Rodos'un Stratejik Önemi
Rodos adası, Ege ile Doğu Akdeniz arasındaki deniz yolunu kontrol eden kritik bir konumdaydı. Aziz Yuhanna Şövalyelerinin üssü olan ada, hem Osmanlı donanmasının serbestçe hareket etmesine engel oluyor hem de Hristiyan korsanlar için güvenli bir liman işlevi görüyordu. Fatih Sultan Mehmed'in 1480'de kuşatmasının başarısızlıkla sonuçlanması, adanın ne denli güçlü bir kale olduğunu göstermişti.
Kanuni'nin Seferi
1522'de Kanuni Sultan Süleyman, büyük bir kara ve deniz kuvvetiyle Rodos'a yöneldi. Aylarca süren kuşatmada Osmanlı mühendisleri savunma hatlarını sistematik biçimde aşındırdı. Şövalyeler olağanüstü bir direniş sergiledi; ancak son çare olarak müzakere yolunu seçmek zorunda kaldılar.
Onurlu Teslimiyet
Rodos'un teslimiyeti Aralık 1522'de gerçekleşti. Kanuni, şövalyelerin onurlu koşullarla adayı terk etmesine izin verdi; bu karar adalete verilen önem ve stratejik pragmatizm açısından dönemin önemli örneklerinden birini oluşturmaktadır. Şövalyeler Rodos'tan Malta'ya taşındı; böylece sonraki 40 yılın büyük deniz çatışmalarının sahnesi belirlendi.