Sinan'ın Tasarım Yaklaşımı
Mimar Sinan, Selimiye Camii'ni tasarlarken uzun yıllar boyunca hayalini kurduğu mimari ideali gerçeğe dönüştürme fırsatı buldu. Tezkiretü'l-Bünyan adlı otobiyografik eserinde Selimiye için "ustalık eserim" ifadesini kullanan Sinan, bu yapıda en büyük hedefine ulaştığını hissediyordu. Bu hedef, Bizans mimarisinin en büyük eseri olan Ayasofya'yı aşmak ya da en azından ona denk bir Müslüman eseri yaratmaktı. Sekizgen taşıyıcı sistem ve geniş iç mekân kurgusuyla Sinan, bu hedefe büyük ölçüde ulaştı.
Kubbe Mühendisliği
Selimiye'nin kubbesinin çapı yaklaşık 31,3 metredir ve yerden yüksekliği 43,3 metreye ulaşmaktadır. Bu ölçülerle Ayasofya'nın kubbesini aşmak Sinan'ın öncelikli hedeflerinden biriydi. Kubbeyi taşıyan sekiz büyük ayak, yapının iç mekânına olağanüstü bir açıklık kazandırmaktadır. Geleneksel dört fil ayağı sistemini terk ederek sekizgen taşıyıcı düzen geliştiren Sinan, bu tercihiyle hem mühendislik hem de estetik açıdan devrimci bir adım attı. Kubbenin altındaki 36 pencere, iç mekânı her saatte farklı bir ışık oyunuyla doldurur.
Dört Minareli Yapı
Selimiye Camii'nin dört ince ve zarif minaresi, her biri yaklaşık 71 metre yüksekliğiyle Osmanlı mimarlığının en görkemli minareleri arasında yer alır. Minareler, şerefelerine üç ayrı merdivenle çıkılabilecek biçimde tasarlanmıştır. Bu özellik hem mühendislik ustalığını hem de inceliği simgeler. Dört minare caminin dört köşesine yerleştirilmiş olup yapıya hem simetri hem de dikey bir dinamizm katmaktadır. Edirne ovasının ortasında yükselen bu minareler, kente birkaç kilometre uzaktan bile görünebilmektedir.
İç Mekan Özellikleri
Selimiye'nin iç mekânı, Osmanlı cami mimarisinin ulaştığı en açık ve en bütünleşik hacmi sunar. Sekiz taşıyıcı ayağın arasındaki geniş sütun boşlukları, sütunların iç mekânı bölüp küçülttüğü önceki yapılardan farklı olarak cemaat için geniş ve engelsiz bir alan yaratır. Mermer işçiliğiyle öne çıkan mihrap, ahşap oymacılığının şaheseri olan minber ve muazzam boyutlarıyla müezzin mahfeli iç mekânın en göz alıcı unsurları arasındadır.
İznik Çinileri
Selimiye Camii'nin iç süslemesinde dönemin en kaliteli İznik çinileri kullanılmıştır. Özellikle mihrap bölgesindeki çini panolar, Osmanlı çini sanatının en nadide örnekleri arasında yer almaktadır. Kobalt mavi, mercan kırmızısı ve beyazın uyumlu bileşiminden oluşan bu çiniler, yapının sade mimarisini renk ve desen zenginliğiyle tamamlamaktadır. Söz konusu çiniler, 16. yüzyılın sonlarında ulaşılan İznik çini sanatının doruk noktasını temsil etmektedir.
UNESCO Mirası ve Sinan ile Ayasofya Karşılaştırması
Selimiye Camii, 2011 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınmıştır. Sinan'ın Ayasofya ile girdiği mimari rekabette Selimiye'nin ne ölçüde galip geldiği günümüzde de tartışılmaktadır. Ayasofya'nın 31,8 metrelik kubbe çapına karşın Selimiye'nin 31,3 metrelik kubbesi teknik olarak biraz geride kalsa da Selimiye'nin kubbesinin çok daha yüksekte bulunması ve sekizgen taşıyıcı sistemin yarattığı açık iç mekân, pek çok mimarlık tarihçisi tarafından daha yetkin bir çözüm olarak değerlendirilmektedir. Selimiye, Osmanlı mimarisinin bağımsız bir dil geliştirdiğinin ve dünya mimarlık tarihinde özgün bir yer edindiğinin en güçlü kanıtıdır.