Edirne'nin Kaybı ve Geri Alınması (1913)

Edirne'nin Birinci Balkan Savaşı'nda Bulgar kuvvetlerine teslim olması, Osmanlı kamuoyunda derin bir yıkım ve millî yasta yaratmıştır. Ardından İkinci Balkan Savaşı sırasında Enver Paşa öncülüğünde Edirne'nin geri alınması ise tam anlamıyla millî bir zafer olarak kutlanmış; İTC'nin ve özellikle Enver Paşa'nın prestijini zirveye taşımıştır.

Edirne, Osmanlı İmparatorluğu için yalnızca stratejik bir sınır kenti değil; aynı zamanda tarihsel bir simgeydi. Uzun yıllar Osmanlı başkenti olarak hizmet veren Edirne, Selimiye Camii başta olmak üzere paha biçilmez mimari eserler barındırıyordu. Bu nedenle Edirne'nin düşmesi, yalnızca bir toprak kaybı değil, kimlik ve şeref meselesine dönüştü. Birinci Balkan Savaşı'nda Bulgar kuvvetleri Edirne'yi kuşattı; kentin garnizon komutanı Şükrü Paşa, altı ay boyunca kahramanca direnen bir savunma sergiledi. Uzayan kuşatmada Edirne halkı ağır koşullarla mücadele etti; gıda ve cephane tükendi. Sonunda 26 Mart 1913'te şehir teslim olmak zorunda kaldı. Osmanlı kamuoyunun bu yıkıma verdiği tepki büyük oldu. Ancak Balkan devletleri arasında çıkan yeni çatışma, Osmanlı için bir kapı araladı. Haziran 1913'te başlayan İkinci Balkan Savaşı'nda Bulgaristan eski müttefiklerine saldırınca Osmanlı kuvvetleri harekete geçti. Enver Paşa komutasındaki birlikler Temmuz 1913'te Edirne'ye girdi. Bu zafer, İstanbul'da büyük sevinç gösterilerine sahne oldu. Enver Paşa, "Edirne'nin kurtarıcısı" olarak elde ettiği halk sevgisiyle siyasi pozisyonunu çok daha güçlü bir zemine oturttu. Edirne'nin geri alınması, ilerleyen dönemde İTC'nin milliyetçi söyleminin simgesel dayanakları arasında sürekli yeniden üretildi.