ender örneklerden biridir ve kararın arkasında Valide Turhan Sultan ile Sultan IV. Mehmed'in onayı vardır.
Devraldığı devlet, beş yıl önce iflasın eşiğindeki devlet değildi. Babasının döneminde ulûfe ödemeleri düzene sokulmuş, Çanakkale ablukası kırılmış, Celâlî ve sipahi hareketleri bastırılmıştı. Fâzıl Ahmed Paşa bu yüzden bir kriz yöneticisi değil, kazanılmış merkezî kapasiteyi dışarıda kullanan bir sadrazam olarak çalıştı. Bu ayrımı görmemek, Köprülüler dönemini tek bir "sert vezir" anlatısına indirger; oysa toparlanmanın asıl mekanizması vergi tahsilinin, tedarik zincirinin ve kadro sürekliliğinin yeniden işler hâle gelmesidir.
Köprülü hânesi nasıl çalışıyordu?
Fâzıl Ahmed Paşa'nın on beş yıl görevde kalabilmesini yalnız padişahın güveniyle açıklamak eksik kalır. Arkasında, 17. yüzyıl Osmanlı devletinin fiilî kadro mekanizması olan vezir hânesi vardır. Bu dönemde devlet görevlerinin önemli bir bölümü merkezî bir kurumdan değil, büyük vezirlerin konaklarında yetişen "kapı halkı" içinden doldurulurdu. Bir kişi hânenin içinde eğitilir, oradan taşra görevlerine dağılır, hânenin ağını ve düşmanlıklarını da devralırdı.
Köprülü hânesi bu mekanizmayı olağan dışı bir ölçekte kullandı. Kan bağıyla bağlı olanlar (oğulları, yeğeni) kadar, konakta yetişip aileye damat olanlar da (Merzifonlu Kara Mustafa Paşa gibi) üst kademelere yerleştirildi. Bunun sonucu, sadrazam değiştiğinde bütün kadronun değişmemesi, yani politikada süreklilik oldu. Bir sadrazamın yarım bıraktığı seferi, aynı hânenin bir sonraki adamı devam ettirebiliyordu; Girit'in fethi tam olarak böyle tamamlandı. Buna karşılık aynı yapı, hânenin dışında kalanlar için kapalı bir sistem üretti ve 1683'ten sonra Köprülü karşıtı bir tepkiye zemin hazırladı.
İkinci bir mekanizma mâlîdir. Uzun ve çok cepheli seferler ancak düzenli vergi tahsilatı, işleyen bir iltizam düzeni ve öngörülebilir bir tedarik zinciriyle sürdürülebilir. Fâzıl Ahmed Paşa döneminde ordunun aynı anda hem Macaristan'da hem Girit'te hem de Podolya'da hareket edebilmesi, sahadaki komuta yeteneğinden çok bu arka planın çalışmasıyla ilgilidir. Bu yüzden "Köprülüler devleti düzeltti" cümlesi, tek başına bir kişilik övgüsü olarak değil, mâlî ve idarî kapasitenin geri kazanılması olarak okunmalıdır.
Orta Avrupa: Uyvar seferi ve Vasvar Antlaşması
İlk büyük seferi Habsburglara karşı oldu. Erdel meselesinde tırmanan gerilim üzerine ordu 1663'te Macaristan'a yürüdü. Hedef, Nitra ırmağı üzerindeki ve 16. yüzyıl sonunda yıldız-tabya sistemine göre yenilenmiş Uyvar (Nové Zámky) Kalesi'ydi. Kuşatma 17 Ağustos 1663'te başladı ve 26 Eylül'e kadar süren şiddetli çarpışmaların ardından kale alındı. Uyvar merkez olmak üzere sekiz sancaklı yeni bir eyalet kuruldu. Bu seferin safhalarını maiyette izleyenler arasında Evliya Çelebi de vardır; Seyahatnâme’sinin yedinci cildi Uyvar ve ertesi yılki Viyana elçiliği güzergâhını anlatır.
