Osmanlı-İran Savaşları (III. Ahmed Dönemi)
Kaos İçindeki İran'a Müdahale: Kafkasya ve Azerbaycan'daki Osmanlı Harekâtı
III. Ahmed döneminde Osmanlı, kargaşa içindeki İran'dan yararlanmak ve Rusya'yı Kafkasya'ya inmeden önce durdurmak amacıyla büyük bir harekât başlattı. Bu sefer başlangıçta başarılı oldu; Tiflis, Tebriz ve birçok önemli şehir alındı. Ancak Nadir Şah'ın güçlenmesiyle kazanılan topraklar elden çıkmaya başladı ve bu gelişmeler Patrona Halil İsyanı'nın arka planını oluşturdu.
Sultan III. Ahmed döneminde Osmanlı-İran ilişkileri, İran'ın içine düştüğü derin kargaşa nedeniyle kritik bir boyut kazandı. 18. yüzyılın başlarında İran Safevi hanedanı çöküş sürecine girdi. Şah Hüseyin, devlet işlerini bir kenara bırakarak kendini eğlenceye verdi; bu ihmal ortamında isyanlar baş gösterdi, sınır bölgelerindeki aşiretler merkezi otoriteyi tanımaz hale geldi. Özellikle Kafkasya'daki Safevi eyaletlerinde çözülme hızlandı. Halkı Sünni olan Dağıstan, kendi iradesiyle Osmanlı Devleti'ne bağlılığını bildirdi.
İran'ın bu zaafiyetini fırsat bilen Rusya, Hazar kıyılarına inmeyi planladı. Çar Büyük Petro, Güney Kafkasya üzerinden Hazar'a açılmak için harekete geçti. Bu gelişme, Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa için son derece tehlikeli bir sinyal içeriyordu. Barış politikasını benimseyen İbrahim Paşa, bu kez Rusya'dan önce harekete geçmenin zorunlu olduğu sonucuna vardı. Sultan III. Ahmed'den sefer izni alındı.
Osmanlı ordusu 1723'te iki koldan harekete geçti. Kuzey kolda Gürcistan'daki Tiflis ve Gori şehirleri alındı. Güney kolda ise Hemedan, Kirmanşah, Nihavend, Ardelân ve Luristan gibi geniş bir coğrafya Osmanlı kontrolüne girdi. 1724'te Tebriz ve Nahcıvan da fethedildi. Osmanlı kuvvetleri oldukça hızlı ilerledi; kargaşa içindeki İran direnç örgütleyemiyordu.
1723'te başlayan bu harekât, Rusya ile de müzakereleri gerektirdi. İstanbul Antlaşması ile Osmanlı ve Rusya, İran topraklarındaki nüfuz alanlarını belirledi. Osmanlı batı ve güneybatı kesimlerini alırken Rusya Hazar kıyılarındaki bölgeleri elde etti.
Ancak tablo uzun süre bu şekilde kalmadı. İran'da Safevi çöküşünün ardından Nadir Han güçlendi ve 1736'da Nadir Şah unvanıyla İran tahtını ele geçirdi. Kısa sürede isyanları bastıran Nadir Şah, 1730'dan itibaren Osmanlı'nın elindeki toprakları geri almak için harekâta girişti. Kirmanşah ve Hemedan 1730'da geri alındı. Nadir Şah'ın baskısı altında diğer kazanımlar da tehlikeye girdi. Bu haberlerin İstanbul'a ulaşması, Patrona Halil İsyanı'nın patlamasına zemin hazırlayan önemli etkenlerden biri oldu; halk "İslam toprakları elden gidiyor" diye sesini yükseltiyordu. Osmanlı-İran mücadelesi III. Ahmed döneminin ötesine geçerek I. Mahmud dönemine de taştı ve ancak 1746'da varılan barış antlaşmasıyla nihayete erdi.