İnşaat Süreci ve Banisi
Nuruosmaniye Camii'nin temeli 1748'de Sultan I. Mahmud tarafından atıldı. Ancak Sultan I. Mahmud 1754'te vefat ettiğinde cami henüz tamamlanmamıştı. İnşaat yeğeni Sultan III. Osman döneminde sürdürüldü ve 1755'te ibadete açıldı. Mimarı Mustafa Ağa ve ardından Simeon Kalfa'dır. Cami, Kapalıçarşı'nın hemen yanında, İstanbul'un en işlek noktalarından birinde konumlanmıştır.
Barok Üslup ve Mimari Yenilik
Nuruosmaniye Camii, Osmanlı mimarisinde klasik dönemden Barok'a geçişin ilk anıtsal eseridir. Yarım daire şeklindeki avlusu, kıvrımlı duvar yüzeyleri, geniş pencereleri ve süsleme programı ile geleneksel Osmanlı cami mimarisinden belirgin biçimde ayrılır. Batı Barok mimarisinin etkisi açıkça hissedilmekle birlikte Osmanlı geleneğinin izleri de korunmuştur.
Külliye Yapıları
Cami bir külliyenin parçasıdır; medrese, kütüphane, imaret, sebil ve türbe gibi yapıları bünyesinde barındırır. Nuruosmaniye Kütüphanesi, dönemin en zengin el yazması koleksiyonlarından birine sahipti ve günümüzde hâlâ değerli bir kaynak olma özelliğini korumaktadır.
İstanbul Siluetindeki Yeri
Çemberlitaş semtindeki konumuyla Nuruosmaniye Camii, tarihi yarımadanın siluetinde önemli bir yer tutmaktadır. Kapalıçarşı'ya gelen milyonlarca ziyaretçinin ilk karşılaştığı anıtsal yapılardan biridir. Osmanlı'nın XVIII. yüzyıldaki estetik dönüşümünün en görünür kanıtıdır.
Tarihî Değerlendirme
Nuruosmaniye Camii, Osmanlı mimarisinin Sinan'ın klasik geleneğinden ayrılarak Batı etkisine açıldığı ilk büyük adımdır. Bu yapıyla başlayan Barok dönem, Laleli Camii, Nusretiye Camii ve Dolmabahçe Camii'ne dek uzanan bir mimari geleneği başlatmıştır. III. Ahmed Çeşmesi'ndeki geçiş estetiğinin tam Barok'a dönüştüğü nokta, Nuruosmaniye'dir.