Matbaanın Kuruluşu (1727)
İbrahim Müteferrika, Lâle Devri'nin reformcu ortamında Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın desteğiyle matbaa kurma izni aldı. Şeyhülislam'dan alınan fetvayla dinî kitaplar dışında basım yapabilecek bir matbaa 1727'de resmen kuruldu. Matbaanın bulunduğu yer, İstanbul'un Sultanselim semtinde Müteferrika'nın kendi eviydi.
İlk Basılan Eserler
Matbaa, 1729'da ilk eserini bastı: Vankulu Lügati (Arapça-Türkçe sözlük). Ardından Kâtip Çelebi'nin Cihannüma'sı, Tarih-i Hind-i Garbî (Amerika keşfi tarihi), Tarih-i Timur, Usûlü'l-Hikem ve askerlik risaleleri basıldı. 1745'e kadar toplam on yedi eser yayımlandı.
Basım Tekniği ve Kalitesi
Müteferrika, Arap harfleri için özel metal kalıplar döktürdü. Basılan kitapların kalitesi son derece yüksekti; haritalar ve illüstrasyonlar da içeriyordu. Kâğıt Avrupa'dan ithal ediliyordu. Baskı adedi genellikle 500-1000 nüsha arasında değişiyordu.
Matbaanın Duraksama ve Canlanması
Müteferrika'nın 1745'teki ölümünün ardından matbaa bir süre duraksadı. 1750'lerde ve 1780'lerde yeniden faaliyete geçirildi. XVIII. yüzyılın sonlarından itibaren İstanbul'da birden fazla matbaa kuruldu ve yayıncılık hızla yaygınlaştı.
Tarihî Önemi
İlk Osmanlı Matbaası, Lâle Devri'nin en kalıcı mirası ve Osmanlı modernleşmesinin temel taşlarından biridir. Bilginin yaygınlaşması, entelektüel tartışmanın genişlemesi ve Batı biliminin Osmanlı dünyasına aktarılması, matbaanın doğrudan sonuçlarıdır. İbrahim Müteferrika'nın bu girişimi, Osmanlı aydınlanma tarihinin başlangıç noktasıdır.