Fatih'in İlim ve Sanatı Koruması: Gentile Bellini ve Rönesans Bağlantısı

Fatih Sultan Mehmed, büyük bir savaşçı ve devlet adamı olmasının yanı sıra ilim ve sanata son derece önem veren bir padişahtı. Dönemin önde gelen bilginlerini sarayında ağırladı, Rönesans'ın önde gelen ressamlarından Gentile Bellini'yi İstanbul'a davet etti. Bu yönüyle Fatih, Doğu ile Batı kültürü arasında nadir bir köprü figürü olarak tarihe geçti.

Fatih Sultan Mehmed'in kişiliği, çoğu zaman yalnızca askeri yönüyle öne çıkarılır. Oysa sultan, aynı zamanda döneminin en kültürlü ve entelektüel hükümdarlarından biriydi. Arapça, Farsça, Rumca ve Sırpça başta olmak üzere birden fazla dil bilen Fatih, matematik, astronomi, tarih ve felsefe alanlarında güçlü bir altyapıya sahipti. İstanbul'u yeniden inşa etme vizyonu, yalnızca taş ve harçla değil bilim ve sanatla da besleniyordu. Fatih'in sarayı, dönemin önde gelen alimlerini ve sanatçılarını çevreleyen canlı bir entelektüel merkeze dönüştü. İslam dünyasının önde gelen bilginleri İstanbul'a davet edildi; onlara maaş ve barınak temin edildi. Bu bilginler hem sarayda hem de Fatih tarafından kurulan medreselerde görev yaptılar. Öte yandan sultan, fethedilen Bizans topraklarındaki Rum bilginlerin ve kütüphanelerin korunmasına da özen gösterdi; pek çok Bizans elyazması ve değerli kitap muhafaza edildi. Fatih'in kültürel açıklığının en çarpıcı örneği, Venedikli ünlü ressam Gentile Bellini'yi İstanbul'a davet etmesidir. 1479'daki Osmanlı-Venedik antlaşmasının ardından Venedik, sultanın bu isteğine karşılık verdi ve Bellini'yi İstanbul'a gönderdi. Bellini 1479-1481 yılları arasında İstanbul'da kaldı. Bu süre zarfında Fatih Sultan Mehmed'in portrelerini yaptı; bugün hâlâ bilinen Fatih portreleri büyük ölçüde Bellini'nin eserlerine dayanmaktadır. Ayrıca şehrin çeşitli görünümlerini ve saray hayatını aktaran çizimler de yaptı. Bu ilişki, Doğu-Batı kültürel etkileşiminin on beşinci yüzyıldaki en somut örneklerinden birini oluşturur. Bir Osmanlı padişahının Rönesans ressamını davet edip portresini yaptırması, dönem için son derece alışılmadık bir davranıştı. Bu tutum, Fatih'in batı uygarlığına karşı duyduğu merakı ve açıklığı açıkça yansıtmaktadır. Sadece fetihle değil diyalogla da tarih yazan bir hükümdar portresi çizmektedir bu olgu. Fatih ayrıca İtalya'dan çeşitli sanatçılar ve mühendisler getirtti. Saray bahçeleri İtalyan üslubundan esinlenerek düzenlendi. Madalyon ve portre geleneği Osmanlı sarayına bu dönemde girdi. Sultanın bizzat kendi madalyonlarını İtalyan sanatçılara yaptırdığı bilinmektedir. Tüm bunlar, Fatih'in kültürel mirası ile askerî mirasının eş değerde önem taşıdığını göstermektedir.