Çınar Vak'ası nedir?
Çınar Vak'ası, Mart 1656'da İstanbul'da yeniçerilerle sipahilerin birlikte çıkardığı askerî isyandır. Osmanlı kaynaklarında olayın ikinci adı Vak'a-i Vakvakiyye'dir. İsyan, ulûfelerin gecikmesi ve ayarı düşük parayla ödenmesi üzerine patladı; askerlerin sorumlu tuttukları saray ve idare mensuplarının idamıyla sonuçlandı. Olay, 17. yüzyıl ortasındaki merkezî otorite bunalımının en görünür anıdır ve altı ay sonra sadrazamlığın olağan dışı yetkilerle Köprülü Mehmed Paşa'ya verilmesinin zeminini hazırlamıştır.
İsyanın arka planı
Olayı yalnız "askerin maaşı gecikti" cümlesiyle açıklamak yetersizdir. Birbirini besleyen en az dört etken vardır.
Birincisi mâlî bunalımdır. Hazine, 1645'ten beri süren Girit savaşının yükü altındaydı. Uzun bir denizaşırı kuşatma, düzenli para, gemi, barut ve asker akışı gerektirir; bu akış sağlanamayınca ilk kesinti kapıkulunun ulûfesinde görülür.
İkincisi paranın kendisidir. Kaynaklar ulûfelerin "züyuf akçe" ile, yani ayarı düşürülmüş sikkeyle ödendiğini kaydeder. Bu, gecikmeden daha ağır bir şikâyettir: asker parayı alsa bile çarşıda karşılığını bulamamaktadır. 17. yüzyıl Osmanlı isyanlarının çoğunda tetikleyici, ödemenin miktarı değil ödenen paranın kalitesidir.
Üçüncüsü siyasî meşruiyet bunalımıdır. 1648'de Sultan İbrahim'in tahttan indirilip öldürülmesinden sonra tahta altı yaşındaki Sultan IV. Mehmed çıkmıştı. Padişah 1656'da henüz on dört yaşındaydı. Bu boşlukta önce büyükannesi Kösem Sultan, 1651'den sonra da annesi Turhan Sultan fiilî naibe olarak devleti yönlendirdi.
Dördüncüsü saray içi nüfuz mücadelesidir. Bu yıllarda devlet işleri büyük ölçüde saray ağalarının elinde toplanmıştı; askerin gözünde ulûfeyi geciktiren, züyuf akçeyi dolaşıma sokan ve makamları satan da bu çevreydi. İsyanın hedefi bu yüzden padişah değil, "iç ağalar" oldu. 1655-1656 arasında sadrazamların birkaç ay arayla değişmesi, hiçbir vezirin bu çevreye karşı duracak yetkiye sahip olmadığını gösteriyordu.
Olayların seyri
M. Münir Aktepe'nin TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesine göre süreç, Girit cephesinden dönen ve dokuz taksit ulûfe alacağı biriken yeniçerilerin Ağakapısı'na şikâyete gitmesiyle başladı; şikâyet karşılık bulmayınca askerler kışlaya çekilip diğer hoşnutsuz bölüklerle birleşti. Ulûfesini alamayan sipahiler de Etmeydanı'na geldi ve 2 Mart 1656 Cuma günü iki ocak birleşti. Etmeydanı bu dönemde yalnız bir meydan değil, kapıkulunun toplanma ve pazarlık yeridir; oraya çıkmak isyanın kurumsal biçimidir.
4 Mart Pazar günü asilerin temsilcileri, şikâyetlerini doğrudan padişaha iletti ve sorumlu tuttukları saray ile idare mensuplarının kendilerine teslim edilmesini istedi. Kaynaklar istenen kişi sayısını yaklaşık otuz olarak verir; bu bir yaklaşıklıktır, listeler kroniklere göre değişir. Padişah bu isteği kabul etti ve adı geçenlerin bir kısmının idamını emretti. İdam edilenlerin cesetleri, bugün Sultanahmet Meydanı olarak bilinen At Meydanı çevresindeki büyük çınar ağacına asılarak teşhir edildi. Olayın "Çınar Vak'ası" adı buradan gelir.
