Nedim ve Lale Devri Şiiri
Zevkin, Doğanın ve İstanbul'un Şairi: Osmanlı Divan Şiirinin En Lirik Sesi
Nedim, Lale Devri'nin ruhunu en iyi dile getiren şair olarak Osmanlı divan edebiyatının zirvesinde yer alır. Zevki, güzelliği ve İstanbul'un canlı hayatını şiire taşıyan Nedim, Damat İbrahim Paşa'nın himayesinde sanatını geliştirmiş ve "şarkı" adı verilen yeni bir nazım biçimini Türk şiirine kazandırmıştır.
Nedim, Lale Devri'nin ruhunu en yetkin biçimde şiire taşıyan sanatkardır. Asıl adı Ahmed olan Nedim, 1681 yılı civarında İstanbul'da dünyaya geldi. Medrese eğitimi gören Nedim, ilmiye sınıfına dahil olarak çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. Fakat asıl kimliği kaleminden dökülen şiirlerle biçimlendi. Dönemin en kudretli patronu Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa onu himayesine aldı; bu destek Nedim'in sanatını özgürce geliştirmesine olanak sağladı.
Nedim'in şiiri, kendisinden önceki divan şairleriyle kıyaslandığında çarpıcı bir yenilik barındırır. Klâsik divan geleneğinin ağır mecazları ve yüksek perdeli söylemi yerine Nedim, gündelik hayatı, İstanbul'un somut güzelliklerini ve insan bedeninin zevkini şiire taşıdı. Kağıthane deresini, Sa'dabad'ı, meyhaneleri ve İstanbul mahallelerini şiirlerine mekân olarak seçti. "Sünbüllü gül yanaklı saadet yüzlü dil berrân / Şevk ile ettikleri çıkış bu dere boylarıdır" gibi dizeleri, dönemin eğlence hayatını ve güzellik anlayışını canlı biçimde yansıtır.
Şairliğinin en dikkat çekici özelliklerinden biri, "şarkı" nazım biçimini divan şiirine kazandırmasıdır. Bu biçim, musikiyle iç içe geçmiş, coşkulu ve halk diline yakın söylemiyle zamanın ruhuna son derece uygundur. Nedim'in şarkıları, Lale Devri'nin ziyafet sofralarında, müzik meclislerinde ve bahçe eğlencelerinde okunmak üzere kaleme alınmış gibidir.
Nedim aynı zamanda sade ve anlaşılır bir Türkçe kullanan şairlerin öncüsü sayılır. Divan geleneğinde Arapça ve Farsça sözcüklerin ağırlıklı kullanımına karşın Nedim, İstanbul konuşma diline yakın bir söylem geliştirdi. Bu özellik, şiirlerinin daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmasını sağladı.
Lale Devri'nin sona erişi Nedim'in ölümüyle neredeyse eş zamanlı gerçekleşti. 1730 Patrona Halil İsyanı günlerinde hayatını kaybeden Nedim'in ölüm koşulları tartışmalı olmakla birlikte, o isyanın yarattığı panik havasında çatıdan düşerek can verdiği rivayet edilir. Bu trajik son, Lale Devri'nin kapanışının simgesi haline gelmiş; şair ve dönem adeta birlikte tarihe gömülmüştür. Divan şiirinin lirik dehasını temsil eden Nedim'in eserleri, bugün hâlâ Türk edebiyatının en değerli hazineleri arasındadır.