Yunan İsyanı (1821) ve Bağımsızlığın Kazanılması
Fransız İhtilali'nin milliyetçilik akımlarından beslenen Yunan bağımsızlık hareketi, 1821 yılında Mora'da büyük bir isyanla başladı ve Avrupa'nın diplomatik desteğiyle 1829 yılında Yunanistan'ın bağımsızlığıyla sonuçlandı. Bu süreç, Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki varlığını derinden sarsmış ve toprak kayıplarını hızlandırmıştır.
Yunan bağımsızlık hareketi, 18. yüzyılın sonlarından itibaren Avrupa'daki Yunan diasporası arasında filizlendi. 1814'te kurulan Filiki Eteria (Dostlar Cemiyeti) adlı gizli örgüt, Osmanlı yönetimine karşı isyanı örgütlemek için faaliyet gösterdi. Fransız İhtilali'nin milliyetçilik dalgası, antik Yunan medeniyetine duyulan hayranlık ve Ortodoks kilisesinin yönlendirmesi bu hareketi besledi. Rusya da Ortodoks dayanışması ve bölgesel çıkarları adına süreci destekledi.
1821 yılında Mora (Yunanistan'ın güneyi) yarımadasında şiddetli bir isyan patlak verdi. Bölgedeki Osmanlı ve Müslüman nüfus büyük katliamlarla yüz yüze geldi; yüzlerce yıllık birlikte yaşam tek taraflı vahşete dönüştü. İsyan kısa sürede Ege adalarına, Yunanistan anakarasına ve Girit'e sıçradı. Osmanlı Devleti isyanı bastırmaya çalıştı; Ekümenik Patriği ve bazı önde gelen Rum ileri gelenlerini tutuklayıp idam etti.
Avrupa kamuoyu Yunan davasına büyük sempatiyle yaklaştı. İngiliz şair Lord Byron gibi aydınlar bizzat savaşa katılarak gönüllü savaşçılara önderlik etti. Fransa, İngiltere ve Rusya isyancıları açıkça destekledi. Bu uluslararası baskı Osmanlı Devleti'ni hem siyasi hem askeri açıdan zorladı.
İsyanı bastırmak için çaresiz kalan II. Mahmud, Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'dan yardım istedi. Mehmed Ali'nin oğlu İbrahim Paşa komutasındaki güçlü Mısır ordusu Mora'ya çıkarak Yunan kuvvetlerini büyük baskı altına aldı. Ancak bu müdahale Avrupa devletlerinin daha aktif tutum almasına neden oldu.
1827 yılında İngiliz, Fransız ve Rus donanmalarından oluşan müttefik filo, Navarin körfezinde Osmanlı-Mısır donanmasını yakarak büyük bir çatışmaya girdi. Bu büyük yenilgi Osmanlı deniz kuvvetlerini fiilen çökerttiği gibi uluslararası kamuoyunda Yunan davasına duyulan sempatiyi de doruk noktasına taşıdı. Ardından Rusya 1828'de tek başına Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti. Edirne Antlaşması'yla (1829) son bulan bu savaşın ardından Yunan bağımsızlığı uluslararası garantilere bağlandı. 1830 Londra Protokolü ile Yunanistan resmen bağımsız devlet olarak tanındı.
Yunan bağımsızlık savaşı Osmanlı Devleti için son derece ağır sonuçlar doğurdu. Bu süreç, Balkan milliyetçiliğinin Osmanlı toprak bütünlüğüne yönelik en ciddi tehditlerinden birinin başarıya ulaştığını gösteriyordu; diğer Balkan milletleri için de güçlü bir emsal teşkil etti.