Ertesi yıl harekât beklenen gibi gitmedi. 1 Ağustos 1664'te Raab (Rába) ırmağı kıyısında, Sen Gotthard yakınında yapılan meydan muharebesi Osmanlı ordusu için ağır bir sonuç doğurdu. Buna rağmen 10 Ağustos 1664'te imzalanan Vasvar Antlaşması, Uyvar dâhil kazanımları Osmanlı'da bıraktı ve batı sınırını yirmi yıllığına dondurdu. Bu, sahadaki yenilgiye rağmen masada elde edilmiş bir sonuçtur ve bir tercihi gösterir: sadrazam, batı cephesini kapatarak asıl ağırlığını Girit'e vermek istiyordu. Antlaşma Habsburg tarafında tepkiyle karşılandı ve yirmi yıl sonra İkinci Viyana Kuşatması'na giden gerilimin arka planında yer aldı.
Girit: yirmi dört yıllık kuşatmanın kapatılması
Fâzıl Ahmed Paşa'nın adını en çok andıran iş, 1645'ten beri süren Girit savaşını sonuçlandırmasıdır. 1666'da bizzat adaya geçti; asıl kuşatma 1667 ilkbaharında çok daha yoğun biçimde yeniden açıldı. Bu safhanın ayırt edici yanı, kuşatmanın bir sefer olmaktan çıkıp yerleşik bir üretim ve ikmal düzenine dönüşmesidir: arşiv kayıtları, 1666 sonbaharında Kandiye'nin güneyinde bir tophane kurulduğunu ve 1666-1670 arasında burada yüz kırktan fazla top döküldüğünü gösterir.
Kandiye'nin teslim şartlarını düzenleyen on sekiz maddelik anlaşma 9 Rebîülâhir 1080 (6 Eylül 1669) tarihinde imzalandı. Kuşatmanın sonucu kişisel bir dehânın değil, sürdürülebilir bir kuşatma ekonomisinin ürünüdür; buna karşılık sadrazamın seferi bizzat yönetmesi, kararların yerinde ve gecikmesiz alınmasını sağlayan bir farktır. Ayrıntılar için olayın kendi sayfasına bakılabilir.
Lehistan seferi ve Kamaniçe
Girit'in ardından cephe kuzeye kaydı. Ukrayna'daki Kazak hatmanlığı meselesi üzerinden Lehistan ile açılan savaşta ordu 1672'de Podolya'ya yürüdü ve bölgenin anahtarı sayılan Kamaniçe (Kamianets-Podilskyi) Kalesi 27 Ağustos 1672'de ele geçirildi. 18 Ekim 1672'de imzalanan Bucaş Antlaşması Podolya'yı Osmanlı'ya bıraktı. Lehistan meclisi antlaşmayı onaylamayınca savaş sürdü; 1676'da Zoravno'da yapılan yeni bir antlaşmayla Podolya Osmanlı'da kaldı. Kamaniçe, Osmanlı Devleti'nin Avrupa'da kazandığı son kalıcı toprak parçalarından biridir.
Kamaniçe seferi, Osmanlı Devleti'ni ilk kez doğrudan Rus Çarlığı ile temas eder hâle getirdiği için ayrıca önemlidir. Podolya'nın alınmasıyla imparatorluğun kuzey sınırı Dinyeper havzasına dayandı; buradaki Kazak hatmanlıkları üzerinde kurulan himaye, Fâzıl Ahmed Paşa'nın ölümünden sonra Çehrin seferlerine ve 1680'lerde açılacak yeni bir cepheye giden zinciri başlattı. Yani onun son seferi, halefi Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın ilk büyük askerî işini de belirlemiş oldu.
Kişiliği, ilmî yönü ve mirası
Kaynaklar onu babasından farklı bir tipte tarif eder: ölçülü, hoşgörülü, sabırlı ve ileriyi gören; âlim ve sanatçıları koruyan; rüşvete karşı olan bir vezir. Özellikle fıkıh ve felsefe alanında derin bilgisi olduğu belirtilir. Babasının başlattığı vakıfları tamamladı, kütüphaneler kurdu ve kitap topladı; Köprülü ailesinin İstanbul'daki kütüphanesi Osmanlı kitap kültürünün önemli koleksiyonlarından biri hâline geldi.
