Filistin ve Hicaz Cephesi: Arap İsyanının Anatomisi
Birinci Dünya Savaşı sırasında Hicaz Emiri Şerif Hüseyin'in İngilizlerle anlaşarak Haziran 1916'da başlattığı Arap İsyanı, Osmanlı'nın Arap dünyasındaki hâkimiyetini dinamitleyen ve İngiliz kuvvetlerinin Filistin ve Suriye'yi fethetmesini kolaylaştıran stratejik bir dönüşümdür.
Birinci Dünya Savaşı boyunca Osmanlı'nın güney cephesi, karmaşık ve çok boyutlu bir siyasi denklem içinde şekillendi. Arap nüfusun büyük bölümü İslam halifesinin otoritesi altında Osmanlı düzenine bağlıydı; ancak artan bürokratik baskı ve Türkleştirme politikaları Arap aydınlar ve liderler arasında derin bir memnuniyetsizlik yaratmıştı.
Hicaz Emiri Şerif Hüseyin, İngilizlerle sürdürdüğü gizli yazışmalar sonucunda bağımsız bir Arap devletinin kurulması vaadi karşılığında Osmanlı'ya karşı harekete geçmeyi kabul etti. Haziran 1916'da isyan ilan eden Hüseyin, kısa sürede Mekke ve Cidde'yi ele geçirdi. Oğulları Faysal ve Abdullah, düzensiz Arap kabilelerinden oluşan kuvvetlere komuta etti.
İngiliz subayı T. E. Lawrence (Arabistanlı Lawrence) bu harekâtta koordinatör ve danışman rolü üstlendi. Osmanlı demiryolu hatlarına yönelik sabotaj eylemleri İngiliz ve Arap kuvvetlerinin ortak hareketiyle düzenlendi. 1917'de Akabe limanının düşmesi önemli bir kilometre taşıydı.
1918'de İngiliz General Allenby komutasındaki kuvvetler Filistin'i, ardından Suriye'nin büyük bölümünü fethetti. Ekim 1918'de Şam düştüğünde Osmanlı'nın Arap dünyanın devlet yönetimi fiilen sona erdi. Arap İsyanı kısa vadede Osmanlı egemenliğini sarsmada etkili oldu; ancak Araplar vaadedilen bağımsız devleti elde edemedi; Sykes-Picot Antlaşması başka bir senaryoyu devreye sokmuştu.