Osmanlı-Rus Savaşı (1828-1829) ve Edirne Antlaşması

Navarin Muharebesi'nin ardından 1828'de başlayan Osmanlı-Rus Savaşı, Osmanlı ordusunun peş peşe aldığı yenilgilerle sona ererek 1829'da Edirne Antlaşması'nın imzalanmasıyla kapandı. Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti büyük toprak tavizleri vermek, Yunan bağımsızlığını tanımak ve Rusya'ya önemli ticari ayrıcalıklar tanımak zorunda kaldı.

On sekizinci yüzyılın sonundan itibaren Osmanlı-Rus ilişkileri kronik bir gerginlik içinde seyrediyordu. Rusya güneye inme stratejisi doğrultusunda Karadeniz kıyılarını ve Boğazları kontrol altına almayı hedefliyor, Balkanlardaki Ortodoks ve Slav nüfusları bir koz olarak kullanıyordu. Navarin Muharebesi ve Osmanlı Devleti'nin bu olaydan sonra Avrupa devletleriyle ilişkileri askıya alması, Rusya'ya müzakere yerine açık savaş başlatma fırsatı sundu. Rusya Nisan 1828'de Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti. Osmanlı ordusu iki cephede birden baskıya maruz kaldı: Tuna cephesinde Ruslar güneye doğru hızla ilerledi; Anadolu cephesinde ise Doğu Anadolu ve Kafkasya üzerinden baskı uygulandı. Osmanlı kuvvetleri yer yer direnç gösterse de Vaka-i Hayriye'nin ardından yeniden örgütlenen yeni ordunun henüz tam kapasitesine ulaşmadığı bu dönemde ağır yenilgiler kaçınılmaz oldu. 1829 yılına gelindiğinde Ruslar Edirne'ye kadar ilerlemişti. İstanbul tehlike altındaydı; Anadolu cephesinde de önemli şehirler Rus kontrolüne geçmişti. II. Mahmud ağır bir barış antlaşması imzalamaktan başka seçenek bulamadı. 14 Eylül 1829'da imzalanan Edirne Antlaşması şu temel maddeleri içeriyordu: Rus ticaret gemilerine Boğazlardan serbestçe geçiş hakkı tanındı. Ruslar Eflak ve Boğdan üzerinde geniş bir himaye hakkı elde etti; bu iki prensliğin iç yönetimi fiilen özerkleşti. Kars ve Ahıska Rusya'ya bırakıldı. Yunanistan'ın bağımsızlığı fiilen tanındı. Osmanlı Devleti ayrıca büyük bir savaş tazminatı ödemeyi kabul etti. Edirne Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin güney Rusya ve Kafkasya bölgesindeki çöküşünü resmileştirdiği gibi Balkan milliyetçi hareketlerine de güçlü bir moral destek sağladı. Sırbistan özerkliğini pekiştirdi, Yunanistan bağımsızlığa kavuştu ve Eflak-Boğdan giderek Osmanlı nüfuzundan uzaklaştı. Bu antlaşma, Osmanlı'nın "Hasta Adam" olarak anılmaya başlandığı dönemin işaret fişeklerinden biriydi.