Bu tarifleri okurken bir kayıt düşmek gerekir. Osmanlı kronikleri iktidardaki bir sadrazamı ya çok över ya da düşüşünden sonra ağır suçlar; bu yüzden "yumuşak huylu ve âdil" gibi nitelemeler bağımsız bir kişilik ölçümü değil, çoğunlukla o çevrenin ürettiği bir portredir. Güvenle söylenebilecek olan, on beş yıllık kesintisiz görev süresinin kendisinin bir istikrar göstergesi olduğudur: 17. yüzyıl ortasında sadrazamların aylarla ölçülen görev süreleri düşünülürse bu istisnaî bir süredir.
3 Kasım 1676 gecesi, Çorlu ile Karıştıran arasında yolda öldü; kaynaklar ölüm sebebi olarak istiskā (siroz) hastalığını kaydeder. İstanbul'da Çemberlitaş'taki babasının türbesine defnedildi. Yerine, aynı hânede yetişmiş ve aileye damat olmuş Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sadrazam oldu. Onun sadrazamlığı 1683 Viyana bozgunuyla kapandı; Köprülü hânesi ise Fâzıl Mustafa Paşa ve Amcazâde Hüseyin Paşa ile yüzyılın sonuna kadar devlet yönetiminde belirleyici kalmayı sürdürdü.
Sık sorulan sorular
Köprülü Fâzıl Ahmed Paşa kaç yıl sadrazamlık yaptı?
1 Kasım 1661'den 3 Kasım 1676'daki ölümüne kadar, yaklaşık on beş yıl kesintisiz görev yaptı. Bu, 17. yüzyıl Osmanlı sadrazamları arasında istisnaî derecede uzun bir süredir.
Fâzıl Ahmed Paşa ile Fâzıl Mustafa Paşa aynı kişi mi?
Hayır. Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa onun küçük kardeşidir; 1689-1691 arasında sadrazamlık yapmış ve 1691'de Salankamen Muharebesi'nde ölmüştür. Adlarının benzerliği yüzünden sık karıştırılırlar.
Girit'i o mu fethetti?
Savaş 1645'te, o daha çocukken başlamıştı. Kandiye önündeki son ve belirleyici kuşatmayı 1667-1669 arasında bizzat yöneten sadrazam odur; teslim anlaşması 6 Eylül 1669'da imzalandı.
Neden "Fâzıl" lakabıyla anılır?
Medrese eğitimi almış, müderrislik yapmış ve ilmî yönüyle tanınmış olmasından dolayıdır. Osmanlı sadrazamlarının çoğu saray hizmetinden veya askerî kariyerden gelirken onun ilmiye sınıfından gelmesi olağan dışıdır.
Kaynakça
- Abdülkadir Özcan, "Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa" maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 26, Ankara 2002, s. 260–263.
- Abdülkadir Özcan, "Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa" maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 26, Ankara 2002, s. 263–265 (adaş ayrımı için).
- M. Münir Aktepe, "Amcazâde Hüseyin Paşa" maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 3, İstanbul 1991, s. 8–9 (adaş ayrımı için).
- Vojtech Kopčan, "Uyvar" maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 42, İstanbul 2012, s. 253–254 (1663 kuşatması ve Uyvar eyaleti için).
- Cemal Tukin, "Girit" maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 14, İstanbul 1996, s. 85–93.
- İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. III/1: II. Selim'in Tahta Çıkışından 1699 Karlofça Antlaşmasına Kadar, Türk Tarih Kurumu, Ankara (Köprülüler dönemi bölümleri).
- Silâhdar Fındıklılı Mehmed Ağa, Silâhdar Târihi, c. I (dönemin çağdaş Osmanlı kroniği; taraflı bir anlatı olarak tenkitle kullanılmıştır).
- Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul (17. yüzyıl merkez-taşra ilişkileri ve vezir hâneleri için).