Çanakkale Cephesi (1915): Tarihin Dönüm Noktası

Çanakkale Cephesi, 1915 yılında İngiltere ve Fransa öncülüğündeki İtilaf kuvvetlerinin İstanbul'u ele geçirme amacıyla gerçekleştirdiği deniz ve kara harekâtına karşı Osmanlı kuvvetlerinin sergilediği olağanüstü direnişin sahnesidir. Sekiz ay süren bu muharebe, hem askerî tarih hem de siyasi sonuçları bakımından Birinci Dünya Savaşı'nın seyrini derinden etkilemiştir.

İtilaf Devletleri, Osmanlı'yı savaştan çekebilmek ve Rusya'ya boğazlar üzerinden ikmal yolu açabilmek amacıyla İstanbul'u hedef alan büyük bir harekât planladı. Şubat 1915'te başlayan deniz harekâtında İngiliz ve Fransız savaş gemileri Çanakkale Boğazı'nı zorlamaya girişti; Osmanlı mayın hatları ve sahil topçusu bu girişimi püskürttü. Nisan 1915'te Gelibolu Yarımadası'na kara kuvvetleri çıkartıldı. ANZAC (Avustralya ve Yeni Zelanda) birlikleri Arıburnu'na; İngiliz ve Fransız kuvvetleri Seddülbahir'e asker çıkardı. Türk cephesinde Mustafa Kemal, Arıburnu bölgesini savunmak üzere kritik bir görev üstlendi. "Size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum" sözü, bu savunmanın ruhunu özetler. Sekiz aylık çatışma boyunca iki taraf da ağır kayıplar verdi. Osmanlı cephesinde 250 binden fazla asker şehit ya da yaralı düştü; İtilaf tarafında kayıplar 200 bini aştı. Aralık 1915'te İtilaf kuvvetleri yarımadayı tamamen tahliye etmek zorunda kaldı. Çanakkale zaferi, ağır bedeller pahasına kazanılan bu savunma, Osmanlı toplumunda derin bir gurur kaynağı oldu. Savaşın içindeki en parlak ışık olarak değerlendirilen Çanakkale, Mustafa Kemal'in ulusal bir kahraman olarak yükselişini de beraberinde getirdi. İtilaf kuvvetleri cephesinde ise özellikle ANZAC kimliğinin şekillenmesinde kurucu bir anlam taşımaktadır.