Sultan II. Abdülhamid

Ulu Hakan

33 yıl tahtta kalan, İstimaret Hattı'nı inşa eden, Pan-İslamizm politikasını izleyen Osmanlı padişahı.

Tahta Çıkış ve Kanun-i Esasi

Sultan II. Abdülhamid, 21 Eylül 1842'de İstanbul'da dünyaya geldi. Annesi Tirimüjgan Kadın Efendi'dir. Babası Sultan Abdülmecid'in vefatından sonra büyükbabası ve amcası dönemlerinde sarayda yetişti. Ağabeyi Sultan V. Murad'ın kısa süren ve ruhsal bunalım nedeniyle sona eren saltanatının ardından, 31 Ağustos 1876'da 34 yaşında Osmanlı tahtına çıktı.

Tahta çıkışının hemen ardından, Midhat Paşa ve diğer Tanzimat bürokratlarının baskısıyla 23 Aralık 1876'da Kanun-i Esasi ilan edildi. Bu, Osmanlı tarihinin ilk anayasasıydı ve Meclis-i Mebusan'ın açılmasını öngörüyordu. Ancak Abdülhamid, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'nı gerekçe göstererek 1878'de meclisi kapattı ve anayasayı askıya aldı. Bu tarihten itibaren otuz yıl boyunca tek başına hükmetti.

Pan-İslamizm Politikası

Abdülhamid'in dış politikasının temel eksenini Pan-İslamizm oluşturuyordu. Halife sıfatını ön plana çıkararak İslam dünyasındaki Müslümanları Osmanlı etrafında birleştirmeyi hedefledi. Bu strateji çerçevesinde Hicaz Demiryolu projesi hayata geçirildi; Hindistan, Orta Asya ve Kuzey Afrika'daki Müslüman topluluklarla ilişkiler güçlendirildi. Abdülhamid, sömürgeci güçlerin yönetimindeki Müslüman halkların doğal hamisi olarak konumlanmaya çalıştı.

Bu politika hem Batılı devletlerin hem de içerideki Jön Türklerin tepkisini çekti. Batılılar, Pan-İslamizm'i kendi sömürgelerine karşı bir tehdit olarak gördü. Ancak Abdülhamid, bu denge politikasıyla emperyalist müdahalelere karşı belirli bir denge kurmayı başardı.

Hamidiye Alayları

1891'de Abdülhamid, Doğu Anadolu'da Kürt aşiretlerinden oluşan düzensiz süvari birliklerini örgütledi. Hamidiye Alayları adını taşıyan bu birlikler, bölgedeki Ermeni nüfusunu kontrol altında tutmak ve Rus sınırını güvence altına almak amacıyla kuruldu. Alaylar zamanla bölgede ciddi kargaşa ve şiddet olaylarının aktörü haline geldi. 1894-96 yıllarında yaşanan olaylar uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

Yıldız Sarayı Dönemi

Abdülhamid, Dolmabahçe Sarayı yerine Yıldız Sarayı'nı tercih etti ve buraya geniş bir kompleks inşa ettirdi. Saray sadece ikametgah değil, aynı zamanda devlet yönetiminin fiili merkezi haline geldi. Mabeyn teşkilatı aracılığıyla tüm devlet işleri buradan yürütüldü. Abdülhamid, saray içinde özel tiyatro kurarak tiyatro ve opera sanatlara özel ilgi gösterdi; Osmanlı coğrafyasının dört bir yanından getirtilen sanatçılar burada sahneye çıktı.

İstibdat ve Hafiye Teşkilatı

Abdülhamid dönemi, muhalefeti bastıran kapsamlı bir istihbarat ve sansür ağıyla özdeşleşmiştir. Hafiye teşkilatı, her kesimden muhbiri kapsayan geniş bir ağ oluşturdu. Basın sansürü son derece katı biçimde uygulandı; pek çok kelime ve kavramın gazetelerde kullanımı yasaklandı. Muhalif aydınlar ve Jön Türkler Avrupa'ya kaçmak zorunda kaldı ya da sürgüne gönderildi. Bu baskıcı yönetim anlayışı nedeniyle Abdülhamid, Batılı kamuoyunda "Kızıl Sultan" lakabıyla anılır oldu.

Islahat Çabaları

Baskıcı yönetimine karşın Abdülhamid, modern devlet kurumlarını güçlendirme yolunda önemli adımlar attı. Eğitim alanında çok sayıda yeni okul açıldı; Darülfünun yeniden yapılandırıldı. Posta ve telgraf ağı genişletildi. Demiryolu inşaatı hız kazandı. Nüfus sayımı ve tapu sicil sistemi modernize edildi. Tüm bu girişimler, siyasi otokrasi ile bürokratik modernleşmenin bir arada yürütülebileceğini gösteriyordu.

Tahttan İndirilme

1908'de İttihat ve Terakki Cemiyeti öncülüğünde patlak veren devrimle Abdülhamid, anayasayı yeniden yürürlüğe koymak zorunda kaldı ve İkinci Meşrutiyet ilan edildi. Ancak Nisan 1909'da patlak veren 31 Mart Vakası, İTC'nin Selanik'ten harekete geçirmesiyle bastırıldı. Hareket Ordusu İstanbul'u alınca, Meclis-i Umumî 27 Nisan 1909'da Abdülhamid'i tahttan indirdi. Önce Selanik'e gönderilen Abdülhamid, Birinci Dünya Savaşı sırasında İstanbul'a döndü ve 10 Şubat 1918'de Beylerbeyi Sarayı'nda hayatını kaybetti.

Mirası

Sultan II. Abdülhamid, Osmanlı tarihinin en tartışmalı simalarından biridir. Bir kesim onu Osmanlı'yı otuz yıl daha ayakta tutan, Pan-İslamizm'le Müslüman dünyasını birleştirmeye çalışan "Ulu Hakan" olarak yüceltirken; diğerleri onu baskıcı yönetimi, sansürü ve Hamidiye Alayları'nın eylemlerinden ötürü eleştirir. Hicaz Demiryolu, kurduğu okullar ve modernleşme politikaları onun olumlu mirası olarak değerlendirilmektedir.

Diğer isimleri: Ulu Hakan, Kızıl Sultan