Kökeni ve Saraya Gelişi
Safiye Sultan'ın kesin kökeni hakkındaki bilgiler tartışmalı olmakla birlikte, en yaygın kabul gören görüşe göre Venedikli soylu bir ailenin kızıydı; asıl adının Sofia Baffo olduğu düşünülmektedir. Bir Osmanlı akını sırasında esir alınarak İstanbul'a getirildiği ve saray eğitiminden geçirildiği bilinmektedir. Genç yaşta Şehzade Murad'ın — ileride Sultan III. Murad olacak hükümdarın — dikkatini çekti ve hasekisi konumuna yükseldi. Şehzade Murad'ın Manisa sancakbeyliği döneminde Safiye onunla birlikte Manisa'da yaşadı. Bu birliktelik, saltanat öncesinde derin bir bağın kurulmasına zemin hazırladı.
Sultan III. Murad ile İlişkisi ve Saraydaki Konumu
Sultan III. Murad tahta çıktıktan sonra Safiye Sultan, sarayın harem dairesinde öne çıkan en güçlü kadın olmaya aday oldu. Ancak bu yükselişi kolay olmadı; annesi Nurbanu Sultan, oğlunun yalnızca Safiye'ye bağlanmasını istemedi ve hareme yeni cariyeler sundu. Bu anne-gelin gerilimi, dönemin Venedik elçi raporlarına yansımış olup saray tarihinin en ilgi çekici sayfalarından birini oluşturmaktadır. Nurbanu Sultan'ın 1583'teki ölümünün ardından Safiye'nin önündeki engel kalktı ve padişahın gözdesi olarak harem siyasetini şekillendirmeye başladı. Venedik Cumhuriyeti ile sürdürdüğü yazışmalar ve ticari ilişkiler, Nurbanu Sultan'ın açtığı diplomatik kanalı devam ettiriyordu.
Venedik ile Diplomatik İlişkiler
Safiye Sultan, köken itibariyle bağlı olduğu Venedik ile ilişkilerini hiçbir zaman tamamen koparmadı. Venedikli bailo (büyükelçi)ların raporları, Safiye Sultan'ın saray politikasına etkisini ayrıntılı biçimde belgeler ve Osmanlı-Venedik ilişkilerinin sürdürülmesinde onun yumuşatıcı bir rol oynadığını gösterir. Safiye Sultan'a gönderilen hediyeler ve onun aracılığıyla iletilen mesajlar, Osmanlı dış politikasının ne ölçüde çok katmanlı olduğunu ortaya koyar. Bu diplomatik kanal, ticaretten esir takasına kadar çeşitli konuları kapsamaktaydı. Safiye Sultan'ın bu işlevini tarihçiler, harem diplomatikası kavramıyla açıklamaktadır.
Valide Sultan Olarak Zirve
Sultan III. Murad'ın 1595'teki ölümünün ardından oğlu Sultan III. Mehmed tahta geçti ve Safiye Sultan, Valide Sultan unvanını alarak Osmanlı kadın hiyerarşisinin zirvesine oturdu. Bu noktadan itibaren etkisi tartışmasız hale geldi; sadrazam tayinlerinden fetva meselelerine kadar pek çok konuda belirleyici bir ses oldu. Safiye Sultan'ın Valide Sultanlık dönemi, Osmanlı tarihinde Kadınlar Saltanatı'nın en zirve evresine denk gelir. Ancak bu güç, yeniçeri ve bürokratik çevrelerden giderek artan bir tepkiyle de karşılaştı; 1603'te Sultan III. Mehmed'in ölümünün ardından saray içi dengelerin değişmesiyle Safiye Sultan etkinliğini yitirdi.
Yeni Cami'nin İnşasına Başlangıç
Safiye Sultan'ın en kalıcı mimari eseri, İstanbul Eminönü'nde başlattığı Yeni Cami'dir. Sultan III. Mehmed'in saltanatında temel atılan bu cami, inşaat sürecindeki çeşitli güçlükler ve Safiye Sultan'ın 1603'te etkisini yitirmesi nedeniyle yarım kaldı. Yapı ancak Sultan IV. Mehmed'in annesi Hatice Turhan Sultan'ın girişimleriyle 1663'te tamamlanabildi. Böylece Yeni Cami, iki farklı dönemin Valide Sultan'larının izini taşıyan özgün bir anıt haline geldi. Safiye Sultan, 1619 yılında İstanbul'da hayatını kaybetti; Osmanlı tarihinin en nüfuzlu saray kadınlarından biri olarak tarihe geçti.