Sultan Abdülaziz

Avrupa'yı Gezen İlk Padişah: Donanma Tutkunu, Trajik Son

Sultan Abdülaziz, ağabeyi Sultan Abdülmecid'in ardından 1861'de tahta çıkan ve on beş yıl hüküm süren padişahtır. Avrupa'yı ziyaret eden ilk Osmanlı padişahı olarak tarihe geçmiş, donanmayı dünyanın en güçlü üçüncü filosuna çıkarmış ancak aşırı harcamaları ve merkeziyetçi tutumu nedeniyle 1876'da darbe ile tahttan indirilmiştir.

Tahta Çıkış ve İlk Yıllar

Sultan Abdülaziz, 8 Şubat 1830'da İstanbul'da Sultan II. Mahmud'un oğlu olarak dünyaya geldi. Ağabeyi Sultan Abdülmecid'in 1861'de vefatıyla otuz bir yaşında tahta çıktı. Tahta çıktığında Osmanlı, ağabeyinin dönemindeki reformların ve Kırım Savaşı'nın ardından mali sıkıntılarla boğuşuyordu. Abdülaziz, başlangıçta Tanzimat reformlarını destekleyen bir tutum sergiledi ve Mustafa Reşid Paşa'nın yetiştirdiği Âli Paşa ile Fuad Paşa'yı kilit görevlere getirdi. İlk yıllarında dengeleyici bir politika izleyen padişah, zamanla kendi otoritesini güçlendirmeye yöneldi.

Avrupa Seyahati (1867)

Sultan Abdülaziz'in en dikkat çekici adımı, 1867'de gerçekleştirdiği Avrupa seyahatidir. Bir Osmanlı padişahının ilk kez Avrupa başkentlerini resmi olarak ziyaret etmesi, diplomatik açıdan devrimsel bir anlam taşıyordu. Paris'te III. Napolyon'un konuğu oldu, Londra'da Kraliçe Victoria ile görüştü, Brüksel, Koblenz ve Viyana'yı ziyaret etti. Seyahat, Osmanlı'nın Avrupa devletler ailesi içindeki konumunu pekiştirmeyi amaçlıyordu. Abdülaziz, Avrupa'nın askeri gücünden ve teknolojik ilerlemesinden derinden etkilendi; özellikle donanma gücü onu büyüledi. Dönüşünde Osmanlı donanmasını güçlendirme projesine büyük kaynaklar ayırdı ve İngiltere'den zırhlı savaş gemileri sipariş ettirdi.

Donanma Tutkusu ve Mali Kriz

Sultan Abdülaziz döneminde Osmanlı donanması, İngiltere ve Fransa'nın ardından dünyanın üçüncü büyük deniz gücü haline geldi. Padişah, zırhlı savaş gemileri inşa ettirdi ve satın aldı. Ancak bu dev yatırımlar, zaten borç batağındaki Osmanlı hazinesini iyice sarstı. 1875'te Osmanlı, dış borçlarını ödeyemeyeceğini ilan etti — bu mali iflas, imparatorluğun sonraki on yıllarını belirleyen bir kırılma noktası oldu. Aynı dönemde Balkanlarda isyanlar patlak verdi; Bosna-Hersek ve Bulgaristan'daki ayaklanmalar Avrupa kamuoyunda Osmanlı karşıtı duyguları körükledi. Abdülaziz'in merkeziyetçi yönetimi ve aşırı harcamaları, reform yanlısı devlet adamları arasında derin bir hoşnutsuzluk yarattı.

Hal' ve Trajik Son

30 Mayıs 1876'da Mithat Paşa, Hüseyin Avni Paşa ve diğer devlet adamlarının organize ettiği bir darbe ile Sultan Abdülaziz tahttan indirildi. Saray baskınla ele geçirildi ve Abdülaziz Topkapı Sarayı'na, ardından Feriye Sarayı'na nakledildi. 4 Haziran 1876'da bilek damarları kesilmiş halde bulundu. Resmi açıklama intihar olduğu yönündeydi; ancak özellikle oğulları ve taraftarları bunun cinayet olduğunu ileri sürdü. Sultan II. Abdülhamid döneminde açılan Yıldız Mahkemesi'nde Mithat Paşa ve diğerleri Abdülaziz'in öldürülmesinden yargılandı. Abdülaziz'in sonu, Osmanlı siyasi tarihinin en tartışmalı olaylarından biri olarak kalmıştır.

Mirası

Sultan Abdülaziz, Osmanlı modernleşme sürecinde çelişkili bir figürdür. Donanmayı güçlendirmesi, Avrupa seyahatiyle diplomatik açılım sağlaması ve altyapı yatırımları olumlu yönleriydi. Ancak aşırı harcamaları, mali iflasa yol açması ve Tanzimat reformlarını kendi otoritesiyle kısıtlama eğilimi eleştiri konusu olmuştur. Beylerbeyi Sarayı, Çırağan Sarayı ve birçok kamu binasının inşası onun dönemine aittir. Abdülaziz'in hal'i, Osmanlı siyasetinde darbe geleneğinin modern dönemdeki en çarpıcı örneği olarak tarihe geçmiştir.

Diğer isimleri: Abdülaziz Han, Sultan Aziz