Ceset teşhiri, dönemin kaynaklarında bir dehşet sahnesi olarak değil, bir siyasî mesaj olarak kaydedilir: asker, cezayı kendi eliyle değil padişahın emriyle uygulatarak eylemini meşru göstermek istemiştir. Bu ayrımı görmek önemlidir, çünkü olay bir linç anlatısına indirgendiğinde arkasındaki kurumsal pazarlık görünmez olur. Sipahilerin ulûfeleri 8 Mart'ta kuruş üzerinden ödendi ve kalabalık dağıldı.
Vakvakiyye adı nereden gelir?
Olayın ikinci adı olan Vak'a-i Vakvakiyye, çağdaş kroniklerin kurduğu edebî bir benzetmedir. İslâm coğrafya ve efsane edebiyatında, meyveleri insan başı ya da insan biçiminde olan "vakvak ağacı" anlatısı yaygındır. Kronik yazarları, çınara asılan cesetlerin görüntüsünü bu efsanevî ağaca benzetmiştir. Yani ad, olayın çağdaşlarının verdiği tarafsız bir künye değil, bir tarih yazarının imgesidir; bu yüzden olayın adı bile kaynak eleştirisiyle okunmalıdır. Ansiklopedide "Vak'a-i Vakvakiyye" maddesi bağımsız bir madde değil, doğrudan "Çınar Vak'ası" maddesine gönderme yapar.
Sonuçları ve Köprülü sadaretine giden yol
İsyan bastırılmadı, karşılandı. Asilerin istekleri kabul edildiği için olay kısa vadede askerin gücünü tescil etti; fakat aynı sonuç, orta vadede tam tersi bir kararı doğurdu. Devletin ve hanedanın güvenliği, iç ağaların dengeleriyle değil, tek elde toplanmış tartışmasız bir icra yetkisiyle sağlanabilirdi. Turhan Sultan'ın Eylül 1656'da sadrazamlığı olağan dışı şartlarla Köprülü Mehmed Paşa'ya vermesi bu kavrayışın sonucudur: yeni sadrazam, atamaların ve icranın tamamında tartışılmaz yetki istemiş, bu şart kabul edilmişti.
Bu bağı kurarken tek nedenli bir açıklamadan kaçınmak gerekir. Çınar Vak'ası, Köprülü sadaretinin tek sebebi değil, karar için gereken zemini hazırlayan olaydır; Çanakkale ablukasının başkenti tehdit eder hâle gelmesi ve Girit cephesindeki tıkanma da aynı kararı zorlayan etkenlerdir. Köprülü Mehmed Paşa'nın ve ardından oğlu Köprülü Fâzıl Ahmed Paşa'nın dönemi, 1656'da kapıkulunun dayattığı gücün merkez tarafından geri alınması süreci olarak da okunabilir.
Son bir kavram uyarısı gerekir: bu tür olaylar popüler anlatıda çoğu zaman "yeniçeri bozulması" diye tek kelimeyle açıklanır. Oysa kapıkulunun siyasî ağırlık kazanması bir ahlâk çöküşü değil, ödeme sisteminin, sikke ayarının ve savaş finansmanının çözülmesiyle ortaya çıkan yapısal bir sonuçtur.
Kaynakça
- M. Münir Aktepe, "Çınar Vak'ası" maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 8, İstanbul 1993, s. 301–302.
- "Vak'a-i Vakvakiyye" maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi (bağımsız madde değildir; "Çınar Vak'ası" maddesine gönderme yapar).
- Mücteba İlgürel, "Köprülü Mehmed Paşa" maddesi, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 26, Ankara 2002 (15 Eylül 1656'daki sadarete geliş şartları için).
- İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. III/1: II. Selim'in Tahta Çıkışından 1699 Karlofça Antlaşmasına Kadar, Türk Tarih Kurumu, Ankara (1656 olayları ve Köprülü sadareti bölümleri).
- Mustafa Naîmâ, Târih-i Naîmâ (olayın en ayrıntılı çağdaşa yakın Osmanlı anlatısı; taraflı bir kaynak olarak tenkitle kullanılmıştır).
- Marc David Baer, Honored by the Glory of Islam: Conversion and Conquest in Ottoman Europe, Oxford University Press, New York 2008 (Turhan Sultan, saray siyaseti ve 1650'ler İstanbul'u için).