Vaka-i Hayriye (1826): Yeniçeri Ocağı'nın Kaldırılması
Vaka-i Hayriye, Sultan II. Mahmud'un 1826 yılında yeniçeri ocağını kesin olarak lağvettiği ve Osmanlı tarihinin en köklü askeri-siyasi dönüşümünü gerçekleştirdiği olaylar dizisidir. Haziran 1826'da yeni askeri düzene karşı isyan eden yeniçeriler top ateşiyle ezildi; on binlerce yeniçeri öldürüldü ya da sürgüne gönderildi ve asırlık ocak ortadan kalktı.
Yeniçeri ocağı Osmanlı Devleti'nin temel askeri gücünü oluşturmuştu. Ancak on yedinci yüzyıldan itibaren disiplinden uzaklaşmış, askerlik yerine esnaflık ve çeşitli çıkar ilişkileriyle iç içe geçmiş, reformları defalarca sabote etmiş ve padişahları tahttan indirmiş ya da öldürtmüştü. III. Selim'in bu uğurda hayatını kaybetmesi, II. Mahmud için derin bir ders oldu; amacına ulaşmak için doğru anı bekledi.
II. Mahmud yıllarca sistematik bir hazırlık yürüttü. Yeniçeri ağalarını ve etki alanlarını yakından takip etti; orduda modernleşmeyi savunan subayları önemli mevkilere getirdi. Halk ve ulema arasında kamuoyu oluşturmaya önem verdi; yeniçerilere duyulan güvensizliği toplumun geniş kesimlerinde besleyerek bu kurumun artık bir yük hâline geldiği algısını yaygınlaştırdı.
1826 yılının başında II. Mahmud, Avcı adıyla bilinen ve Avrupalı usulde eğitilmiş yeni bir piyade birliği kurulacağını duyurdu. Her yeniçeri ortasından 150 nefer bu yeni sisteme dahil edilecekti. Yeniçeriler bu adımı, kendi varlıklarına yönelik açık bir tehdit olarak yorumladı.
Haziran 1826'da yeniçeriler beklenen isyanı çıkardı. Kazanlarını devirip ayaklandılar; ancak bu kez koşullar tamamen farklıydı. II. Mahmud halkı ve ulema zümresini önceden örgütlemişti. Şeyhülislamlıktan fetva alındı; Müslüman halk silaha çağrıldı. Topçu birlikleri Etmeydanı'ndaki yeniçeri kışlalarını top ateşine tuttu. Binlerce yeniçeri öldürüldü, kaçanlar yakalanarak idam edildi ya da sürgüne gönderildi. Yeniçeri vakıfları müsadere edildi, bütün yeniçeri kışlaları yıkıldı.
Bu olay Osmanlıca'da "Hayırlı Vaka" anlamına gelen Vaka-i Hayriye adıyla tarihe geçti. Ardından yeniçerinin yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla modern bir ordu kuruldu; bu kuvvet Avrupalı subayların yönetiminde eğitildi ve çağdaş silahlarla donatıldı.
Vaka-i Hayriye yalnızca askeri bir operasyon değil, Osmanlı siyasi tarihinin dönüm noktalarından biriydi. Asırlardır sultanlara hayat hakkı tanıyıp tanımamayı belirleyen, reformları başarısızlığa uğratan yeniçeri kurumunun tasfiyesi, reformların önündeki en büyük engeli kaldırdı. Bundan böyle II. Mahmud daha cesur adımlar atabilecekti.