Malta'nın Stratejik Önemi
Malta, Akdeniz'in tam ortasında yer alan ve Doğu ile Batı deniz yollarını denetleyen stratejik bir ada olarak büyük önem taşımaktaydı. Rodos'tan kovulan Aziz Yuhanna Şövalyeleri'nin 1530'dan itibaren yerleştiği Malta, Hristiyan dünyanın Osmanlı deniz gücüne karşı önemli bir üssü haline gelmişti. Osmanlı'nın Malta'yı alması, Batı Akdeniz'e tam hâkimiyet anlamına gelecekti.
Kuşatma Süreci
Mayıs 1565'te Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı kara kuvvetleri ve Piyale Paşa'nın donanması Malta'ya çıkarma yaptı. Saint Elmo Kalesi'nin düşürülmesi büyük kayıplar ve zaman aldı; bu süreçte Turgut Reis 23 Haziran'da şehit düştü. Ana kaleler Saint Angelo ve Saint Michel, şövalyelerin inanılmaz direnişiyle tutunmaya devam etti.
Başarısızlık ve Geri Çekilme
Eylül 1565'te Don Garcia de Toledo komutasındaki Sicilya kurtarma kuvvetinin adaya çıkması, Osmanlı ordusunun moralini kırdı. Uzun süren kuşatmadan yorgun düşen ve büyük kayıplar veren Osmanlı kuvvetleri, geri çekilme kararı aldı. Bu ilk büyük başarısızlık, Avrupalı kamuoyunda büyük sevinç yarattı ve Malta Şövalyelerini efsanevi bir savunma gücü olarak tarihe kazıdı.
Sonuçları
Malta Kuşatması'nın başarısızlığı, Osmanlı Akdeniz stratejisinin sınırlarını gözler önüne serdi. Bunun yanı sıra Turgut Reis gibi paha biçilmez bir komutanın yitirilmesi, Osmanlı deniz gücünü onarılması güç bir yara açtı. 1571'deki İnebahtı yenilgisiyle birlikte değerlendirildiğinde Malta, Osmanlı'nın Batı Akdeniz'deki yayılmasının fiilen durma noktasını temsil etmektedir.