Seferin Arka Planı
Yavuz Sultan Selim'in 1514 Çaldıran zaferinin ardından Osmanlı-Safevi mücadelesi bitmemişti. Safevi Şahı Tahmasp, Osmanlı topraklarına yönelik sınır akınları düzenlemeye ve Doğu Anadolu'daki Türkmen aşiretlerini kışkırtmaya devam ediyordu. Öte yandan Bağdat, 1508'den itibaren Safevi kontrolü altındaydı; Osmanlı bu durumu Sünni İslamın kutsal şehrine yapılmış bir hakaret olarak yorumluyordu.
Tebriz'in Alınması
1534 ilkbaharında harekete geçen Kanuni, büyük bir orduyla önce Tebriz'e yürüdü. Şah Tahmasp savaşı göze alamayarak şehri boşalttı; Osmanlı kuvvetleri Tebriz'e zahmetsizce girdi. Ancak uzayan ikmal hatları ve kış mevsiminin yaklaşması, şehrin kalıcı tutulmasını güçleştirdi.
Bağdat'ın Fethi
Tebriz'den güneye dönen Osmanlı ordusu 1534 kasımında Bağdat'a ulaştı. Safevi garnizonu direniş göstermeden çekildi. Kanuni büyük bir törenle şehre girdi; İmam Ebu Hanife türbesini ziyaret ederek Abbasi halifelerinin makamına sahip çıktığını sembolik olarak ilan etti. Bu ziyaret, Osmanlı halifesinin Sünni İslam'ın koruyucusu kimliğini pekiştirdi.
Stratejik Önemi
Bağdat'ın fethi Osmanlı'ya Mezopotamya'nın sulama şebekesini, Basra Körfezi ticaret yollarını ve Hac güzergâhlarının kontrolünü sağladı. Aynı zamanda Portekiz ile rekabetin sürdüğü Hint Okyanusu ticaretine kara üzerinden bir alternatif kapı araladı. 1555 Amasya Antlaşması ile Bağdat resmen Osmanlı topraklarına katıldı.