Osmanlı'nın Birinci Dünya Savaşı'na Girişi (1914)
Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekim 1914'te Almanya ve Avusturya-Macaristan yanında Birinci Dünya Savaşı'na girmesi, imparatorluğun kaderini belirleyen en kritik karar oldu. Enver Paşa'nın teşvikiyle kurulan Alman ittifakı, Osmanlı topraklarını küresel çatışmanın tam ortasına çekti ve dört yıl boyunca çok cepheli savaşı zorunlu kıldı.
Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Osmanlı hükümeti başlangıçta tarafsızlık seçeneğini değerlendirdi. Balkan Savaşları'nın izlerini taşıyan yorgun bir ordu ile ağır ekonomik güçlükler, aceleyle yeni bir cepheye girilmesine karşı argümanlar sunuyordu. Bazı bakanlar ve devlet adamları İtilaf Devletleri ile müzakere yolunu arayışına girdi.
Ancak Enver Paşa ve onun çevresindeki İTC kadrosu, Alman ittifakını bir kaldıraç olarak görüyordu. 2 Ağustos 1914'te Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması imzalandı. Buna göre Osmanlı, savaş açıldığında Almanya yanında yer alacak; karşılığında Almanya Osmanlı toprak bütünlüğünü güvence altına alacak ve ileride kaybedilmiş toprakların bir bölümünün geri kazanılmasına destek verecekti.
Devreye giren tetikleyici olay, Almanya tarafından Osmanlı donanmasına tahsis edilen iki savaş gemisinin — Goeben ve Breslau'nun (Osmanlı ismiyle Yavuz ve Midilli) — Karadeniz'deki Rus limanlarını bombalamasıydı. Ekim 1914'te gerçekleşen bu saldırı, Rusya'nın savaş ilanına ve zincir tepkiyle İngiltere ile Fransa'nın da Osmanlı'ya savaş açmasına zemin hazırladı.
Bu giriş kararı imparatorluğu Çanakkale, Kafkasya, Irak, Hicaz ve Filistin olmak üzere beş farklı cephede aynı anda savaşmak zorunda bıraktı. Koşullar başından itibaren son derece ağırdı; kaynaklar yetersiz, lojistik altyapı çökmüş durumdaydı. Bu çok cepheli savaş, dört yıl sürdü ve imparatorluğu tarihinden sildi.