Venedik-Türk Savaşları (1463-1479)

İstanbul'un fethinden on yıl sonra Osmanlı Devleti ile Venedik Cumhuriyeti arasında on altı yıl süren büyük bir savaş patlak verdi. Bu uzun soluklu mücadelede Ege adaları ve Mora üzerinde hâkimiyet mücadelesi yaşandı. Savaşın sonunda imzalanan 1479 antlaşmasıyla Venedik önemli toprak kayıplarını kabul etmek zorunda kaldı.

İstanbul'un 1453'te Osmanlıların eline geçmesi, Doğu Akdeniz'in en büyük ticaret gücü olan Venedik Cumhuriyeti için ağır bir darbe olmuştu. Venedikliler, İstanbul'daki ticaret ayrıcalıklarını ve Ege'deki kolonilerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kaldılar. Öte yandan Fatih Sultan Mehmed, Karadeniz ve Ege'yi tam anlamıyla Osmanlı kontrolüne almayı hedefliyordu. Bu çatışan çıkarlar, iki devleti kaçınılmaz olarak savaşa sürükledi. 1463'te Arnavutluk üzerindeki anlaşmazlık savaşın fitilini ateşledi. Venedik, Osmanlı kuvvetlerine karşı Arnavutluk'ta üstlenmeye çalışıyordu. Sultan Mehmed sert bir tutumla karşılık verdi ve savaş resmen başladı. Bu uzun savaş on altı yıl boyunca Ege Denizi'nden Anadolu kıyılarına, Mora'dan Arnavutluk'a kadar geniş bir coğrafyada yoğun çatışmalara sahne oldu. Savaşın kritik noktalarından biri Eğriboz adası üzerindeki mücadeleydi. Eğriboz, Venediklilerin Ege'deki en önemli üslerinden biriydi. Osmanlı kuvvetleri 1470'te adaya yoğun bir harekât düzenleyerek adayı ele geçirdi. Bu fetih Venedik için büyük bir yıkım oldu; Eğriboz adası Venedik hâkimiyetinin Ege'deki sembolüydü. Venedik, Hristiyan Avrupalı güçlerden destek istedi; Papa, Macaristan ve Napoli ile ittifak kuruldu; ancak bu ittifakın askeri etkisi sınırlı kaldı. Savaş boyunca Osmanlı donanması sürekli gelişti ve güçlendi. Fatih Sultan Mehmed'in deniz kuvvetlerine verdiği önem, bu savaş döneminde açıkça kendini gösterdi. Yeni gemiler inşa edildi, denizci kadrosu genişletildi ve Osmanlı donanması Ege'de üstünlüğü ele geçirdi. 1479'da imzalanan Osmanlı-Venedik Antlaşması savaşın hukuki sonuçlarını belirledi. Venedik, Eğriboz başta olmak üzere ele geçirilen toprakları Osmanlı'ya bıraktı. Bunun yanı sıra her yıl belirli bir miktar vergi ödemeyi ve Osmanlı topraklarındaki Venedikli tüccarlar için bir konsolos bulundurmayı kabul etti. Karşılığında Venediklilere Osmanlı limanlarında ticaret yapma hakkı tanındı. Bu antlaşma, iki devlet arasındaki güç dengesinin Osmanlı lehine kesin biçimde değiştiğini tescil etmekteydi.